Semi Anlatıyor: “Bazıları İsrail ve Yahudiliği iki farklı kefeye koyuyorlar ki kesinlikle iki farklı


Fotoğraf: King Blue Condos

“Bazıları İsrail ve Yahudiliği iki farklı kefeye koyuyorlar ki kesinlikle iki farklı şeydir. Ama bir o kadar da iç içedir. Mesela İsrail politikalarından Yahudiler, özellikle buradaki Yahudiler kesinlikle sorumlu tutulamaz”

Ortak bir arkadaşımızın aracılığıyla bir araya geldiğimiz Semi ile Beşiktaş’ta bir iş çıkışında buluştuk. Kahvelerimizi söyledikten sonra, günümüzde çok tercih edilen bir isim olması sebebiyle görüşmemizin geri kalanında kullanacağımız takma ismini Semi olarak belirleyip görüşmemize başladık.

22 yaşında, İstanbul doğumlu bir Sefarad Yahudisi olan Semi ilköğrenimden üniversite eğitimi dahil olmak üzere tüm eğitim hayatını özel okullarda tamamlamış. Cemaat okullarına hiç gitmemiş olan Semi, ortaokul zamanlarında başladığı dernek hayatına da artık yaşı büyüdüğü için yine üniversite döneminde son vermiş. Üniversite eğitimi sırasında bir yandan staj yapmaya başlamış olduğu için okulu bitirdikten sonra çalışma hayatına atılan Semi, şu an özel bir şirkette çalışıyor ve ailesiyle birlikte İstanbul’da yaşıyor.

Bütün eğitim hayatı boyunca karışık okullarda okumuş olmasına rağmen arkadaş ortamının büyük bir çoğunluğunu Yahudilerin oluşturduğunu söyleyen Semi, bu durumun kendiliğinden gelişen bir süreç olduğunu anlattı. Onun tabiriyle “okul arkadaşları hep okulda kaldı” ve Yahudi arkadaşlarıyla zaman geçtikçe samimiyeti arttı. Küçük bir topluluğa dahil olmanın iyi yanları ve kötü yanlarından bahseden Semi için, özellikle eş seçimi en zoru. Bunun dışında politikadan bahseden Semi, anti İsrail ve antisemitizm kavramları üzerinde durdu. Onun ifadesiyle “durum İsrail düşmanlığı olunca herkes birleşiyor” ve fatura yine Türkiyeli Yahudilere kesiliyor. Daha fazlası için şimdi sözü ona bırakıyorum.

İsmin nasıl koyulmuş?

Dedemin isminden geliyor. Dedemin isminden türemiş isim geleneğine göre. Erkek kardeşime de annemin babasının isminden gelen bir isim koyulmuş. Türedi dediğim de sadece baş harfini almışlar büyüklerin isminin.

Annen baban ne iş yapar?

Annem anaokulu öğretmeni, babamın da kendi işi, ticaret yapıyor.

Peki Ladino konuşulur mu evde?

Anneannemler konuşuyor, babaannem konuşur, annemler anlar ama hiç konuşmazlar. Biz konuşmayız ne anlarız ne konuşuruz. Bunu benden sonrakiler de ne anlayacak ne konuşacak.

Ladinonun kaybolmakta olan bir dil olması sana ne hissettiriyor?

Üzücü, sonuçta bir kültür kayboluyor. Ama kaçınılmazdı bence bu. Kesinlikle kaçınılmaz bir şey, sadece bir cemaatin konuştuğu bir dilin kaybolmaması mümkün değil. Cemaatin kendi okulunda bile böyle bir şey yok. Yaşlılarda aksan vardır bak, Ladino aksanı. Mesela benim anneannemde vardır biraz, bazılarında daha çok vardır. Konuşmasından anlaşılır “bu kadında Ladino aksanı var bu kadın Yahudi” dersin duyduğunda. Büyükannelerimizin ailelerinde çocukların aksanları olmasın diye düzeltmeye çalışmışlar ki anlaşılmasın bir şey. Tamamen kendini koruma amaçlı yapılmış bir şey bu.

Şabat’a bakılır mı evde?

Her Cuma akşamı, ya anneannem ya da babaannemlere gideriz. Bir hafta birine, bir hafta birine. Anne tarafı biraz daha dindardır. Orada Kiduş falan okunur. Babaannemde okunmaz. Öyle bir alışkanlıkları yok. Anne tarafından dedem biraz dindardır. Yazları sinagoga gider, Büyükada’da. Ben de giderim. Mümkün olduğu kadar özellikle Cuma akşamları gitmeye çalışırım. Kaşeruta, dedemden ötürü anneannemlerin evinde bakılır. Dedem bakınca anneannem de kendiliğinden bakıyor yani yoksa kendi baktığından değil. Babaannemler bakmaz. Bayramları kutlarız, mumları yakarız, Pesah’ta hamursuz yeriz, ilk iki gece aileyle oluruz, aile masasına otururuz… Bayramlara bakılır, çok şiddetli olmasa da en azından gelenek tarafını uygularız anlayacağın.

Kipur tutar mısın?

Tutarım, ailemde de herkes tutar. Ama sinagoga geç gideriz. Eskiden adım atacak yer bulamazdın. Bu sene gittik bomboştu. Üzülmedim değil çünkü tanıdık tanımadık herkes gelirdi normalde. Senede bir kere gördüğün insanı, o gün orada görürdün. Artık onları da görmüyorsun. İnsanlar burada değil çünkü artık. Burada olsalar yine gelirlerdi diye düşünüyorum. İnançlarında bir azalma yok ama lokasyon olarak burada değiller artık.

Peki, evde Holokost konuşulur mu?

Konuşulmaz spesifik olarak. Hiçbir evde de konuşulduğunu düşünmüyorum ama herkes bilir ne olduğunu. Tabii ki denk gelirse anlatılır muhtemelen. Mesela küçükken bir yerde duyup “baba Holokost nedir?” deseydim anlatırdı bence. Derneklerde anlatılır. Konuşulduğu için ben biraz daha ilgilendim araştırma yaptım. Dernekte çocuklara anlatılır. Holokost nedir? Ne oldu? Hitler kimdir? Ne yapmış? Naziler kimdir? Nasıl bu noktaya gelinmiş? Bunlar hep anlatılır çocuklarda o bilinci oluşturmak önemli çünkü. Bence herkesin az çok bilmesi gereken bir olay ama Yahudiler nezdinde daha çok bilinir. Nasıl herkes Amerika’nın keşfini, Kolomb’u biliyorsa Holokost’u da bilmeli. Bunlar tabii ki içerik olarak bambaşka şeyler ama dünya çapında olaylar neticede ve Holokost da dünyanın kaderini etkilemiş olaylardan biri. Sırf Yahudi olmaya gerek yok bunu bilmek için, azıcık okumaya meraklı biri bunu bilmeli. Yahudi olduğumuz için belki biraz daha fazla anlam yüklüyoruz ki bu da çok doğal bir şey. Holokost dışında ülkenin tarihini de bilmek lazım mesela. Varlık Vergisi olsun, Trakya veya 6-7 Eylül olayları olsun bilinmeli. Ben şahsen tarihe meraklı değilimdir ama belli başlı kritik olayları genel kültür olarak bilirim. Dernekte de anlatılırdı bunlar büyüklerimiz tarafından.

Üniversiteye kadar karışık okullarda okuduğunu söyledin. Bu seçim kimindi?

Annemler seçti bunu. Babam çok beğenmiş okulu. Zaten yeni bir okuldu. Bir vizyon görmüş, bir ışık görmüş. Böylece oraya yazdırmışlar beni. Lise sona kadar da orada okudum. Memnun kaldım. İyi bir eğitim aldığımı düşünüyorum orada. Hayatımda da bana bir vizyon katma, bir birikim katma konusunda da çok yardımcı olduklarını düşünüyorum. O yüzden iyi anarım.

Derneğe gider miydin?

Giderdim. 11 yaşlarımdan itibaren gittim. Aslında cemaatin çok içindenim yani. Daha önce diğer görüştüğün insanlar biraz daha dışında kalmış olabilir belki. Ben tam içindeyim yani. Cemaatin de içindeyim, derneğin de içindeyim. Dernek içinde çok aktifim. Aktiftim daha doğrusu. 2 sene önce bıraktım. Çünkü bir yaştan sonra artık aşağıdan gelenlere yer açmak gerekiyor. Ondan sonra da bir daha gitmedim. Herhangi başka bir dernek aktivitesi içinde görev almadım. Diğer yandan sinagoga küçüklükten giderdim. Dedem götürürdü beni özellikle adadayken. Kışın da ancak Kipur’da falan giderim. Düzenli hiçbir zaman gitmedim. Neredeyse hiç ders almadım orada, sadece ibadete gittim. Tora dersi falan çok az aldım, ciddi anlamda hiç gitmedim diyebilirim.

Derneğe başlama kararı kimindi?

Başlarda annem zorluyordu, ben çok istemiyordum. Ama sonra yaşım ilerledikçe ben kendim gitmeyi seçtim. Keyif almaya başladım oradaki ortamdan, insanlardan, kurduğum arkadaşlıklardan. Zaten çevrem genellikle Yahudilerden oluşuyor, çok Müslüman çevrem yok. Onlarla beraber kendim devam etmeyi seçtim.

Dernek ortamında karışık bir okula gidiyor oluşun dolayısıyla Müslüman çevrenin oluşu ile ilgili bir şey denir miydi?

Ufaklıktan beri şey derlerdi, okuldaki arkadaşlarınıza buradan çok bahsetmeyin. Çünkü hem gerek yok hem de çok güvenli değil yani, ne çıkacağı belli olmuyor. Okuldakiler hafta sonları bir yerlere gittiğimi bilirlerdi konuşurduk çünkü. Bazen hafta sonu ne yaptın ne ettin falan derken bilirlerdi bir yerlere gittiğimi. Ama içeriğini ve orada ne yaptığımı bilmezlerdi. Spesifik bir şey de demezdim, özellikle sakladığım veya özellikle söylediğim bir şey yoktu. Genellikle denk düşmüyordu konuşmalar sırasında ben de söylemeye gerek duymuyordum. Denk düşerse de dernek mernek bir şeyler derdim. Spesifik bir şey demezdim de mesela arkadaşıma gidiyorum derdim. Adadan arkadaşlarımla buluştum derdim. Uydurmazdım, doğruluk payı olan şeyler derdim.

Bu durumda ne hissederdin?

Rahatsız etmezdi bu beni açıkçası. Bir de daha o yaşlardayken, 14-15 yaşlarında algılarım bu kadar açık değildi. Bu kadar bilinçli değildim ve okuldakiler de sonuçta her zaman bilirlerdi benim Yahudi olduğumu. Hiç o konuda bir sıkıntı da yaşamadım. Zaten çocukluktan beri sürekli birlikte olduğumuz için bilinirdi. Pesah’ta ben onlara matsa getirirdim mesela. Farklı bir şey olduğu için akılda kalırdı. Bir de bizim okulda çok Yahudi vardı. Pesah’ta özellikle yemekhanede özel bir menü bile servis edilirdi. Mesela kızartma çıkardı herkese, bize patates yaparlardı. Yahudi öğretmen de, öğrenci de vardı. Esasında çocuklar bunu önemsemez, yani senin ismini dinini… Okulda “nerelisin?” sorusunu bile sormadılar mesela bana. Öğretmenler ve veliler bilirse bilirdi. Çocukların umurunda değildi. Bir alışkanlık gibi bir şey oldu; Semi Semi’dir o kadar. Bunu bu şekilde kabul ettiler.

Üniversiteye kadar olan dönemde çevreni kimler oluşturuyordu?

Hafta içi okul arkadaşlarımlaydım. Hafta sonu okul dışından Yahudi arkadaşlarımla. Yazın zaten Büyükada’da hep Yahudi arkadaşlarım vardı. Okuldakiler hep okulda kaldı. Okul arkadaşlarımla okul dışında bir ilişki çok kurmadım. Onlar hep okul arkadaşı olarak kaldı. Kendiliğinden gelişen bir şeydi bu.

Peki, ailende Müslüman biriyle birlikte olursun endişesi oldu mu hiç?

Hiç öyle bir konuşma geçmedi aramızda. İlla bazı şeylerin özel olarak konuşulmasına gerek yok bana kalırsa. Annemler “mümkünse Yahudi kızlarla ilgilen” gibi bir şey demedi hiç. Bu konu konuşulmadı ama ben de bir şey sezmedim açıkçası. Hiç Müslüman kız arkadaşım olmadı bu arada. Zaten takıldığım çevre Yahudi çevresi old