top of page

Gece yarısı Kütüphanesi



Matt Haig : Geceyarısı Kütüphanesi

Stella Namet Abulafya




Öyle bir anda olduğunuzu düşünün ki, saat 00.00.00 ve inanılmaz bir şey deneyimliyorsunuz…


Tanıdığınız biri size mentorluk yapıyor ve size soruyor; “Şu anda hangi keşke anına geri dönüp onu yaşamak ve seni nereye taşıdığını görmek istersin?”


Bunun bir bilim kurgu romanında olduğunu anladığınızı biliyorum ama bu başlığı okuduğunuzda acaba kaçınız durup keşke’lerinizi düşünmediniz?


Gece Yarısı Kütüphanesi geçtiğimiz yıl Goodreads Ödülleri oylamasında “Yılın Romanı” seçildi. Tüm dünyada oldukça ses getiren bu roman, birçok lisana çevrilip okurlarıyla buluştu.


Yazar Matt Haig’in ilk kitabıydı, okuduğum... 1975 doğumlu İngiliz yazarın Zamanı Durdurmanın Yolları ve Nevrotik Bir Gezegenden Notlar kitaplarıyla, Ölü Babalar Kulübü isimli bir çocuk kitabı, İnsanlar ve Yaşama Tutunmak İçin Nedenler isimli iki de kurgu dışı kitabı bulunuyor. Gençlik yıllarında yaşadığı ve hala süre gelen ruhsal sorunlarını dünya gündemiyle harmanlayan yazar kitaplarında sosyal medyaya, teknolojinin zararlarına, siyasete ve iklim değişikliğine dikkat çekiyor.


Kitapta, ana karakter Nora Seed’in yaşamına konuk oluyoruz. Nora, hayatı boyunca yaptığı birçok seçimden pişman olmuş, 30’larında bir kadın. Ailesiyle arası bozuk, işinden memnun değil, evlenmekten vaz geçmiş, ömrünü sevmediği bir kasabada geçirmekte olan bir kadın. Üst üste yaşadığı kötü olaylar sonucu intihar etmeye karar verir ve eder de.


Kitap buraya kadar sakin ama bu andan itibaren kurgusuna hayran kalacağınız, altı çizilesi cümleler sizleri ağırlamaktan keyif duyacaktır!


Olan oluyor ve Nora gözlerini tekrar açtığında, kendisini bir kütüphanede buluyor; saatin sürekli 00.00.00 olduğu, Gece Yarısı Kütüphanesi’nde Üstelik bu kütüphanenin başında da okul yıllarında müdavimi olduğu kütüphanenin görevlisi Bayan Elm var.


“Yaşamla ölüm arasında bir kütüphane var,” dedi Bayan Elm. “Bu kütüphanedeki raflar sonsuza kadar gider. Her kitap yaşamış olabileceğin başka bir hayatı yaşama şansını sunar sana. Farklı seçimler yapmış olsaydın şu an nasıl bir hayatın olacağını görürdün… Pişmanlıklarını telafi etme şansın olsaydı, bazı konularda farklı davranır mıydın?”


Nora, bu kütüphanedeki sayısız kitabın kendi seçimleri doğrultusunda yaşanacak “paralel hayatlar” olduğunu öğreniyor. Tabii bir de kocaman bir Pişmanlıklar Kitabı var. Bayan Elm, Nora’ya ikinci bir şans verildiğini söylüyor. Bu şans sayesinde hangi seçiminin nasıl sonuçlanacağını görebileceği sayısız hayatı deneyebiliyor. Böylece pişmanlıklarıyla yüzleşmek, ‘ya farklı davransaydım ne olurdu’ sorusuna cevap bulmak için yeni hayatların içinde buluyor kendini. Yazarın geçmişinde intihara kalkışmış olması da bu kitabı daha gerçekçi kılıyor.


Kitabı okurken, sık sık durup ‘acaba hayatımda değiştirmek istediğim herhangi bir seçimim oldu mu?’ diye sorguladım. Ya çocukken Israel’e ailece yerleşmiş olsaydık, ya psikoloji okumak için yeniden sınava girseydim, ya Anadolu yakasındaki evimden hiç ayrılmasaydım, acaba, acaba, daha fazla acaba…


Kitap bize hayatımızdaki küçücük bir seçimin bile yaşamımızı ne kadar çok değiştirebileceğini gösteriyor. Yaşadığımız olaylara takılıp, hayatın getirdiği güzelliklere karşı körleşiyoruz. Gitgide daha karanlık bir tarafa eğiliyoruz ve Matt Haig bize bunu yapmamamız gerektiğini, nasıl daha farklı düşünebileceğimizi bir arkadaşla sohbet edercesine anlatıyor.


Nora aslında BİZ’iz! Kitabı akıcı ve sevilir yapan da Nora’nın paralel hayatlarından en azından birinin bizlere mutlaka tanıdık geliyor olmasında. Keşkeleri samimi. Pişmanlıkları gerçek. Sonra kendi ‘ya’larıma baktım. Baktım ki bunlar pişmanlık değil sadece meraklar… Yani pişmanlık kitabınız yoksa, yaşadığınız anın en güzel olduğunun altı çiziliyor kitap boyunca..


Diyeceğim o ki, pişmanlıklarımızın bizleri geride bırakmasına izin vermeden, onları bu yaşamımızda gerçekleştirmeliyiz. 50’sinde motosiklete binip, 40’ında baleye başlayabiliriz. 30’unda gitar çalmaya, 70’inde tenise… Belki de ülke değiştirmek, yeni lisan öğrenmek, hiç tanımadığınız bir kültürde yaşamak isteriz, durdurmamak lazım kendimizi, yeter ki sorumluluğunu alacak kadar cesur olalım. Yaşamak güzel ve yazarın dediği gibi, “Hayatı anlamak zorunda değilsin, yaşaman yeterli.”


Yazarın ağzından Bayan Elm kitap boyunca Nora’nın git-gellerinin arasına güzel ve anlamlı paragraflar yerleştiriyor. Örneğin; “Her yaşam milyonlarca seçim ihtiva eder. Kimi büyük, kimi küçük. Fakat bir kararın yerine başka bir karar geçtiğinde, bütün sonuçlar değişir. Dönüşü olmayan bir sapma gerçekleşir ve bu da başka sapmalara yol açar. Bu kitapların her biri şu an yaşıyor olabileceğin hayatlara açılan birer kapıdır.”


Matt Haig, her kitabında olduğu gibi, bu kitapta da insan psikolojisini çok iyi anlatıyor. Yazarın insanları çok iyi gözlemlediği bir gerçek ve bunu kitaplarında yetkin bir dille anlatıyor.


GeceYarısı Kütüphanesi yas psikolojisi, depresyon ve bireysel kararlar gibi konulara değinirken, bunu çok yalın bir dille, sakinlikle aktarıyor. Haig ustalığını konuşturarak birçok felsefi konuyu da okuru hiç yormadan satırlara ekliyor. Yaptığınız ya da yapmaya hazırlandığınız yanlışları çaktırmadan yüzünüze vuruyor. Nora’nın yaptığı seçimlerin sonuçlarını merakla okurken, aynı zaman onun yaşadığı sevinci ve üzüntüyü de hissettiğinizde, bir yazar sizi sizden daha iyi nasıl tanıyabilir diye düşünüyorsunuz.


Sizi hemen içine alacak, sayfaları merakla çevirmenize, birkaç günde hızlıca okumanıza neden olacak bir kitap olabilir ama sizde bırakacağı soru işretleri aynı hızla geçecek gibi durmuyor. Bayan Elm’in dediğine kulak verin: “Yaşam bir satranç tahtası, güzel olan da nasıl biteceğini asla bilmemek.”


Keyifli okumalar…


***


Matt Haig: Gece Yarısı Kütüphanesi; çevirmen Kıvanç Güney; Domingo Yayınevi, 2021, 296 sayfa



***

Bir sonraki yazı: 7 Eylül 2022


Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
bottom of page