AI TEHLİKE Mİ?

Hiç şüphesiz 1940 ile 1990 yılları arasında doğanlar, daha önce hiçbir insan neslinin (en azından bilinen) görmediği bir teknolojik gelişmeye tanıklık ediyor.
1940 yılında doğan biri için gençliğinde evinde bir şarkıyı teypten dinlemek bir lüks sayılırken, bugün bir şarkı dinlemek son derece sıradan. İletişim araçlarının geçirdiği evrim inanılmaz. İnternet hayal bile edilemezdi. Bilgisayarların gündelik hayata entegre olması, yazılımlar sayesinde yaşanan verim artışları ve “yeniden yapılanma” adı altında pek çok insanın işsiz kalması, yaşanan teknolojik gelişmelerin doğal bir sonucuydu.
Milyonlarca kişi işsiz kaldı, ekonomik krizler yaşandı. Ancak aynı süreçte aynı teknoloji yeni şirketlerin, yeni girişimlerin ve dolayısıyla yeni iş imkânlarının ortaya çıkmasını sağladı. Ekonomiler büyüdü, gençlerin meslek seçimleri değişti. Dünya değişti.
Süreç olağan seyrinde devam ederken birkaç yıl önce yapay zekâ (AI) ortaya çıktı. İlk başta arama motorlarının yerini alabilecek basit bir uygulama gibi görünse de yapılan yatırımlar ve geliştirmelerle birçok insanın yerini alabilecek bir sisteme dönüştü. Hâlâ pek çok kişi AI’a bir sohbet robotu gözüyle baksa da kod yazma yeteneği sayesinde AI sistemleri birçok yazılım şirketi için tehdit olarak görülmeye başlandı. İnternet sitelerinin hazırlanması, internette yeni içerik üretilmesi ve birçok gündelik hesaplamanın AI’a bırakılması, beraberinde yine kitlesel işsizlik kâbusunu getirdi.
Filmler aracılığıyla, gelecekte AI’ın tüm sistemleri ele geçireceği, hatta birçok insanın ölümüne yol açacağı algısı yaratıldı. Zaman zaman AI geliştiricileri de gelişmenin çok hızlı olduğunu vurgulayarak kamuoyunu iyice korkuttu. Matrix, Terminatör gibi filmler de bu korkuyu yıllardır besliyor.
Oysa şu anda mevcut teknolojilerin tamamı birbirine entegre edilmiş değil. AI henüz blokzincir (blockchain) teknolojisine entegre olarak birçok bürokratik işlemi ortadan kaldıracak düzeye gelmedi; geldiyse bile fiilen uygulanmıyor. Böyle bir gelişme zaman kaybını önlemekle kalmaz, yolsuzlukları ve olası birçok adaletsiz uygulamayı da ortadan kaldırabilir.
Başta siyasetçiler olmak üzere hemen herkes, daha gelişmiş ve sisteme daha fazla entegre olmuş AI modellerinden etkilenecek. Bu, hiç şüphesiz toplumsal ve bireysel değişimleri beraberinde getirecek. Üstelik bu değişim, önceki teknolojik gelişmelerin getirdiğinden çok daha sert ve köklü olacak.
Ancak bu, insanın değersizleşeceği anlamına gelmiyor. AI ne kadar gelişirse gelişsin, bir insanın düşünme hızına yetişemeyecek. Bazen bir insanın bir anlık düşüncesi ya da detaylı vizyonu, veri merkezlerine sığmayacak kadar büyük olabilir.
İnsanoğluna gerçek yetenekleri ve gerçek sınırları, bilerek ya da bilmeyerek unutturuldu.
AI, hatta kuantum bilgisayarlar üzerinde çalışan AI, insan bilinciyle kolektif bir çalışmaya girebilirse, şu anda algılanmayan ya da çok az insan tarafından algılanan bambaşka gerçekler ortaya çıkabilir. Bu bağlamda insanoğlu, 19. yüzyılın sonundan itibaren içine girdiği tersine doğal seçim döneminden çıkarak bilimsel doğal seçim dönemine girebilir.
Albert NASSİ
Not: Bu yazı yapay zekâ tarafından düzeltilmiştir.
IYT dip not :
İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.
Bir önceki yazımı okudunuz mu?


Yorumlar