ABD-İSRAEL- İRAN ATEŞKESİNİ NASIL ANLAMLANDIRABİLİRİZ?
- 2 gün önce
- 3 dakikada okunur

ABD’nin İran ile mutabakata vardığı ateşkes kararı pek çoğumuzun kafasını karıştırdı. Konuya açıklık getirebileceği düşüncesiyle “Future of İsrael” adlı sitede yer alan Joshua HOFFMAN’ın yazısını aktarıyoruz.
İran ile rakipleri arasındaki iki haftalık ateşkes, bir sonuçtan ziyade bir yeniden ayarlamadır. Bu, temel mantığı hâlâ çözümlenmemiş bir çatışmada taktiksel bir duraklamadır. İsrail ve İsrail ile hizalanmış Orta Doğu ülkelerinin perspektifinden bakıldığında bu an, gerilimin azalmasını değil, baskının yeniden dağıtılmasını ifade eder. Her aktör ateşkesi barış olarak değil, geçici, kırılgan ve koşullara bağlı bir kaldıraç olarak okumaktadır.
Ateşkes, en saf tanımıyla, düşmanlıkların durdurulmasını ifade eder. Ancak bu durumda daha doğru tanım, operasyonel bir ara verilmesidir. Taraflardan hiçbiri temel hedeflerine ulaşmamış ve hiçbiri bunlardan vazgeçmeye hazır görünmemektedir.
İran, küresel enerji piyasaları açısından kritik bir arter olan Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmayı kabul etmiştir; ancak bunu kendi taleplerinden hiçbirini elde etmeden yapmıştır: savaşın kesin olarak sona erdiğine dair garanti yok, yaptırımların kaldırılması yok, tazminat yok ve bölgesel rolünün tanınması yok.
Batı perspektifinden bakıldığında bu durum, uygulanan baskının işe yaradığının bir işareti olarak görülmektedir. Süregelen askeri saldırıların, ekonomik izolasyonun ve iç istikrarsızlığın birikimli etkisi, Tahran’ı taktiksel geri çekilmeye zorlamış görünmektedir. Boğazın yeniden açılması bir iyi niyet göstergesi değil, bir zorunluluk olarak değerlendirilmektedir.
İsrail Perspektifi: Stratejik Sabır, Koşullu Kısıtlama
İsrail için ateşkes bir fırsattır, ancak bir taahhüt değildir. Stratejik doktrini uzun süredir ön alıcı hamleler ve caydırıcılık üzerine kuruludur; özellikle nükleer yayılma ve balistik füze kapasitesi gibi varoluşsal tehditler söz konusu olduğunda.
İsrail’in hesabı nettir: ABD öncülüğündeki müzakereler, İran’ın nükleer ve füze programları üzerinde doğrulanabilir ve geri döndürülemez kısıtlamalar getirmezse, ateşkesin bir anlamı kalmaz. Askeri operasyonlara yeniden başlama seçeneği yalnızca mümkün değil, aynı zamanda İsrail’in güvenlik çerçevesi içinde meşru kabul edilir.
İsrail bu duruşta yalnız değildir. Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Ürdün ve Suudi Arabistan gibi ülkelerle örtük bir uyum, açıkça ifade edilmese de güçlü bir bölgesel mutabakata işaret eder: Zayıflamış bir İran, güçlenmiş bir İran’a tercih edilir.
Bu ülkeler kamuoyu önünde tırmanışı savunmasalar da, İran’ın ateşkesi toparlanmak için kullandığına inanırlarsa buna karşı çıkmaları beklenmez.
Amerika Birleşik Devletleri: İç Ayrışma, Dış Baskı
ABD bu sürece hem stratejik netlik hem de iç belirsizlikle girmektedir. Resmî olarak yönetim, İran’dan nükleer materyalin tamamen kaldırılmasını, uranyum zenginleştirmenin durdurulmasını ve balistik füze kapasitesinin ortadan kaldırılmasını talep etmektedir. Bunlar, İran’ı sadece sınırlamayı değil, tehdit profilini kökten değiştirmeyi amaçlayan maksimalist hedeflerdir.
Ancak bu netliğin altında siyasi bir ayrışma bulunmaktadır. Başkan ile başkan yardımcısı arasındaki gerilim, farklı önceliklere işaret eder: biri tarihsel bir miras bırakmak isterken, diğeri siyasi süreklilik ve gelecekteki konumunu gözetmektedir.
Bu ayrışma ABD politikasını felç etmese de oynaklık yaratır. Ton, zamanlama ve taktiklerdeki karışık sinyaller müzakereleri zorlaştırabilir ve hatalı hesaplamalara yol açabilir.
ABD aynı zamanda ateşkesi bozma kapasitesine de sahiptir:
Kırmızı çizgilerin sert uygulanması
Müzakerelerin çökmesi ve askeri eylemin yeniden başlaması
Diplomatik süreçleri sabote edecek operasyonlar
Bu anlamda Washington hem ateşkesin mimarı hem de potansiyel yıkıcısıdır.
İran: İç Bölünme Eşiğinde Stratejik Daralma
İran ateşkese belirgin bir baskı altında girmiştir. Hürmüz Boğazı’nı taviz almadan açma kararı, askeri, ekonomik ve siyasi baskının yoğunluğunu göstermektedir.
İçeride pragmatikler ile sertlik yanlıları arasındaki ayrım derinleşmektedir. Ekonomik çöküşe yaklaşan bir yapı, yıpranan toplum ve sürekli saldırı altındaki askeri kapasite, pragmatikleri sınırlamaların farkına varmaya zorlamaktadır.
Sertlik yanlıları ise ideolojik olarak direnişe bağlıdır.
Bu durum birkaç olasılık yaratır:
Anlaşma: zayıflık algısı ve iç tepki riski
Direniş: daha fazla dış saldırı ve ekonomik çöküş
İç istikrarsızlık: suikastlar, çatışmalar, hatta askeri darbe
Rejim bir ikilem içindedir: taviz iç bütünlüğü zedeler, direnç ise hayatta kalmayı riske atar.
Devrim Muhafızları: Bağımsız Bir “Bozucu” Aktör
Devrim Muhafızları hem rejimin temel direği hem de yarı bağımsız bir güç olarak kritik rol oynar. Ateşkesi bir zorunluluktan çok bir kısıtlama olarak görebilir.
Ateşkesi şu yollarla bozabilir:
Provokatif saldırılar
Yetkisiz askeri operasyonlar
İç güç mücadeleleri
Stratejik Gerçeklik
İran “kaybetmeden kazanma” söylemini sürdürse de gerçek tablo farklıdır: Rejim ilk geri adımı atan taraf olmuştur.
İsrail’in kritik altyapıyı hedef alan saldırıları, yalnızca askeri değil ekonomik ve toplumsal sonuçlar yaratmıştır. Köprüler, demiryolları, çelik tesisleri ve petrokimya altyapısı vurulduğunda, bu sadece askeri kapasiteyi değil, halkın yaşamını da etkiler.
Bu durum rejim için iki yönlü kriz yaratır:
Askeri yeniden yapılanma zorlaşır
İç baskı artar
Zafer İllüzyonu ve Stratejik Gerçek
Batı’daki İsrail yanlısı çevreler için bu ateşkes yetersiz görünebilir. Ancak modern devletler arası çatışmalar nadiren ani ve kesin sonuçlarla biter.
Bunun yerine aşamalar halinde ilerler:
Baskı
Adaptasyon
İç kırılma
İsrail ve ABD seçeneklerini tüketmemiştir; aksine korumuştur.
Asıl kritik unsur dış değil, İran’ın içidir.
Ekonomik zayıflık, toplumsal memnuniyetsizlik ve rejim kırılganlığı birleştiğinde, psikolojik eşik aşılabilir. Rejim güçlü görünmediğinde, protesto mümkün hale gelir.
Sonuç
Bu ateşkes baskının sonu değildir. Yeni bir aşamasıdır.
Dış baskının iç kırılmayla birleşmesi, belki de askeri bir “kesin darbeden” daha önemli sonuçlar doğurabilir.
Bu nedenle bugün eksik görünen şey, yarının belirleyici dönüşümü olabilir.
Bir önceki sosyalağlardan yazısını okudunuz mu?


Yorumlar