top of page

Bu Seçimleri Muhalefet Kazanmayacak !

18 saat önce
4 dakikada okunur


Evet, bu seçimleri muhalefet kazanmayacak.

Bu seçimleri  İKTİDAR  ya kaybedecek, ya da kazanacak!

Son yazımda gerek ülkemizde gerekse dünyada kutuplaşmanın, aşırılaşmanın, bağırıp çağırmanın, göze batma çabalarının politikada olsun, sosyal yaşamda olsun çoğaldığını zira bu eğilimin prim yaptığını anlatmaya çalışmıştım.

 

 

Önümüzdeki çok önemli seçimlerin öncesinde de politik arenamızda bunların örneklerini yaşıyoruz hem sağdan hem de soldan.


Ne var ki seçmenlerin önemli bir kesimi bu uçlarda değil. Ortalarda.


İki, üç hafta evvelki Yediot Ahronot gazetesindeki bir alt başlık dikkatimi çekti. Haberi yazan gazeteci sizin veya benim gibi sıradan vatandaşlarla röportaj yapmış ve bunlardan ikisinin cevaplarını alt başlığa taşımıştı.

 

Birinci hanım:

‘’Şu anda başbakanımızın karşısında onun seviyesinde, kapasitesinde bir muhalefet adayı yok; ama ben oyumu ona vermiyeceğim’’ diyordu.


İkinci hanım ise:

‘’Şu anda başbakanımızın karşısında onun seviyesinde, yeteneğinde bir muhalefet adayı yok, dolayısıyla ben oyumu yine ona vereceğim’’ diyordu.


Kanımca seçimleri muhalefetin başarıları değil, bu kitlenin oyları belirleyecek.

 

Yani birinci görüşte olup iktidara oyunu vermeyecek kitle ile ikinci görüşte olup da iktidara yine oyunu verecek kitlenin oy oranları.


Bu yazımda birinci görüşteki hanımın niçin bu iktidara, (yani sadece başbakanına değil, beraberinde getireceği hükümete de) oy veremiyeceğinin nedenlerini sıralamaya çalışacağım.

 

1.    İktidarın ülkeye yaptığı en büyük hatalardan/zararlardan biri iktidarı ele alır almaz milleti ikiye bölme gayreti oldu.

Bizimle olmayanlar solcudur sloganları hem gerçekleri yansıtmayan hem de milleti ikiye bölmekten başka bir işe yaramayan kötü bir söylem. Ve bu millet tarıhinde ikiye bölünmekten çok çekti, hepimiz hatırlıyor ve biliyoruz.


     2. Hükümetin  iktidara gelir gelmez yargı reformlarını çok katı bir şekilde kanunlaştırmaya çalışması, demokrasiye bağlı büyük bir kitleyi karşısına aldı, ‘’Kaplanist’’leri doğurdu.

Gerçi yargıda bazı reformlara gereksinim vardı, gerçi kaplanistlerin davranışları da zemzem suyuyla yıkanmamıştı ama bu olayı başlatanlar iktidardakilerdi. Yargı reformlarına daha ‘’konsensus yaratıcı’’ bir yaklaşımla girilebilirdi.

Demokrasinin elden gideceğine inanan kesim paniğe kapıldı ve bu panik halen de geçmiş değil.


3.    Bu iktidara oy vermek demek sadece Başbakanı seçmek değil. Başbakan -tekrar seçilirse- beraberinde iki ağır küfeyle gelecek. Başka türlü hükümet kurması mümkün değil.

Birincisi ültra ortodokslar /harediler.

Harediler yedi cephede savaştığımız ve askere en fazla gereksinim duyduğumuz bugünlerde dahi ‘’Ölürüm de askere gitmem’’ sloganından vazgeçmediler.


Ayrıca temel eğitimi(matematik, fizik, İngilizce gibi), almamakta ve işgücüne katkıda bulunmamakta ısrarcılar. İsrael nüfusunda oranları giderek arttığı için işgücüne katkıda bulunmayıp devletten para alma konsepti sürdürülebilir bir olgu değil. Bu gidişatın devamı 30-40 sene sonra İsrael devletinin yok olması demek. Birinci görüşteki hanım bunu istemiyor. (Yapılan projeksyonlara göre 2030 yılında ilkokul çağındaki çocukların çoğunluğu haredi eğitimi alacak)


4.    İkinci ağır küfe hükümette yer almaları gereken/kesin iki aşırı sağcı bakan.

Bunların bu coğrafyada yaşayan Araplara karşı tutumları çok İsraelli tarafından benimsenmiyor. Ayrıca İsrael bu dünyada bütün devletleri karşısına alacak güçte olmadığına göre, aşırı sağcı politikasının da bir sürdürülebilirliği olmayacak.  (ABD dahi bu devletlerin içinde)

Sonuç. Bu ikisi ülke politikasını belirlememeli.


5.    Gelelim 7 Ekim Hamas katliamı ve sonrasına.

7 Ekim katliamında ordunun ve güvenlik güçlerinin akıl almaz ihmalleri olduğu çok kesin. Nitekim o sırada görevde olanların hemen hepsi ya istifa etti ya da görevden alındı.

Ancak olayda bir de siyasetçilerin sorumluluğu var.

20 yıldır iktidarda olan bir liderin Hamas konusunda yanlış bir konsepte tutunduğunu görmemek biraz zor.

 

Böyle bir hezimetten sonra sadece güvenlik güçlerinin değil siyasi kanadın da istifası batı normlarına göre uygun olurdu. Hadi bu yapılmadı diyelim ama arada geçen üç senelik süre zarfında olayın siyasi boyutunun soruşturmaya dahi açılmaması hem olaylarda en yakınlarını kaybedenlerin hem de ilerde tekrar aynı hatalara düşülmemesi için olayların derinlemesine incelenmesini isteyen aklı başında İsraellilerin kabul edebileceği birşey değil.


6.    Uzun süre iktidarda kalmak insanı yozlaştırır. Nitekim bugünkü başbakanımız da vakti zamanında başbakanlığın iki dönemle sınırlandırılması gerektiğini mecliste hararetle savunmuştu. Peki, yirmi sene çok uzun bir süre değil mi ?


7.    İsrael belki de ABD’den sonra yönetilmesi en zor ülke, (çevresindeki düşmanları ve terör örgütleri nedeniyle de).

 

Bu derece yönetilmesi zor bir ülkede bir başbakanın kendi mahkemeleriyle de uğraşması, devamlı yargıç önüne çıkma gerekliliği de  ülke yönetimindeki performansını düşüreceği kesin, kapasitesi ne kadar yüksek olursa olsun.. (Yargının hakkında ne karar vereceği bu şıkkın bir parçası değil)

Bu saydığım liste birinci görüşteki seçmenin bugünkü iktidara oy vermeme nedenlerinin tüm ve kapsayıcı listesi olmayabilir.


Ancak bu kısıtlı liste dahi onun oyunu bugünkü iktidar lehine kullanmaması /kullanaması için yeterli.

Benim için de.

 

Seçimlerin ülke ve millet yararına sonuçlanmasını dilerim.

 

Not: Bu yazıdaki görüşler tamamen kişiseldir ve hiçbir şekilde İYT’yi veya yöneticilerini bağlamaz.

 

Haftalık yazım burada bitti.

Ancak daha fazla zamanı ve okuma sabrı olanlarınız için eklemek istediğim bir bölüm var.

Yazımı bitirdikten sonra kendimi denetlemek için herşeyi bilen büyüğüm Chat GPT/ AI ile bir diyaloga girdim.


AI geçtiğimiz dört yılda hükümetin başarılarının ve başarısızlıklarının güzel bir analizini yaptı. Yazımdaki ikinci seçmeni tutanlarınız için söyliyeyim, AI da tabii ki geçen hükümetin başarıları olduğunu da onaylıyor. (Zaten ne birinci seçmen ne de ben bunu inkar etmiyoruz)


Ancak diyalogun bitiminde de yazımda en ufak bir değişiklik yapma gereksinimi duymadım.


AI analizini ilginç bir soru listesiyle sonlandırıyor.


Bunu sizinle paylaşmak istiyorum.


Sorular şunlar:

Başbakan ve hükümeti bu dönemlerinde

Ülkenin uzun vadedeki güvenliğini güçlendirdi mi?

Demokratik kurumları güçlendirdi mi?

Ve milletin sosyal bütünlüğünü güçlendirdi mi ?


Hepinizin cevabı kendine.


Bond, CHAKIM

 


IYT dip not :

İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.


Bir önceki yazımı okudunuz mu?








Yorumlar


Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
bottom of page