Holokost ve Değişik bir Müslüman Ülke…
- 2 saat önce
- 2 dakikada okunur

‘’Tesettürlü Hanım yanıma yaklaştı ve konuşmaya başladı:
Holokost konusu bizim müfredatımızda yok. Burada gördüklerimden, (Polonya’daki konsantrasyon kampları), şaşkına döndüm. Bir eğitimci olarak Holokost konusunun ders kitaplarımıza girmesinin şart olduğu görüşündeyim. Holokost’u görmezden gelemeyiz. Bu konuyu öğrenmek hem yirminci yüzyıl tarihine hem de İsrael’in kuruluş nedenlerine olan bakış açımızı değiştirecektir.
Ve bunları söylerken tesettürlü kadının gözleri doldu.’’
Yukardaki sözler gazeteci/araştırmacı yazay Ben Dror Yemini’nin Yediot Ahronot gazetesindeki 14 Nisan 2026 tarihli bir makalesinden alınma.
Holokost’u andığımız geçtiğimiz günlerde ayni gazetede dünyada artış gösteren antisemitizmle ilgili bazı istatistikler de yayınlandı.
Buna göre Nisan 2025’ten Nisan 2026’ya kadar geçen sürede, antisemitik olayların yüzde yetmişi batılı ülkelerde yaşanmış, bu meyanda 19 Yahudi yaşamını yitirmiş, dünya çapında 958 antisemitik olay yaşanırken bunların üç yüzü ABD’de ve yüz otuz tanesi de Birleşik Krallıkta yaşanmış.
Bir parantez: Gerek sosyal medyanın gerekse yeni yeni kullanılmaya başlanan AI / yapay zekanın da bu artışa önemli katkıları olmuş.
Dönelim öykümüze ve bu ‘’değişik yaklaşımdaki’’ Müslüman ülkeye.
WeAreMENA adında bir örgüt var. Kuzey Afrika ve Ortadoğu’daki gençler arasında birbirlerini tanıma, birlikte yaşamayı öğrenme gibi önemli barışçıl amaçlar için eğitim veren bir kuruluş. Yarının daha güzel bir dünyasının liderlerini yetiştirmeye çalışıyor. Bu bölgedeki, (Middle East & North Africa), değişik gençlik örgütlerini bir network/ağ içinde toplayıp onları daha barışçıl, birbirleriyle iletişimli bir geleceğe hazırlıyor. 1921 yılında kurulan örgüt on beş ülkeden oluşuyor.
İşte gazeteci Yemini de WeAreMENA’nın ve Faslı Müslümanlar tarafından kurulmuş ‘’Mimuna’’ örgütünün organizasyonunda, Faslı bir grubu Almanya ve Polonya’daki temerküz kamplarına götürmüş.
Grup, Holokostu duymuş ancak olayı yerinde öğrenip yaşamayı seçen Faslı eğitmenlerden oluşmuş. Yukardaki duygusal sözler bu gruptaki Faslı bir eğitmen hanıma ait.
Fas ‘’İbrahim Antlaşmaları’’na da imza atmış değişik bir Müslüman ülke.
Ülkedeki Yahudilere her zaman iyi davranmış bir geleneğe sahip. Kraliyet ailesi her zaman ve zaman zaman sokaktaki çatlak sesleri de karşısına almak pahasına, bu azınlığı korumuş. Günümüz Fas muhalefeti de İsrael karşıtı bir tutum sergiler. Ama Kral ve Fas anayasası bunlara olanak vermiyor. (Nitekim İsrael’de yaşayan Fas asıllı Yahudiler de doğdukları ülkeye ve geleneklerine son derece bağlılar).
Fas’ta binlerce yıllık bir geçmişe sahip Yahudiler ülke anayasası ile de koruma altına alınmışlar. 2011 yılında Kral Altıncı Muhammed tarafından düzenlenen Anayasa şöyle diyor:
‘’Fas egemen bir Müslüman ülkedir. Birliği, Afrika (Sahra), Andalusiya, İbraniler ve Akdeniz’in etkilerinin bileşiminden beslenir ve zenginleşir.’’
Bilmem yeryüzünde anayasasında böyle bir maddeye yer veren Müslüman, herhangi bir başka ülke var mıdır?
Ve günümüzde Fas’ta da kralın önderliğinde İsrael’e karşı daha olumlu bir hava esmeye başlamış.
Demem şu ki batılı dünya antisemitizmi acendasının başına yerleştirmeye çalışırken, Müslüman dünyasında tam ters yönde olumlu gelişmeler de var. Fas, BAE, Bahreyn, Azerbaycan bunların arasında.
Batılı gençler antisemitizmle cehaleti harmanlayıp ‘’From the River to the Sea’’ diye bağırırken, Müslüman dünyasında Holokost’u öğrenmeye çalışan, Yahudilere ve İsrael’e bakış açılarını değiştirmeye çalışan gençler de var.
Dilerim İbrahim Antlaşmaları Ortadoğu’daki bu bitmek bilmeyen savaşların sonunda başka ülkeleri de kapsamına almayı başarır.
Ve genelde dünyamız, özelde ise Ortadoğu bir nebze ‘’güzelleşir’’.
Bondi CHAKIM
IYT dip not :
İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.
Bir önceki yazımı okudunuz mu?



Yorumlar