top of page

Tanios Kayası– Doğu’dan Bir Öykü




Stella Namet ABULAFYA


Israel’de gündem kuzeyde sıcak. Lübnan üzerinden her gün hatırı sayılır füze atılırken, ben elimde 25 Şubat 1949’da Beyrut’ta doğmuş olan Lübnanlı yazar Amin Maalouf'tan bir kitap sectim okumak icin. Maalouf, Lübnan’da frankofon okullarda eğitim görmüş ve tüm eserlerini Fransızca yazmıştır. Yazar, Lübnan’da ekonomi ve toplumbilim okuduktan sonra 1975 yılında iç savaş çıkana kadar gazetecilik yapmış ve bu tecrübeleri, edebî hayatına, ciddi bir şekilde katkıda bulunmuştur. Bu tarihten sonra ailesiyle birlikte Fransa’ya göç etmiş yazarın kitapları kırktan fazla dile çevrilmiş ve çevrildiği dillerde geniş okur kitlesine ulaşmıştır.

 

 

Ilk iki romanı Afrikalı Leo ve Semerkant’tan sonra, yine bir Doğu öyküsü kaleme almış yazar. 1993 yılında yayımlanmış Tanios Kayasi, Maalouf’un gerçek bir hikayeden esinlenerek Goncourt Ödülü’nü kazanan eseri. Yazarın doğduğu coğrafyanın sosyo-kültürel çeşitliliği, Lübnan’ın tarihi, kimlik ve özgürlük arayışı gibi temaları da eserine ustalıkla taşımış.

 

 

Arap dünyasında sosyal, siyasal ve kültürel hayatın gelişimi, 19. yüzyılın sonlarında başta Mısır ve Suriye’ye düzenlenmiş olan Fransız seferlerinden sonra başlamış. Bu seferler sonucunda Arapların Batı ile ilişkileri önemli ölçüde gelişmiş olup bu dönem Arap edebiyatında modern dönem olarak isimlendirilmiştir. Hikayemizde 19. yüzyılın başlarında Lübnan’da geçmektedir.

 

1821 yılında, haziran ayının sonlarına doğru şato kâhyası Gerios’un eşi Lamia bir erkek çocuk doğurdu. Çocuğa önce Abbas sonra da Tanios adı verildi.

 

Bildiğim kadarıyla Tanios, Antuan adının yerel ağızdaki pek çok değişik biçiminden biriydi. Tıpkı Antun gibi, Antonios, Mtanios, Tanos ya da Tan-nus gibi…”

 

Maalouf, feodalizmin toplum üzerindeki etkisini romanında incelikli bir şekilde işlemiş. Lübnan’da bu dönemde emirlikler ve bu emirliklere bağlı küçük köyler bulunmaktadır ve bu köylerin başında da tanrıdan sonra en büyük güce sahip olduğuna inanılan şeyhler vardır. Kfaryabda köyü, şeyh Francis yönetimindedir. Tanios’un annesi Lamia, şeyhin kahyası olan Gerios’un eşidir. Dönemin şeyhleri birçok kadını baştan çıkarmakla tanınmışlardır. Şeyh Francis’in Lamia’ya da özel bir ilgilisi bulunmaktadır. Bir gün Lamia hamile kalır. Çocuk doğduğunda Şeyh ona kendi soyundan bir isim vermek ister. Bu sebeple halk tarafından çocuğun Şeyh’ten olduğu düşünülür. Halk tarafından fazla dikkat çekmemek icin de çocuğa Tanios ismi konur; fakat Tanios’un bu durumlardan hiç haberi olmamıştır.

 

Büyür ve bir gün arkadaşlarıyla oyun oynarken köyün delisi ile tartışır. Tanios, onu yere düşürür. Köyün delisi Tanios’a “Tanios-kesk” diye bağırır. Keşk yerel bir sözcük olup, köyde, gayr-ı meşru çocuklara takılan bir lakaptır. Esasında bir yemek adıdır. Çünkü şeyh bu çocukların annelerini köşke keşk yapmaları için çağırıp iğfal etmiştir. Bu durumdan habersiz olan Tanios, talihsiz bir şekilde tüm gerçeği öğrenir ve köyden uzaklaşır. İlerleyen sayfalarda konunun derinliklerine ineceğiniz on dokuz yılı heyecanla okuyacağınızdan eminim.

 

 

Amin Maalouf bu romanında Mehmet Ali Paşa dönemi Mısır’ının kırsal kesimlerindeki insanların yaşadıkları üzerinde durmuş. Bölgede yaşayan Hıristiyanlar arasındaki mezhep kavgaları, zenginlerin ve memurların halk üzerindeki tahakkümleri gibi sorunlardan şikâyet etmiş. O dönemde İngiliz ve Fransızların bölge üzerindeki siyasi çekişmesinin insanlar üzerindeki etkisi, yerel yönetimler tarafından verilen adaletsiz hükümler ve evli çiftler arası yaş farkının getirdiği sorunlar gibi konuları işlemiş.

 

Romanda, yazarın okuyucuya vermek istediği en önemli sosyal problemlerden biri de o dönemde yaşayan halkın feodal otoriteye karşı gösterdiği, korku kaynaklı kayıtsız şartsız itaattir. Ne ilginctir ki günümüz Lübnan’ında da halkın idarecilere karşı kayıtsız şartsız itaati ülkenin geleceğini söndürmüş.

Ortadoğu coğrafyasında yaşayan insanların birbirlerine olan bağlılık veya ayrılıklarını belirleyen unsur, her zaman diliminde büyük ölçüde din olmuştur. İnanç ve düşünce farklılıklarının ayrımcılık nedeni olarak görüldüğü, birlikte yaşama şartlarının sağlıklı bir zemine dayandırılmadığı ve bu nedenle şiddet ve çatışmaların iç savaşa kadar vardığı süreçler olmus. Yazar da romanında bu konularla ilgili bir cok örnekler sunmuş. Halkın çoğunluğu Katolik olan bölgede, İngilizlerin dağ köylerinden birine okul açmak istemesini siyasi bir girişim olarak değerlendiren yazar, bölgede bulunan Hıristiyanların arasında cereyan eden mezhep çatışmalarını da dini bir problem olarak okuyucunun önüne koyar.

 

Hikayenin dönüm noktası olan Tanios’un kimliğinin ortaya çıkması bölümünden sonra iyi eğitimli Tanios’un kendini gerçekleştirmesine ve bilge bir kişiliğe dönüşmesine şahit oluruz.

 

“Senin tek emelin, babanın şeyhin elini öpmesi gibi, her sabah şeyhin oğlunun elini öpmek olamaz. Kendin için yaşamak istiyorsan, okumalı ve zenginleşmelisin. Önce tahsil, sonra para. Tersi değil! Çünkü paran olduğunda tahsil görmeye ne sabrın olur ne de yaşın müsaade eder.”

 

 

Yazar, romanda olayı anlatırken üç farklı kaynaktan yararlanmış. Bu kaynaklardan biri romanda adı geçen kişilerden biri olan Keşiş İlyas’ın yazdığı “Dağlılar Tarihçesi” isimli kitap, digerleri de Papaz Stolton’un günlüğü ve Katırcı Nadir’in yazdığı “Nadir Katırcının Bilgeliği” isimli kitaptır.

Tanios, Esma isimli genç bir kıza aşık olur; fakat Esma’yla ilgili birtakım talihsiz olaylar yaşar. Bu olaylar sonucunda da babasıyla birlikte Kıbrıs’a kaçmak zorunda kalır ve bu yolculukta adeta kendini keşfetmiş olur. Tanios, köyüne geri döndüğünde köyde birçok şey değişmiştir. Sıradan yaşamına devam etmek istese de duygusal bir karmaşa içindedir. Kimliksizligine karsi olan hisleri bir gün evini terk edip köy sınırındaki kayalıklara doğru gitmesiyle sonuçlanır. Uzun süre bir kaya üzerinde oturduktan sonra kaybolan Tanios’u bir daha kimse görmez.

 

“Benim doğduğum köyde kayaların birer adı vardır. Gemi Kayası, Ayı Kafası Kayası, Pusu Kayası, Duvar Kayası, hatta İkizler Kayası vardır. Bu sonuncusuna Gulyabani Memeleri de denir. Asker Taşı denileni çok önemlidir; vaktiyle birlikler asileri kovalarken bu kayanın ardında pusuya yatarlarmış; buradan daha fazla hürmet gören, efsanelerle bunca dolu bir başka yöre yoktur. Yine de çocukluk günlerimin manzaraları rüyama girdiğinde gözümün önüne bir başka kaya gelmektedir. Heybetli bir koltuk görünümünde, kalçaların konduğu yer sanki oturula oturula yıpranmış gibi çukurlaşmış, yüksek ve düz bir arkalığı olan ve her iki yana kolçak gibi sarkan bir kaya. Sanıyorum insan adı taşıyan tek kaya odur: Tanios Kayası!”

 

Taştan bu tahtı uzun süre seyretmiş ama yanına yaklaşmaya cesaret edememiştim. Tehlikeden korktuğum için değil; köyde en gözde oyunlarımız kayalıklar arasında geçerdi, küçücük bir çocukken bile en tehlikeli yerlere tırmanarak benden büyüklere kafa tutardım. Ellerimizden ve çıplak ayaklarımızdan başka sahip olduğumuz bir şey yoktu ama tenimiz kayanın tenine yapışmayı gayet iyi biliyordu ve ne kadar heybetli olsa da, buna direnebilecek tek bir kaya yoktu. Hayır, beni engelleyen düşme korkusu değildi. Bir inanç, bir yemindi. Bu sözü, ölümünden birkaç ay önce dedeme vermiş, yemin etmiştim. “Bütün kayalara evet, ama asla ona yanaşma!” Diğer yumurcaklar da tıpkı benim gibi uzak dururlardı; aynı batıl itikatten kaynaklı, aynı kaygı yüzünden! Onlar da ayva tüyü bıyıkları üzerine ellerini koyarak söz vermiş ve aynı açıklamayı almış olmalıydılar: “Ona Tanios-keşk deniyordu. Gelip bu kayanın üzerine oturmuştu. Bir daha gören olmadı.”

 

Dağlılar Tarihçesi’nin yazarı şöyle der: ‘O gün hepsinin alınyazısı yazıldı ve mühürlendi; tıpkı bir parşömen gibi, geriye bu dürülü yazgının açılması kalmıştı.’

 

Romanın sonunda da ifade edildiği üzere bahsi geçen Tanios’un kimliksiz hayati ne cennettir ne de cehennem. Yazara göre, araf her ikisinden de zordur.

 Dedigi gibi “Bu dünyada asla en iyi şeyin olması beklenmese de, en kötüden kurtulma ümidi her gün besleniyor.”

Sanırım bir sonraki kitabım gene yazarın ‘Araplar’ın Gözünden Haçlı Seferleri’ olacaktır.

YapiKredi Yayinlari 224 sayfa

***
































Comentarios


Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
bottom of page