İsrael 78 Yaşında / Neredeydik, nerelere geldik
- 21 Nis
- 4 dakikada okunur

Doğum günlerini kutlayanlar çoğu zaman son bir yıllarının bir özet muhasebesini yaparlar.
Gelin biz bunu bugünlerde 78nci yaşını kutlayan İsrael için yapalım.
Ama son bir yılı için değil.
7 Ekim 2023 Hamas katliamından bugüne kadar geçen iki buçuk yıllık sürecin muhasebesini.
Biliyorum, 40 gün süren İran savaşının sonuçları henüz belirsiz. (Bugün 20 Nisan Pazartesi).
Bu savaşın nasıl sonuçlanacağını ola ki Başkan Trump da bilmiyordur. Ama biz yine de İsrael’in bugün varmış olduğu aşamada -ve sadece İsrael’in bakış açısından- bir durum muhasebesi yapmaya çalışalım.
Öncelikle bu sürecin iç politika malzemesi yapılmasının talihsizliğini vurgulamak istiyorum.
Kanımca ne ‘’biz bu savaştan ne kazandık ki?’’ diye iktidarı yeren muhalefet haklı, ne de ‘’kesin zafer’’ böbürlenmesini slogan haline getiren iktidar haklı.
Adetim olduğu üzere yine bir spoiler yapıp, bundan sonrasını okumak istemeyecek ‘’yeminli Bibi karşıtları’’nın zamanını heba etmeyeyim.
Kanımca ülke güvenliği açısından 6 Ekim 2023 tarihine göreceli olarak bugün, İsrael çok daha iyi bir durumda!
Tarih 6 Ekim 2023; katliamdan bir gün önce, İsrael ne durumda?
Güneyde, Gazze’de tüzüğünde İsrael’i yok etmeyi ana amaç olarak açıkça belirtmiş Hamas terör örgütü her geçen gün silahlanıp tünellerini geliştirirken, ülkenin güneyindeki yerleşimleri devamlı olarak taciz edip ölümlere ve büyük maddi zarara neden olmaya devam ediyor.
Kuzeyde Lübnanı esir almış Hizbullah terör örgütünün iki yüz bin cıvarında olduğu tahmin edilen roketlerinden çekinen İsrael, (hükümeti, muhalefeti, ordu mensupları ve halk ve medyasının hemen hepsi ortak bu değerlendirmeye) İsrael topraklarının içine kurulmuş bir gözetleme kulesine dahi müdahale etmekten çekiniyor. Hizbullah kuzey yerleşimlerini tacize devam ederken İsrael çekingen, korkak ve pasif.
Doğuda, İsraeli proksileriyle kuşatmış İran ‘’İsraele Ölüm’’ sloganını 47 yıldır yinelerken, bunu gerçekleştirecek eşiğe çok yaklaşmış durumda. Balistik füzeleriyle ve eşiğine geldiği nükleer gücüyle.
Değil sadece İsrael, tüm dünya ve tüm geçmiş dönem ABD Başkanları İran’a yan gözle bakmaktan çekindi, çekiniyor.
Suriye İran’dan Hizbullaha silah ve cephane sevkiyatında bir koridor.
Batı Şeriadaki İran destekli terör hücrelerini ve Hutileri saymıyorum bile.
İsrael halkının -mikro ölçekte- maalesef yaşadığı büyük ve onarılmaz kayıp ve acılar bir yana, Hamas’ın 7 Ekim’de diğer müttefiklerini beklemeyip tek başına hareket etmesi İsrael’in makro açıdan şansı oluyor.
Şöyle bir düşünelim:
Hamas bu hatayı yapmıyor ve İran ‘ın planladığı üzere, İran’ın belirleyeceği bir tarihte, İran, Suriye (ki İran himayesinde o sıralarda), Hizbullah ve Hamas ortak saldırıya geçiyorlar. (Bu bir komplo teorisi değil özellikle yurt dışındaki okurlarım, İran ve proksilerinin yillardir açıkça belirttikleri esas amaçları!)
Hamas güneyde katliamını yapıyor, bazı yerleşimleri ele geçiriyor. (Aynen 7 Ekim’de olduğu gibi)
Ama iş bununla bitmiyor ki!
Kuzeyde aynısını Hizbullah Radwan güçleriyle yapıyor.
Kuzeydeki bazı kasaba ve köyler, kibutslar işgal ediliyor.
Ülkenin kuzey ve güneyinde toprak kaybedilirken, eşzamanlı olarak İran balistik füzeleriyle İsraelin merkezini vuruyor.
İsrael hava savunması füzelerin büyük kısmını imha ederken, kaçırdıkları, ülkede çok fazla ölüme, büyük hasara ve paniğe yol açıyor.
Bir adım daha da ileri gideyim.
İran İsrael’e ültimatom vererek isteklerini karşılamadığı takdirde füze yağmuruna devam edeceğini ve hatta gerekirse ‘’başka bir silah’’ını kullanacağını ima ediyor.
Gafil avlanan İsrael yabancı kaynaklara göre sahip olduğu iddia edilen ‘’bir başka silah’’ını kullanmak zorunda brakılıyor.
Böyle bir durumda nasıl bir İsrael, nasıl bir Ortadoğu kalacağını düşünebiliyor musunuz?
Ben düşünmek bile istemiyorum.
Buna karşılık,- ve savaş henüz bitmediği halde- İsrael ne durumda?
Güneyde Hamas örgütü yok edilemedi ama hiç olmazsa, savaş altyapısı ve komuta kademesi büyük ölçüde zarar gördü, topraklarının yüzde ellisi, şimdilik, İsrael’in elinde ve kurulan bir uluslararası komisyon hem İsraelin güvenliğini hem de Gazze halkının yarınını düzeltmeye, garantilemeye çalışıyor.
İsrael Gazzede tüm istediklerini gerçekleştiremedi ama durumu 6 Ekim 2023’e oranla daha iyi.
Kuzeyde Hizbullah bitirilemedi ama savaş altyapısı ve komutanları büyük ölçüde yok edildi. Lübnanın yeni hükümeti daha akılcı ve barışçı. İranın da Hizbullah’a yardımı ve Suriye üzerinden koridoru kesilince Lübnan da yeni olumlu ve barışçı dinamiklerin oluşması olanaksız değil.
Suriyede İran ve Hizbullah yanlısı olmayan ve belki de İsrael’le bazı prensipler üzerinde anlaşabilecek yeni bir iktidar var.
İran’da rejim değişikliği maalesef henüz sağlanamadı ama gerek nükleer silahlanması gerekse balistik füze kapasiteleri büyük ölçüde zarar gördü.
Ayrıca İsrael de İran – Hizbullah ortaklığına başarıyla karşı koyabileceğini ispatladı. Ekonomisi iki buçuk senelik savaşa rağmen kendini koruyabildi. Bazı askeri uzmanların ifadelerine göre bu savaşta geliştirdiği bazı teknolojik yenilikler önümüzdeki on yılların savaş stratejisine damgasını vuracak.
İsrael, ABD’yi de yanına alarak, başta Avrupalılar, bütün ülkelerin 47 yıldır duyarsız kaldığı dünyanın lider terör ihracaatçısı İran’a ‘’DUR’’ deme cesaretini gösterdi.
Andorra ve San Marino’da olmasa da Ortadoğuda algısı çok önemli bir katman:Caydırıcılık.
İsrael caydırıcılık gücünü ve askeri imajını büyük çapta arttırdı. Bunun ilerde yeni savaşlara engel olmasını ve İsrael’in başka körfez ve Müslüman ülkelerle de yeni antlaşmalar yapmasına olanak sağlamasını umuyorum.
İsrael Hava Kuvvetleri, Mossad’ı, Aman’ı (askeri istihbarat), ordusu, birtakım hatalarına rağmen hükümeti ve özellikle de halkı bu sınavdan başarıyla çıktı.
İsrael savaşa başlarken amaçladığı bütün hedeflere ulaşamadı ama, kanımca sonuç olarak İsrael’in güvenlik durumu 6 Ekim 2023’e göre bugün çok daha iyi bir seviyede.
Not: Birincisi, savaşı savunmuyorum, tabii ki tüm savaşlar kötüdür, savaşlarda askerlerin yanısıra pek çok masum sivil de yaşamını yitirir. Bu savaşlarda da pek çok sivil Gazzeli, Lübnanlı, İranlı yaşamını yitirdi. Çok yazık ve acı. Ama bu kayıpların tek sorumlusu ölümü kutsayan İran molla rejimi ve ona bağlı proksi terör örgütleridir.
İkincisi, istedikleri kadar mecburiyetten doğsunlar, hiçbir savaş sorunları tek başına çözemez. Barış için ardından antlaşma(lar) gereklidir.
Bondi CHAKIM
IYT dip not :
İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.
Bir önceki yazımı okudunuz mu?



Yorumlar