Tahran’da sessizce bekleyen renkler…
- 8 dakika önce
- 3 dakikada okunur

Kinetik sanatın öncülerinden, bir süre önce 98 yaşında yaşama veda eden dünyaca ünlü Yaakov Agam ile ilintili olarak bu yazımda sizleri 1970’li yıllara götürmek istiyorum. Günümüzde İsrael’i yok etmeyi amaçladığı için savaş durumundan yeni çıktığımız İran ile bir zamanlar nasıl da dostane ilişkiler içinde bulunduğumuzun güzel bir örneği olacak şimdi anlatacaklarım…
Yaakov Agam 1960 sonları ve 1970’li yılların başında ülkesi İsrael’de, Fransa’da ve uluslararası alanda ünlü olmuş bir sanatçıydı. Dönemin Fransa Cumhurbaşkanı Georges Pompidou, Agam’dan Elysée Sarayındaki özel dairesinin giriş bölümünü tasarlamasını istemiş. Böylece Agam en ünlü eserlerinden biri olan “Salon Agam”ı tamamlar ve saraya yerleştirir.
Resmi bir ziyaret için Paris’e gelen İran Şahına eşlik eden İmparatoriçe Farah Pahlavi, tanıdığımız adıyla Farah Diba Elysée’de Yaakov Agam’ın eserine hayran kalır. Sanatçı hakkında daha fazla bilgi ister. Ve kendisi için özel bir Yaakov Agam sunumu hazırlanır.
Aslında Farah Diba Tahran’ı modern sanatın en önemli merkezlerinden biri haline getirmeyi amaçlıyordu. Bu vesile ile Agam’ın çok sayıda eserini, hatta Picasso’dan Warhol’a birçok ünlü sanatçının eserlerini satın aldı. Marc Chagall, Camille Pissaro, Mark Rothko gibi o dönemin ünlü Yahudi sanatçılarının bazı eserlerini de müze için sahiplendi. Onun himayesinde kurulan Tahran Museum of Contemporary Art, Avrupa ve ABD dışındaki en önemli modern sanat koleksiyonlarına sahip oldu.
Bu hikâyenin en ilginç kısmı, Yaakov Agam ile oğlu Ron Agam’ın İmparatoriçenin davetlisi olarak 1977 yazında Tahran’a gitmiş olmalarıdır. Tahran’da kaldıkları üç hafta süresince İran’ın ileri gelen kültür insanlarıyla görüştüler, kraliyet ailesinin davetlerine katıldılar, satın alınan eserlerin müzeye yerleştirilmesiyle ilgilendiler.
Yaakov Agam’ın sanatının Farah Diba’yı etkilemesinin nedeni yalnızca estetik güzelliği değildi, eserlerin arkasında derin bir düşünce dünyası vardı. Agam’ın tasarımlarına bakıldığında ve biraz sağa veya sola geçildiğinde farklı bir görüntü ortaya çıkar. Agam bir söyleşide şöyle demişti: “Batı sanatı çoğu zaman bir anı dondurur, Yahudi düşüncesi ise zamanı ve değişimi kutsar.”
Agam gençliğinde Tevrat, Talmud ve mistik Yahudi düşüncesiyle tanıştı ve Kabala’daki, “Gerçeklik çok katmanlıdır”, “Aynı şey, farklı açılardan farklı görünebilir”, “İnsan gördüğü şeyin tamamını tek bakışta kavrayamaz”, “Hareket ve zaman yaratılışın ayrılmaz parçalarıdır” gibi fikirlerden etkilenmişti. Bu nedenle eserlerinde ışık, renkler, geometri ve hareket vardı. Anlaşılan Farah Diba’nın ilgisini çeken ve beğenisini kazanan Agam’ın eserlerinin bu bağlamdaki özellikleriydi.
Ne yazık ki bu bahar dönemi kısa sürdü, bu kültürel açılımın üzerinden sadece iki yıl geçti, 1979 İslam Devrimi sonrası İran kültürel ve sanatsal açıdan da dünyaya kapandı. Eserlerin çoğu depolara kaldırıldı ve kamuoyuna gösterilmedi. Bugün araştırmacılar Tahran Modern Sanatlar Müzesinde Yaakov Agam’ın en az on eserinin bulunduğunu tahmin ediyorlar.
Sanat tarihçileri bu olayı bir İsraelli sanatçının eserlerinin İran’ın modern sanat koleksiyonuna girmesine yol açan en önemli kültürel karşılaştırmalardan biri olarak değerlendirirler. İslam Devriminden sonra ilişkiler tamamen değişmiş olsa da Agam’ın bazı eserlerinin Tahran’da bulunuyor olması tarihin ilginç ironilerinden biridir.
Bu hikâyede beni en çok etkileyen ayrıntılardan biri şudur: 1977 yazında bir İsrelli sanatçı İran’da devlet konuğu olarak ağırlanıyor, imparatoriçe onun eserlerini kişisel olarak seçiyor ve ülkenin en önemli müzesine yerleştiriyor. Sadece iki yıl sonra ise İran bambaşka bir siyasi dünyaya giriyor. Yaakov Agam’ın Tahran’daki eserleri bugün adeta o yok olmuş dönemin sessiz tanıkları olarak varlığını sürdürüyor.
Farah Diba’nın özenle seçtiği Agam’ın, Chagall’ın, Pissaro ve diğerlerinin Tahran’da suskunca gün yüzüne çıkmayı bekleyen eserleri bize şunu fısıldıyor: Rejimler değişebilir, siyaset düşmanlık üretebilir, ama sanat bir zamanlar kurulmuş köprülerin varlığını unutturmaz…
Nelly BAROKAS
İYT dip not :
İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.
Bir önceki yazımı okudunuz mu?



Yorumlar