İsrael’in gözünden Nobel Barış Ödülü

2026 Nobel Barış Ödülü, Güney Afrikalı hukukçu Navi Pillay’a verildi. Uluslararası hukuk ve insan hakları alanındaki çalışmalarıyla tanınan Pillay, aynı zamanda İsrael’in Gazze’de soykırım işlediği sonucuna varan Birleşmiş Milletler soruşturma komisyonuna başkanlık etti.
İşte bu nedenle İsrael, Pillay’ın barış ödülüne layık görülmesine sert tepki gösterdi. Çünkü Pillay’ın geçmişteki tutumunun temelinde İsrael karşıtlığı vardı.
Barış adına verilen bir ödül, bazıları için umut, bazıları için adaletsizlik duygusu yaratabiliyor. İsrael açısından bakıldığında bu olay sadece başarılı bir hukukçunun ödüllendirilmesi değil. Sorun 7 Ekim 2023’te Hamas’ın gerçekleştirdiği terör saldırısının ardından güvenlik mücadelesi veren İsrael’in uluslararası kamuoyunda nasıl değerlendirildiğiydi…
İsraelliler için 7 Ekim; Hamas teröristleri tarafından öldürülen sivilleri, uygulanan cinsel şiddeti, kaçırılan rehineleri ve hala dinmeyen travmayı temsil ediyor. Bu deneyimin ardından Gazze’deki savaşın yalnızca İsrael’in eylemleri üzerinden ele alınması, Hamas’ın vahşi saldırılarının yeterince hesaba katılmadığını ortaya koyuyor.
İsrael hükümeti Navi Pillay’ın başkanlığındaki komisyonun vardığı soykırım sonucunu reddediyor ve uluslararası kuruluşların İsrael’e karşı siyasi önyargıyla hareket ettiğini savunuyor. İşte bu nedenle hükümet Nobel kararına yönelik sert açıklamalarda bulundu.
İsrael’in güvenlik kaygılarını dile getirirken Gazze’deki sivil kayıpları görmezden gelemeyiz. Aynı şekilde İsrael’e yöneltilen her suçlamayı da kanıtlanmış bir gerçek gibi görmek doğru değil.
Burada İsrael toplumunun sorduğu bir soru var: uluslararası kurumlar Hamas’ın vahşi saldırılarını, İsraelli rehinelerin yaşadıklarını ve İsrael’in güvenlik endişelerini aynı ciddiyetle ele alıyor mu? Yoksa İsrael, daha sert bir ölçüyle mi değerlendiriliyor? Yani belli bir taraf yararına ayrımcılık mı söz konusu?
Nobel komitesi bu ödülü herhalde uluslararası hukukun önemini vurgulamak amacıyla verdi. Bu sonuç bir kesimi memnun ederken, İsrael’e yönelik tartışmalı bir siyasi mesaj olarak yorumlandı.
Nobel Barış Ödülü’nün gerçek anlamı, barış adına birini ödüllendirmekten çok, barışın herkes için adil, güvenli ve mümkün olduğu bir dünyaya ne kadar yaklaşabildiğimizi hatırlatmasında yatıyor.
***
7 Ekim’den bu yana İsrael’in uluslararası alandaki imajı ağır bir sınavdan geçiyor. İsrael karşıtlığı ve Yahudi düşmanlığı belirgin biçimde artarken, kültür ve sanat dünyasında İsrael ile arasına mesafe koyanların sayısı çoğaldı.
Uluslararası sanatçıların ülkemizde sahne almaktan çekindiği, bazılarının İsrael’i boykot etmeyi siyasi bir duruş olarak benimsediği bir dönemde, farklı bir ses yükseldi: Boy George…
O İsrael’e desteğini gizlemek yerine, bunu açıkça ifade etmeyi seçti. Hamas’ın 7 Ekim saldırılarının görüntülerini izlediğinde yaşadığı sarsıntıyı dile getirdi. Özellikle yaşanan vahşetin inkâr edilmesini anlamakta zorlandığını söyledi.
Temmuz 2026’da yayınladığı “We Will Dance Again” adlı şarkısı bu tutumun en güçlü ifadesi oldu. Adını Nova Festivali’nden kurtulanların umut mesajından alan eser, katledilen gençleri anarken Yahudi toplumuyla dayanışmasını da açıkça ortaya koyuyor.
Boy George belli çevrelerce tenkit edildi, hatta tehdit edildi. Buna rağmen İsrael konserlerinden vaz geçmedi. 4 Kasım’da ilk konserini Tel Aviv’de verecek.
Bazen cesaret, herkesin sizinle aynı fikirde olması değil, yalnız kaldığınızda da inandığınız şeyi söyleyebilmektir. Boy George’un İsrael’e gelişi ve “We Will Dance Again” şarkısı çok derin anlamlar taşıyor: Dostluk… Özdeşleşme…Dayanışma…
Aşağıdaki linki tıklayıp “We Will Dance Again” şarkısını dinleyebilirsiniz.
Nelly BAROKAS
İYT dip not :
İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.
Bir önceki yazımı okudunuz mu?



Yorumlar