Sessizlik ve Kontrol


Tetsave peraşası Koenlik giysilerinin nasıl üretileceğine dair ayrıntıları içerir. Normal bir Koen, Mişkan veya Bet-Amikdaş’taki ibadet görevi sırasında dört giysi giyerdi. Koen Gadol’un ise bunlara ek olarak dört giysisi daha vardı. Bunlardan biri, Koen Gadol’un göğsüne yerleştirdiği Hoşen adı verilen bir göğüslüktü. Bu göğüslük çok renkli yün ve altın ipliklerden özel olarak dokunmuş, katlandığında kare şeklini alan bir kumaştan yapılmıştı. Kare şeklinde katlanan bu kumaşın kat yerine Urim VeTumim adı verilen kutsal isimler yerleştirilmişti. Hoşen’in üzerinde on iki Yisrael kabilesinin her birini temsilen birer değerli taş vardı. Taşların üzerinde kabilelerin isimleri ve sonunda da “Şivte Y-a” (Tanrı’nın Kabileleri) yazısı yer alıyordu. Hoşen’deki Urim VeTumim yoluyla, yetkili kişiler Tanrı’ya soru sorup, taşların üzerinde parlayan harflerle cevap alırlardı.



Hoşen’deki değerli taşlar içinde Binyamin kabilesini temsil eden taşın adı Yaşefe’dir. Bazılarına göre bu yeşim taşıdır. Bazıları ise bunu çok renkli ve şeritli bir taş, olasılıkla opal olarak açıklarlar. Hahamlarımız Yaşefe ismini “Yeş Pe” (ağız var) şeklinde açarlar. Bu açılımın amacı, taşın temsil ettiği Binyamin’e gönderme yapmaktır. Binyamin, Yosef’in, ağabeyleri tarafından satıldığını bilmesine rağmen bunu babasına bildirmemişti. “Ağzı vardı”; konuşabilirdi – ama bu kabiliyetini kullanmamayı tercih etmişti. Çünkü eğer konuşsaydı, ailenin mahvolacağını biliyordu.



Bu örnek, Binyamin’in karakterinin ketumiyet odaklı olduğunu göstermektedir. İnsan konuşkan bir canlıdır. Doğal eğilimi, bildiklerini başkalarıyla paylaşmaktır. Özellikle de Binyamin’in durumunda, hem anne hem de baba tarafından kardeş olduğu Yosef’e yapılan haksızlığı babasına anlatması kadar doğal karşılayacağımız bir şey olamaz. Ama Binyamin bu doğal eğilime üstün gelmiş ve ailenin yararı için sessiz kalmayı tercih etmiştir.


İnsanın birçok doğal eğilimi vardır. Hayatını hangi yönde çizeceği ise bu doğal eğilimlerle arasındaki ilişkiye bağlıdır. Acaba bu eğilimlerin esiri mi olacaktır, yoksa onları kontrolü altında tutup sadece doğru zamanlarda mı uygulamaya geçirecektir?



Bu konuda, yazılarını her zaman yakından takip ettiğim ve ara sıra bu yazılarımda da kendisinden alıntı yaptığım Rav Yisahar Frand’ın bir fikrini aktarmak isterim. Bereşit kitabındaki Vayetse peraşasında Yaakov’un, müstakbel eşi Rahel ile karşılaşmasını okuruz. Yaakov, Rahel’e kendisini tanıtırken “babasının kardeşi” olduğunu söyler (Bereşit 29:12). Tora’da birçok kez “kardeş” sözcüğünün “yeğen” anlamında kullanıldığını görürüz; dolayısıyla bu hayret verici değildir. Ancak Hahamlarımız burada Yaakov’un “kardeş” sözcüğünü “yeğen” değil, “yakın; aynı kategoride” anlamında kullandığını belirtirler. Bu ilk buluşmada Rahel Yaakov’u, babası Lavan’ın hilekâr biri olduğu konusunda uyarmıştır. Yaakov da ona “İş hilekârlığa kalırsa – ben onun kardeşiyim; ondan aşağı kalmam” demiştir.



Bu çok garip bir açıklamadır. Ne de olsa Tora, önceki peraşada Yaakov’u “Çadırlarda oturan bir iş tam [basit, saf, kusursuz biri]” sözleriyle nitelemiştir (Bereşit 25:27). Acaba hangisi doğrudur? Yaakov basit, dolambaçsız, düzgün bir kişi miydi, yoksa hilekârlıkta “Lavan’ın kardeşi” olacak kadar var mıydı?



Pşisha’lı Rabi Bunim pasukta Yaakov için sadece “tam” (saf, basit) değil, “ tam” (saf, basit bir adam) dendiğine işaret eder. Basitlik, saflık, Yaakov’un karakterinin başlıca dışavurumuydu. Ama tüm kişiliği saflıktan ibaret değildi; o bir “ tam”dı – basit ve saf karakterinin efendisiydi. Onu kontrolünde tutuyordu. Ve gerektiği zaman Lavan gibi bir hasım karşısında onu geriye çekip Lavan’ın dilinden konuşabilirdi.



Buna benzer bir tezadı Pirke Avot’ta da görmekteyiz. Bir yerde “Bayşan (utangaç) biri öğrenemez” (Pirke Avot 2:5) diye yazılıdır. Utangaçlığı soru sormasına bile engel olan bir kişi hiçbir zaman bir şey öğrenemeyecektir. Başka bir yerde ise “Arsız kişi Geinom’a, boşet panim (mahcup yüzlü) kişiyse Gan Eden’e” (Pirke Avot 5:20) denmektedir. Hangisi doğrudur? Utangaçlık iyi bir şey midir, yoksa kötü bir şey mi?



Bu sorunun cevabını da aynı şekilde verebiliriz. Bayşan sözcüğü kişinin tüm karakterinin utangaçlıktan ibaret olduğunu belirtir. Diğer öğretide kullanılan terim ise boşet panim, “mahcup yüzlü” şeklindedir. Bu kişinin yüzünde kendisini açığa vuran başlıca karakter özelliği utangaçlık ve mahcubiyettir. Ama tüm karakteri bundan ibaret değildir; utangaçlığının esiri değildir. Ve bu sayede, gerektiği zaman, örneğin bir şeyi adamakıllı öğrenmek üzere soru sorması gerektiği zaman, bu utangaçlığına hâkim olup ağzını açmayı bilen biridir.



Sonuç olarak, yukarıda belirtildiği gibi, herhangi bir karakter özelliğine sahip olup onu kontrol etmekle, onun bizi tamamen tanımlamasına izin vermek arasında dağlar kadar fark vardır.



Binyamin’in, şartlar gerektirdiği zaman, “var olan” ağzını açmamayı tercih etmesi, onun, insandaki doğal konuşma, anlatma eğilimini kontrolü altında tuttuğuna işaret eder. Binyamin bu niteliğini annesinden almıştı. Bilindiği gibi, Yaakov, Rahel’le evlenebilmek için Lavan’ın hesabına yedi yıl çalışmıştı. Düğün gecesi geldiğinde Lavan, Yaakov’a oyun oynamış ve Rahel yerine Lea’yı vermişti. Ve Rahel bu durumdan pekâlâ haberdar olmasına rağmen, sırf Lea’yı utandırmama adına kendi mutluluğundan bile vazgeçmiş ve doğal eğilimine karşı koyup sessiz kalmayı tercih ederek durumu Yaakov’a anlatmamıştı.



Binyamin, annesinden aldığı bu özelliği kendi soyuna da aktarmıştır. O kadar ki sessiz kalma tavrının Binyamin soyuna mensup bazı kişilerde oldukça baskın olduğu görülmektedir. Ne var ki, yukarıda açıklandığı gibi, bir karakter niteliğini kontrolü altında tutmakla o karakter niteliğinin kişiyi tanımlayacak kadar baskın hale gelmesi aynı şey değildir. İşte bunun bir örneği, yine Binyamin kabilesine mensup olan ilk Yisrael kralı Şaul’dur. Geçtiğimiz hafta Şabat Zahor’da aftara olarak okuduğumuz bölümde anlatıldığı gibi Tanrı, Peygamber Şemuel aracılığıyla Kral Şaul’a Amalek halkını imha etmesini emretmişti. O kadar ki geriye Amalek’e ait bir hayvan bile bırakılmayacaktı. Ancak Şaul bu emri tamamen yerine getirmemiş, Amalek kralı Agag’ı ve Amalek’e ait seçkin hayvan sürülerini hayatta bırakmıştı. Şemuel kendisinden hesap sorduğu zaman Şaul’un verdiği cevap çok acıdır: “Çünkü halktan çekindim ve onların sözünü dinledim” (Şemuel I 15:24). Şemuel – “Kral” Şemuel – ağzını açıp, kendi tebaasına laf söylemeye çekinmişti. İşte bu, sessiz kalma niteliğinin kişinin kontrolü altından çıkıp onu kontrolü altına almasının acı bir örneğidir. Şaul son derece tsadik, inanılmaz mütevazı bir insandı. Ama tevazu kadar yüksek bir nitelik bile, kişiye, bir kralın kral olarak görevini – üstelik bu görev Tanrısal bir emirken – yerine getirmesini engelleyecek kadar hâkim olmamalıdır. Bu zaafı Şaul’a krallığına mal olmuştur.



Bu da bizi Binyamin’in soyunda biraz daha ileri bir tarihe, bu hafta sonunda kutlayacağımız Purim bayramına temel oluşturan olaylara getiriyor. Megilat Ester’in kahramanları Mordehay ve kuzini Ester de Binyamin’in soyundan geliyordu: “Şuşan’da Yahudi bir adam vardı. İsmi Mordehay’dı; Kiş’in oğlu Şimi’nin oğlu Yair’in oğluydu – Binyamin [kabilesi] mensubuydu” (Ester 2:5).



Ester, Ahaşveroş’un sarayına alındığı zaman Megila bize şöyle anlatmaktadır: “Ester halkını ve ailesini açıklamıyordu, zira Mordehay ona açıklamaması yönünde talimat vermişti” (Ester 2:10). Ester sessiz kalacak, Yahudi olduğunu açıklamayacaktı. Ama bunun bir sınırı olmalıydı.



Aman’ın Yahudileri imha planını haber alan Mordehay mateme bürününce, Ester neler olup bittiğini öğrenmek istemişti. Mordehay durumu açıkladı ve Ester’e Ahaşveroş’a başvurmasını söyledi. Ester bu konuda tereddüt etti. Otuz gündür Ahaşveroş tarafından çağrılmamıştı ve kralın huzuruna, çağrılmadan çıkmanın cezası ölümdü. Mordehay, Megila’da beni her zaman çok etkileyen şu sözlerle cevap verdi: “Tüm Yahudiler içinde [tek başına] kralın sarayına kaç[ıp kurtul]abileceğini sanma. Zira bu zamanda sessiz kalırsan, rahatlama ve kurtuluş Yahudiler’e başka yerden gelecektir; ama [bil ki, bu durumda] sen ve babanın ailesi yok olacaksınız. Ve kim bilir; [belki de] kraliyete [tam da] böyle bir zaman için ulaşmışsındır!” (Ester 4:13-14).



Mordehay’ın Tanrı’ya güveni tamdır. Yahudiler öyle ya da böyle kurtarılacaktır. Asıl soru Ester’in bu kurtuluş senaryosunda rol alıp almayacağıdır. Ama Mordehay’ın sözlerinde bizim konumuzla ilgili nokta çok belirgindir: “Bu zamanda sessiz kalırsan!



Ester; Rahel’in ve Binyamin’in soyundan geliyordu. Sessiz kalmayı bilen biriydi. Hatta Mordehay bile ona sessiz kalmasını tembihlemişti. Ama acaba “bu zamanda” – bu kritik anda – karakter niteliğini yönetebiliyor muydu, yoksa Şaul gibi onun kontrolü altına mı girmişti? Ester için sessiz kalmak onun doğasının bir parçası gibiydi. Ama “Şimdi değil! Bu zamanda değil!” diyordu bir başka Binyamin mensubu Mordehay. “Şimdi sessiz kalmanın vakti değil! Şimdi Ahaşveroş’a gidip, Tanrı’nın Yahudi halkını kurtarmasında rol oynama zamanı!”



Sessizlik bir örnek. Bu yazıda söylenenler, her türlü huy, her türlü karakter özelliği için geçerlidir. Her ne kadar bazı karakter özellikleri “iyi”, bazıları ise “kötü” addedilirse de, bunların hiçbiri mutlak surette iyi veya mutlak surette kötü değildir. Doğru zamanda kullanıldıkları zaman hepsi iyidir. Yanlış zamanda kullanıldıkları zaman hepsi kötüdür. Onları doğru zamanda kullanmanın anahtarı, karakter niteliklerimizin – genelde iyi addedilen nitelikler bile olsa – bizi tamamen tanımlayacak kadar baskın olmasına izin vermeyip, aklıselimle onları kontrolümüz altında tutmaktır. Purim Sameah!

Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
İLETİŞİM/ליצירת קשר
ADRES/כתובת 
İletişim ve faaliyetler hakkında bilgi almak için

לקבלת מידע אודות פעילויות ההתאחדות

לרישום / אימייל

 

Tel: +972 36582936
Fax: +972 36573894

+972 36582936:טל

   +972 36573894:פקס

turkisrael@gmail.com

  • Facebook Social Icon
  • Instagram Social Icon
  • Google Places Social Icon
  • Twitter Social Icon
  • YouTube Social  Icon