top of page

GÖZYAŞLARI HERKESE EMANET EDİLMEZ.

  • 2 saat önce
  • 2 dakikada okunur



Gözlerim doldu, gözyaşlarım sel oldu. Sık sık karşılaştığımız bir duygu durumudur. Acıdan da akar, sevinçten de, kahkaha ile boğulur bazen... Ama gözyaşı herkese emanet edilmez. İnsan ağlarken kendini saklamaz, gizlemez, kendini olduğu gibi ortaya koyar. İşte bu yüzden gözyaşı sadece güvenilen kalplere gösterilir.

  

Gözyaşı, bir insanın en savunmasız, en maskesiz ve en gerçek halidir. Onu birinin yanında dökebilmek, aslında o kişiye "Sana ruhumun kapılarını açıyorum" demektir. Yanlış kişiye emanet edilen gözyaşı, ileride size karşı kullanılabilecek bir kozdur. Bu yüzden insan, ağlayacağı omuzu seçerken aslında kader ortağını seçer.

  

Gözyaşı, duygusal bir dildir. Hiç ağlayamamak, bir duygu felci ya da aşırı yüklenmiş bir savunma mekanizması olabilir. Bastırılmış duygular ise ruh sağlığını bozduğu gibi beden sağlığına da büyük zarar verir. Taşıyamadığın yükler bel ağrısı, taşıyamadığın aşklar kalp çarpıntısı, hazmedemediğin olaylar mide sancısı olarak geri döner.

 

Geçmiş nesillerde ağlamanın bir yük olduğu söylense de aslında ağlayamamak kişinin duygularının yok olmasıdır. Bu yüzden gözyaşı bir zayıflık değil, insanın hâlâ yaşadığını, hissettiğini ve iyileşmeye ihtiyacı olduğunu kanıtlayan bir arınmadır. Bu arınma haline katarsis denir. Katarsis, kişinin içinde biriken duygu ve gerilimlerin açığa çıkmasıyla yaşadığı ruhsal arınma ve rahatlama hâlidir.

 

Yunancadan gelen bu tabir içini boşatmak ve hafiflemek anlamına da gelir. Katarsis deyimi sadece ağlamak için kullanılmaz. Yazmak, anlatmak, sanat yolu ile kendini ifade etmek de katarsis örneğidir. Toplumun dayattığı en büyük yanılgılardan biri gözyaşlarını gizlemenin güç göstergesi olduğudur.  Oysa “güçlü durmalısın” maskesi kırılganlıklarını göstermekten korkmak ile eş değer. Kırılganlıklarını göstermekten korkmamak doğru hikâyeyi yazar. Tıpkı Japonların kintsugi sanatı gibi. Japonlar “kırkların arasından ışık sızar” derler, kırıkları yapıştırır altın ile boyarlar.

 

Gözyaşı silmek de bir sanattır. Kimi hoyratça, kim nazikçe, kimi         duygusuzca siler. Bilemez ne yapacağını. Ağlama, değme gibi sözler sarfeder. Değmez bir kişiye verilecek en kötü nasihattir. O durumda kendini karşısındakine verdiği değer için sorgulamaya başlar. Başkası anladı, ben anlayamadım gibi düşüncelere kapılır.

  

O yüzden gözyaşı o yaşları anlayabilenin yanında dökülür. Yargılayana değil, empati yapabilene teslim edilir. İşte bu yüzden doğan çocuğun ağlaması istenir. Hatta ağlamaz ise poposuna bir şaplak atılır. O anda yanında bulunanlar o ilk çınlamayı adeta unutulmaz bir senfoni gibi dinlerler. Zaten doğan bebeğin yanında onu en iyi anlayan annesi ve anneye yardım eden müthiş bir sağlık ekibi vardır. Ve bu ekip her defasında aynı duyguyu tekrar tekrar hisseder.

 

“İşte bu dünyaya yeni bir umut geldi. Kim bilir insanlık tarihinde nasıl bir yer alacaktır.”


Feride PETİLON


IYT dip not :

İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.

 Bir önceki yazımı okudunuz mu?









Yorumlar


Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
bottom of page