top of page

Türkiyeliler Birliğinin yeni başkanını tanıyalım…


ETİ ADATO GRANİT ile söyleştik


Türkiyeliler Birliği (İYT) seçimlerinin ardından Ovi Roditi Gülerşen Moatsa başkanlığına, Eti Adato Granit de yönetim kurulu başkanlığına seçildiler. Gülerşen ile birlikte eş başkanlık görevine başlayan Eti Adato Granit ile aliya deneyimi, ülkeye uyumu, ailesi, mesleki kariyeri, Türkiyeliler Birliğinde ileriye yönelik hedefleri ve Sefarad kültür ve geleneklerine tutkusu konusunda söyleştik.

 

Nelly BAROKAS


Eti Adato Granit ve Ovi Roditi Gülerşen Moatsa seçimleri sonrası


Küçük yaşta ailenle Türkiye’den göç ettin. Türkiye’de geçen çocukluk yıllarını anlatır mısın?

 

Eti Adato Granit Edirne Büyük Sinagogunda anne ve babasının kucağında


Bayram günleri büyükanne ve büyükbabam beni büyük sinagoga götürürlerdi, oradaki makamla okunan duaları halen hatırlarım. Türk komşularımızla ilişkilerimiz çok samimi ve candandı, karşılıklı saygıya dayanırdı, hatta ebeveynlerimizin onlarla arkadaşlık ilişkileri de vardı. Bayramlarda evimize ziyarete gelirler, annem onlara o bayramın özelliklerine uygun ikramlarda bulunurdu. Onların bayramlarında da karşı ziyaretler yapılırdı.

 

Okulda, sınıfın tek Yahudi öğrencisi olduğum halde, herkes bana sevgi gösterirdi, müzik ve bale kursuna devam ederdim, akordeon ve org çalardım. Babam okul aile birliğindeydi.

 

Eti’nin babasının Edirne’deki işyeri, benzin istasyonu

 

Hangi yılda aliya yaptın? İsrael’deki ilk yılların nasıldı? Ülkeye kolay uyum sağladın mı?

 

1971 yılının aralık ayında ailem, büyükanne ve büyükbabam ile birlikte aliya yaptık, doğrudan Ramle’deki merkaz klitaya yerleştik. Orada çok mutluydum, farklı ülkelerden gelmiş çok sayıda çocuk vardı orada ve hiçbirimiz İbranice bilmiyorduk. Çocukların çoğunluğu Güney Amerika ülkelerindendi. İspanyolca ve Portekizce konuşuyorlardı. Evde konuşulan Ladino bana onlarla iletişim kurmamda yararlı oldu, onlarla konuşabildiğimin farkına vardım. Böylece çok sayıda arkadaşım oldu.

 

On ay kadar sonra Tel Aviv’de çok sayıda olim hadaşimin yerleştiği bir semtte yer alan bir eve taşındık. Binada genelde Amerika Birleşik Devletleri, Fransa, Hollanda, Romanya, Irak, İran, İngiltere, Kanada ve Avustralya’dan komşularımız vardı. Çocuklar ve büyükler arkadaştı, ortak sorunlarımız vardı, bu nedenle komşuluk ilişkileri gerçek dostluğa dönüştü.

Bat-Yam ile Edirne kardeş şehir anlaşmasının imzalandığı gün


Güçlükler okula gitmeye başladığımda ortaya çıktı, çünkü çocukların hepsi Sabar’dı (İsrael’de doğmuşlardı). Lisanım olmayınca, üstelik İsraellilerin hutspalığı (yüzsüzlüğü) karşısında uyum sağlamakta zorlandım. Düşünce tarzlarında büyük farklılıklar vardı. İlk iki sene öncelikle lisanı öğrendim. Her gün bir öğretmenden İbranice özel ders alıyordum. Sınıftan bir öğrenci ev ödevlerinde bana yardımcı olmaya gönüllü oldu. Abone olduğum bir gençlik gazetesini okumaya çaba gösteriyordum. İki yıl sonra liseye geçtiğimde müdür biz olim hadaşim öğrencilere hiçbir kolaylık sağlamadı. Edindiğim iyi arkadaşlarla gençlik kuruluşlarına katıldım böylece ülke koşullarına uyum sağladım. Askerlik görevime başladığımda zaten tam bir İsraelli’ydim artık… Bugün, doğduğum ülke Türkiye’deki kökenimin bilincinde, ülkemizde gururlu bir İsraelli olarak yaşamaya devam ediyorum.

 

Meslek hayatından ve aile yaşamından bahsedebilir misin?

 

Liseyi bitirmemin ardından, atudait (çok başarılı öğrencilerin askerlikten önce yüksek öğrenim okuyabilme durumu) olduğum için önce üniversitede bilgisayar bölümünü bitirdim, sonra askere gittim. Askeri görevimi tamamladığımın hemen ertesi günü bilgisayar programlama konusunda çalışma hayatına atıldım. Çalışma hayatım boyunca çok sayıda ilginç proje yönettim, bunun sonucunda büyük bir deneyim kazandım. Sigorta konusu ile ilgilendim, tarım, gazetecilik alanında araştırmalar, askeri güvenlik projeleri yürüttüm, adalet bakanlığında ve devlet savcılığında hukuki durumlarla ilgili çalışmalar yaptım. Son yıllarda Delek şirketinin bilgi işlem bölümünde üst düzey müdürlük görevinde bulundum.

 

Çalışma hayatım boyunca ülkede üst düzey yönetim kademelerinde genelde hep erkekler egemendi, bu nedenle ulaştığım düzeyden dolayı onur duymaktayım. Sonuçta çok çalışarak ve güçlü bir azimle ulaşmak istediğim konuma gelebildim. 33 çalışma yılından sonra emekli oldum.

 

Çalışma hayatımın yanı sıra kurduğum ailemde iki başarılı erkek çocuk annesi oldum. Eşim uzun yıllar Motorola’da high tech alanında üst düzey müdür görevinde bulundu. Günümüzde oğullarımız da start up şirketlerinde çalışmaktalar. Ailemiz de zamanla genişledi, altı torun sahibi olduk.

 

Çok yakında Türkiyeliler Birliği yönetim kurulu başkanı seçildin. Bu kuruluşla nasıl tanıştın ve kuruluşla ilgili çalışmaların nelerdi?

 

Ebeveynlerimin bazı kuruluşlarda gönüllü çalışmalar yaptıkları ve topluma yararlı olmaya çalıştıkları bir evde yetiştim. Türkiye’de de İsrael’de de böyleydi. İş hayatıma son vermemin ardından Bar İlan Üniversitesi Salti Enstitüsü’nde Ladino eğitimi görmeye karar verdim. Toplantılardan birinde Selim Salti ile tanıştım. Ona artık boş zamanım olduğunu, gönüllü çalışmalara hazır olduğumu, Türkiyeliler toplumunda bana önerebileceği bir görev bulunup bulunmadığını sordum. Bir hafta kadar sonra Ovi Roditi Gülerşen’in beni telefonla araması bir başlangıç oldu.

 

Başlangıçta internet sitesinin kuruluş aşamasını yürüttüm, Türkiyeli ole hadaşların database’ni içeren bir altyapı oluşturulmasında görev yaptım. Günümüzde Türkiyeliler Birliğinde çok geniş bir bilgi ağı mevcuttur. Ardından Türkiyeliler Birliğinin Göç ve Uyum Bakanlığı, Sohnut gibi devlet kuruluşlarıyla ilişkilerini güçlendirip birliğimiz için maddi kaynak bulma yönünde çalışmalar yürüttüm. Dünya Sefarad Federasyonu, Moetset İrgun Olim (ole hadaş örgütleri kurulu), Ranana, Bat Yam, Natanya, Petah Tikva ve Tel Aviv belediyeleri ile ilişkiler kurdum. Böylece Türkiyeliler Birliği dağıttığı öğrenci bursları ve çeşitli projelerde kullanılmak üzere daha fazla maddi destek alır duruma geldi.

Devlet Başkanı Herzog ile


Türkiyeliler Birliği eş başkanı olarak ileriye yönelik hedeflerin nelerdir?

 

Yeni görevimde kendime aşağıda belirttiğim hedefleri edindim. Türkiyeliler Birliğinin etkinliğinin uzun yıllar sürekliliğini sağlamak için gençleri kazanmayı planladım. Bu yıl yaşadığımız koşullar nedeniyle hedeflerimden biri de bağış toplamak. Bu amacı gerçekleştirmek bu yıl zorlu bir iş olacak. Birliğimizde yönetimde etkin olanların ve katılımcıların sayısını çoğaltmak. Vakfımızın iş birliği içinde çalışacağı kurum ve kuruluşların sayısını artırmak ve ilişkileri güçlendirmek. Türkiyeliler Birliğini her Türkiyeli ve ole hadaş için sıcak bir ev konumuna dönüştürmek.

 

Ovi Roditi Gülerşen, Moatsa başkanı ve eş başkan, sen de yönetim kurulu başkanı olarak nasıl bir iş birliği içindesiniz?

 

Ovi son altı yıl süresince Türkiyeliler Birliğinde çok sayıda etkinliği hayata geçirdi, ondan çok şey öğrendim. Birliği ülke içinde ve dışında tanınır konuma getirdi, maddi kaynaklarının güçlenmesini sağladı. Bu yolun başından beri Ovi ile iş birliği içinde çalıştık.

 

Günümüzde yönetim kurulu ve moatsa seçimlerinin ardından ben özellikle ülke içindeki ilişkileri ve projeleri yürütüyorum, Ovi dış etkinlikleri ve sosyal medya ile ilgileniyor. Her birimiz toplantılarımıza kendi özgün fikirlerimizi getiriyoruz, sonuçta ikimizin de mantıklı gördüğü kararları birlikte alıyoruz. Yönetim kurulu toplantılarında ortaya atılan fikirler oylanarak kabul ediliyor.

 

Tabii ki her şeyin yönetim kurulu üyelerinin çalışmaları sonucu gerçekleştiğinin altını çizmek gerekir. Her iki haftada bir ya zoom yoluyla ya da fiziken bir araya gelerek yönetim kurulu ile toplanmaya çaba gösteriyoruz.

 

Sohnut Başkanı Doron Almog ile bir toplantıda


Türkiyeliler Birliğinin yakında ne gibi etkinlikleri olacak?

 

Çok zor bir dönem yaşıyoruz. Çekmecemizde çok sayıda projeyi hazır durumda bekletiyoruz. Etkinliklerin gerçekleşebilmesi ülkenin her gün değişen güvenlik durumuna doğrudan bağlı.

 

Seçimlerin hemen ardından zoom aracılığıyla günlük konuşmaya dayalı İbranice eğitimi veren bir ulpan açtık. Ranana Belediyesi ile yaptığımız anlaşma uyarınca o kentte yaşayan Türkiyeli ole hadaşların belediyenin düzenlediği ulpanlardaki eğitiminin ödemesini birliğimiz karşılamakta.

 

Sohnut’un iş birliği ile birliğimizin web sitesinde iş/işçi arama bölümü açtık. Sohnut işçi taleplerini bize bildiriyor, biz de bu talepleri tercüme edip yayınlıyoruz.

 

Çekmecemizdeki hazır projelerimizden de söz etmem gerekirse…

Mayıs ayı sonunda Otef Aza’ya bir gezi planladık. 8 Haziran gecesi Cozi ile müzikal bir gece düzenleyeceğiz. Haziran ayı içinde Ladino bir gösteri olacak. Ulusal Kütüphanesi, Sefarad Federasyonu binası ile Fas Yahudilerinin müzesini gezeceğiz. Or Yehuda’da Babil ve Libya Görenekleri müzelerini ziyaret edeceğiz.

 

Ülkenin merkezinde iki gezi ve iki konferans hedefliyoruz. Türkçe ve Ladino eğitimi veren kurslar açacağız. Edirne Yahudilerinin Mutfağı kitabını tanıtma amaçlı Petah Tikva, Ranana ve Saraya binasında üç etkinlik düzenleyeceğiz.

 

Sefarad bir ailenin kızı olarak Ladino’ya, Türk Yahudilerinin adetlerine, mutfağına ve geleneklerine bağlı olduğunu biliyoruz. Bu kültürü korumayı ve çocuklarına öğretmeyi başarıyor musun?

 

Bu biraz üzücü bir konu, Ladino lisanı giderek yok olmakta. Sonuçta bu lisanı sadece akademik alanlarda öğrenme imkânı olacak. Ben kişisel olarak ailemde çaba harcıyorum, Roş Aşana, Tu Bişvat, Pesah, Şavuot bayramı geceleri aile evimde gördüğüm Sefarad Yahudilerinin mutfak tatlarını pişirmeye özen gösteriyorum.

 

Bazı yemekleri gelinlerimle birlikte pişiriyor, torunlarıma İbraniceden Ladino’ya tercüme edilmiş şarkıları söylüyor, öğretiyorum. Torunlarım bazı şarkıların İbranicesini biliyorlar, ben onlara aynı şarkıyı çocukluğumda duyduğum şekliyle Ladino lisanında söylüyorum. Bunlar genelde Hani Nahmias ile Profesör Schmuel Rafael’in birlikte tercüme ettikleri şarkılardır.

 

Torunlar bizim evde yattıkları gecelerde büyük torunuma kendi çocukluğumdan hikayeler anlatırım. Bütün bunları güzel geleneklerimizden bir nebzesini yaşatmak umuduyla yapıyorum.

Kendi hayatımı, ailemi, nesilden nesle aktarılan gelenek ve göreneklerimizi anlatan bir kitap yazmayı hedefliyorum. Bunu yapmaktaki en büyük amacım bu kitabın ailemizin gelecek nesillerine ulaşabilmesi. Sonuç olarak ülkemiz için iyi haberler diliyorum.



Comments


Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
bottom of page