top of page

KATAR  Muamması

  • 1 saat önce
  • 3 dakikada okunur



Batı dünyasında son yıllarda giderek artan İsrael ve Yahudi düşmanlığının nedenleri muhakkak ki birden fazla.


Öte yanda, bu düşmanlığı körüklemekte birbiriyle yarışan  birden fazla ‘’dost olmayan’’ devlet de var.

Ben bu devletlerden birinin üzerinde ayrıntılı bir şekilde durmak istiyorum.


Katar’ın üzerinde.

 

Katar, yüzölçümü  11.581 km² olan (İsrael'in yarısı kadar), 3 milyon nüfuslu (ki nüfusun yüzde doksanı yabancı uyruklu çalışanlar) küçük bir Ortadoğu ülkesi. Ama son yıllarda Batılı dünyadaki nüfus, ülke nüfusuyla ters orantılı bir şekilde gelişiyor.


Bu yazı dizimde önce Katar’ın batı dünyası üzerindeki etkisi, sonra da akademi ve medya dünyasındaki yeriyle ilgili ayrıntılara girmek istiyorum.

 

Tarihçesine bakarsak; 1868 yılında Mohammed bin Thani Britanya ile  bir antlaşma yaparak şeyhliği değişik bir statüye sokuyor.


1871 – 1915 yılları arasında bölge Osmanlı egemenliğinde.


1916 – 1971 yılları arasında Birleşik Krallık egemenliğinde.


Ve düşünün; günümüzde özellikle Ortadoğu'da olağanüstü bir “soft power”/yumuşak güce sahip bu ülke bağımsızlığına 1971 yılında kavuşuyor. Yani ülke sadece 55, yazıyla elli beş yıllık!

Ülkenin başında 2013 yılından beri Tamim bin Hamad Al Thani bulunuyor. Ailenin sekizinci emiri.


Kişi başına düşen milli gelir ortalamasında dünya dördüncüsü Katar!


Büyük petrol rezervlerinin yanı sıra, gaz rezervlerinde dünya üçüncüsü.


Ülke şeriatla yönetiliyor.

 

Batıya şirin görünmek adına “sözde siyasal liberalizm’’ uygulandıysa da kısa bir süre sonra rejim klasik demokratik hürriyetleri baskı altına alıyor.


2000’li yıllarda ekonomisi çok gelişiyor, paralelinde siyasal gücü de gelişiyor.


2003 yılında Irak’a karşı girişilen savaşta ABD Merkez Komutanlığı karargâhına ev sahipliği yapıyor.


2011 yılında NATO güçleriyle birlikte Libya'da Gaddafi'ye karşı güçleri silahlandırıyor.


Aynı şeyi Suriye'de Başar al-Assad’a karşı da yapıyor.


Yemen'de Suudilerin Hutilere karşı müdahalesinde onlara katılıyor.


Haziran 2017’de  Suudi Arabistan, BAE, Bahreyn, Mısır ve Yemen, Katar’ı teröre destek vermekle suçlayıp diplomatik ilişkilerini kesiyorlar. Ana neden Katar’ın Müslüman Kardeşler ve İran’la sıkı bağlar kurması.

 

2021 yılında bir antlaşmayla kriz sonlandırılıyor.


Krizin sonlandırılması için adı geçen Arap ülkelerinin yanı sıra ABD’nin de onayı gerekiyor. Ve ABD’nin bu konuda ikna edilmesi için Katar’a en büyük yardım kimden mi geldi?


Başta ABD’nin Yahudi lobisinden ve hatta biraz da, İsrael'de hükümete yakın kişilerinden! (Katar, karar öncesinde çoğunluğu Cumhuriyetçi olan parlamenterleri Doha'da  çok özel ağırladı, duymak istedikleri sözleri söyledi ve “satın aldı”.)

 

Katar ‘’Yumuşak Gücü’’nü -ki ayrıntılarına ilerideki yazımda değineceğim-   kuvvetli bir politik güce çevirmesini çok iyi biliyor...


NATO üyesi olmadığı halde ABD ile çok güçlü ilişkileri var.


Aynı şekilde Çin, Türkiye, Fransa ve İran’la da bağları kuvvetli. (İran Devrim Muhafızlarını finanse ettiği söylenir istihbarat birimlerinde)


Bölgedeki İslami örgütler üzerinde büyük nüfuz sahibi. Zira onlara büyük maddi ve manevi destek veriyor. (Gerektiğinde Hizbullah'a bir milyar doları rahatlıkla verdi.)


OPEC, Arap Birliği ve Körfez İşbirliği Konseyi'nde.


Pek çok devletler ve örgütler arası arabuluculuk çalışmaları var:

Fatah – Hamas arasında ,     Lübnan İçişlerinde (2008),   Sudan – Darfur sorununda,

Afganistan barış görüşmelerinde (Taliban),   Taliban'la ABD, B.M., Japonya arasında

Gazzede,   ABD – İran tutuklu değişiminde

Ve liste uzatılabilir.

 

Katar’ın ABD ile özel bağının bir delili:

Katar vatandaşları ABD’ye, ABD vatandaşları da Katar’a vizesiz girme ayrıcalığına sahipler.

Bu durumun Katar'ın yumuşak gücüne nasıl bir katkı sağlayabileceğini şimdilik hayal gücünüze bırakıyorum.

 

Şimdiki liderin babası olan ve geçenlerde ölen Şeyh Hamd bin Halifa el Tani zamanında İsrael'in  de Katar'da temsilciliği   vardı. 2009 yılında Gazze olayları nedeniyle temsilcilik Katar tarafından kapatıldı. Katar Airways’i kuran, ülkeyi doğal gazda dünyanın bir numaralı ihracatçısı yapan bu kişi Katar’ı bugünlere taşıyan değişimin öncüsü olarak görülür....... veya görülürse de Katar’ın son otuz yıldaki inanılmaz başarısının ardında günümüz Ortadoğu arenasının en güçlü kadını yatıyor.

 

Şeyha Moza.   Ölen şeyhin ikinci eşi.


1959 doğumlu, çok iyi eğitimli, çok hırslı, çok akıllı bu kadının babası Katar ileri gelenlerinden, Müslüman Kardeşler Örgütü üyesi bir kişilikti. Dolayısıyla Şeyha Moza da M.K. ideolojisine sahip. Cihad yoluyla dünyada İslam'ı egemen kılacak olan ideoloji.


Öte yandan, filantropik davranışları, Batı'nın duymayı istediği anlatıları kullanarak sade Arap dünyasını değil, Batılıları da fethetmesini bilen güzel, şık görünümlü bir hanım Şeyha Moza.


Katar ile, El-Kardavi’nin terörü destekleyen Müslüman Kardeşleri arasındaki köprü. (Katar zamanında El-Kadıri'ye ev sahipliği yaptı, El Cezire'de terör propagandası yapmasına, cihad çağrılarına izin verdi)

Şeyha Moza cömerttir de. Hamas'ın Gazze'ye yaptığı ziyarette dört yüz milyon dolarlık bir çeki sunabilecek kadar cömert.

 

Haritadaki yeri küçücük, yerli nüfusu minnacık, sadece 55 senelik bir geçmişi olan bu ülke, - üstelik bölgemizde terörü beslemekte  en başta gelen bir ülke-  nasıl oluyor da Ortadoğu'da ve hatta batılı dünyanın büyük bir kesiminde bu kadar etkiye sahip olabiliyor?


Spoiler cevap: Bir terzi ustalığıyla...................


Ve Batı ve ABD buna neden göz yumuyor?


İlerideki yazılarımda görmeye çalışacağız.



Bondi CHAKIM

 


IYT dip not :

İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.


Bir önceki yazımı okudunuz mu?








Yorumlar


Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
bottom of page