J’Accuse! Hepimiz suçluyuz, algoritmalar da......

Giderek kutuplaştık.
Sadece yaşadığım ülkede değil, tüm dünyada bu böyle.
İsrael’de seçim günü yaklaştıkça ülkede yıllardır milleti ikiye bölen
’Bibi: İsrael’in Kralı’’ veya ‘’Yeter ki Bibi Olmasın’’ sloganları kutuplaşmayı yeni boyutlara taşıyor.
Bu haftaki yazımın amacı bir tarafı övmek veya yermek değil.
Yazılarımı izleyenler politik duruşumu bilir zaten. Geçmişteki ve de 7 Ekim’den sonraki bazı başarılarına rağmen, gerek uzun süre iktidarda kalmanın yozlaştırdığına inandığımdan, gerekse son yıllardaki ülke yararına olmayan karar ve davranışlarından dolayı başbakanın ve aşırı sağcı hükümetinin gitmesi gerektiği görüşündeyim.
Ama konum bu değil.
Konum hepimizin, veya çoğumuzun diyeyim, aşırılaşmaya, kutuplaşmaya prim vermesi. Sadece ülkemizde değil, tüm dünyada.
Kabul etmek istesek de istemesek de günümüzde geleneksel medya ve sosyal medya bizi esir almış durumda.
Elinizi kalbinize koyup düşünün: Gününüzün ne kadarını TV karşısında, e-postanızda, You Tube’da, whatsapp, instagram veya X karşısında geçiriyorsunuz?
(Sahi, bir zamanlar gazete diye bir şey de vardı sanki)
Sanırım büyük bir kısmını, yaşınız ne olursa olsun.
Medya için sıradan, olağan, olumlu,’’mainstream’’ haberler haber değildir, bunlara medyada rastlayamazsınız. (Veya bir köşede gizlenmiş bulabilirsiniz)
Kötülükler, felaketler, aşırılıklar, sıra dışılıklar manşete taşınır ancak.
Dolayısıyla medyatik olmak isterseniz uçların, kutupların her türlü aşırılıkların temsilcisi olmanız gerekir. Zira günümüzde geçerli olan, seksi sayılan, beğenilen bu.
Şu anda yıldızı düşmüş Gantz’ı ele alalım; ülkenin geçen yıllardaki en popüler liderlerinden biri.
Bir ara partisi açık ara en çok oya sahip liderdi.
Ne oldu?Şu anda barajı dahi aşamayacak durumda olduğundan muhtemelen seçimlere katılmama kararı alacak. (Yazı hazırlanırken tarih Eylül’ün yirmisi)
Gantz ne yaptı da bu duruma düştü?
Memleketi mi sattı?
Yok, hayır.
Tamam, kurnaz politikacı olamadı, Bibi’nin iktidarda kalmasına, istemeden de olsa aracı oldu, falan filan.
Ama adam iyi niyetliydi, milleti bölmek yerine birleştirmeyi istedi, denedi, aşırıcı olamadı, sağduyulu davranıp uçlara kaçmadı.
Sonuç: Onu 4-5 yıl evvel baş tacı eden bu millet, bu aynı millet, silkeleyip kenara attı.
Öte yandan bağıran, çağıran, aşırı kararlar alan veya söylemlerde bulunan gerek sağ gerekse sol liderler oylarını arttırdılar.
Bu ülkede yaşayıp değişik TV kanallarını izlemeye kalkarsanız iki değişik memlekette yaşadığınızı sanırsınız.
Kanal 12’yi açın, ülkedeki tüm kötülüklerden Bibi ve hükümeti sorumlu. Yağmur zamanında yağmazsa, Kolombiya da deprem olursa sorumlusu bu hükümet.
Kanal 14’ü açarsanız eğer, bu hükümet ve başındaki harikalar yaratıyor. İsrael hiçbir zaman bu kadar iyi olmamıştı.
Ama gerçek bu uçlarda değil, bunların arasında bir yerde. Ne var ki dinlediğiniz kanala göre, bu tek taraflılıkları dinledikçe duruşunuzda daha da katı ve radikal oluyorsunuz. Kutuplara, istemeden de olsa, çekiliyorsunuz.
Peki, algoritmalardan ne istiyorsun diye sorabilirsiniz eğer hala başlığı hatırlıyorsanız.
Algoritmaları şiddetle kınıyorum.
Zira onlar da bizim bu aşırı uçlara kaymamızda en büyük nedenlerden biri.
Niye mi?
Çünkü hepimizi şişiriyorlar; bizim neleri beğenip nelere karşı olduğumuzu bizden iyi bildiklerinden, her fırsatta, FB, Instagram, X ‘te (eski Twitter) bizi daha aşırı uçlara sürüklüyorlar.
Diyelim ki aday liderlerden Moşe’ye karşısınız. FB sayfanızda ne kadar çok Moşe aleyhtarı kişi varsa onların postlarını, yazılarını görüyorsunuz.
Ne kadar haklı olduğunuz belirginleşiyor ve Moşe’ye karşıtlığınız daha yüksek bir boyuta taşınıyor.
Tabii durumun tersi de geçerli.
Lider adaylarından Avi’ye bayılıyorsunuz.
Açıyorsunuz X’inizi. Meğer tüm dünya Avi’ye tapıyormuş.
Siz de Avi’yi daha da ilahlaştırıyorsunuz.
Sonuçta Moşe taraftarları ile Avi taraftarları birbirlerine karşı daha da hınçlanıyorlar. Kutuplaşma artıyor. Birleştirici olmayı, hiç kimsenin ne bembeyaz ne de simsiyah olmadığını savunanlar azınlıkta kalıp güçlerini ve seslerini yitiriyorlar.
Ve bence çok yazık oluyor.
İnsanlar birbirlerine yaklaşacaklarına, bu kısacık ömürde ahengi, birlikteliği arayacaklarına, aşırılıkların, kutuplaşmanın hiddeti ve öfkesi içinde yaşamlarını harcıyorlar.
Dileğim önümüzdeki seçimlerin ülkemizde bu trendi, bu eğilimi değiştirmesi; kutupların zayıflayıp, ülke çoğunluğunun asgari müştereklerde birleşebilmesi.
Aynı dileğim tüm insanlık için de geçerli.
Aynı gelişmeleri, kutuplaşmaları ABD’de, (bir yanda progresifler, diğer yanda ırkçı Naziler), Avrupa’da da yaşıyoruz. Berlin’deki güncel seçimlerde, Fransa’da yakında gerçekleşecek seçimlerde anketler bunu gösteriyor.
İnsan alemde hayal ettiği müddetçe yaşar. (Ve kutuplaşmadığı sürece de daha güzel yaşar)
Bond, CHAKIM
IYT dip not :
İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.
Bir önceki yazımı okudunuz mu?



Yorumlar