PESAH YAKLAŞIRKEN






Merhaba sevgili okuyucularım. Bu haftaki yazım, sizler Pesah hazırlıkları yaparken yayınlanacak. Şimdilerde hepimiz alış verişlerde, marketlerde, sonu gelmeyen mutfak alışverişindeyiz. Pesah benim için dinden ziyade bir gelenek bayramı niteliğindedir. Günün sonunda sofradaki yiyecekler biter, herkesin uykusu gelir evlerine dönerler. Bir hafta boyunca satın alınan, ayıklanan, yıkanılan, haşlanan, pişirilen ve kızartılanlardan geriye bir avuç yiyecekle dolu kirli tabaklarla baş başa kalıverirsiniz. Ama Seder akşamlarından geriye kalan en önemli tortu, çocuklarımızın masum beyinlerinde iz bırakan gelenek, bayramın özel yiyecekleri, sofra etrafındaki heyecan, sevinç ve kıpraşmalardır. Bunlar onların körpecik masum ruhlarına öylesine işlenir ve mühürlenir ki, on yıllar sonra, artık aile büyüklerinin öte aleme göçmelerine rağmen, ninelerinin lezzetli bayram yemeklerini hasret ve sevgiyle anarlar. Gün artık onlarındır.


Küçükler anne baba olurlar, sonra dede nine olurlar ama gelenek devam eder. Aynı alışverişler yapılır, binlerce yıl, her sene yine yeniden sofralar kurulur, Mısır çıkışı anlatılır, eski anılar canlanır, hayat akıp gider. Geride kalan ise dünya durdukça devam edecek olan din, gelenek ve Tanrı inancıdır.


Pesah’ta özellikle yalnız olanları, matzamızı paylaşmak için Seder sofrasına davet ederiz. Pesah bayramı Yahudilerin Mısır’daki kölelikten kurtulup özgür bir ulus haline gelmelerini anlatan bir hikayedir. Yiyecekleri paylaşmak, kölelerin özgür insan olmalarını sağlayan ilk eylemdir. Yarından korkan, ekmeğini başkalarına sunmaz. Ama yemeğini bir yabancıyla paylaşmaya istekli olan kişi, umudun doğduğu iki şey olan dostluk ve iman konusunda yetenekli olduğunu zaten göstermiştir. Bu yüzden Sedere başkalarını bize katılmaya davet ederek başlıyoruz. Acıyı özgürlüğe çeviriyoruz.


Bazen bana öyle geliyor ki, tarihteki en bireyci toplumu yaratmış olarak, bugün özgürlük mantığını kaybetme riski ile karşı karşıyayız. Özgürlük, başkalarına zarar vermediğimiz sürece, canımızın istediğini yapmayı seçme yeteneği değildir. İhtiyacından fazlasına sahip olanları, daha azına sahip olanlarla paylaşmaya yönlendiren dayanışma duygusundan doğar. Muhtaçlara yardım, yalnızlara arkadaşlık ederek, dünyaya hürriyeti, hürriyetle ise Tanrı’yı getiriyoruz.


Pesah hikayesinin ana teması özgürlüktür. Pek çok modern Yahudi için Pesah, başkalarının acılarının bilincinde olma ve modern baskıyı, eski İbranilerin köleleştirilmesinin bir devamı olarak anlama zamanıdır. Bugün Pesah bayramını kutlayan birçok Yahudi için temel umut, tıpkı Mısır’dan kurtulan Yahudiler gibi, tüm ezilenlerin bir gün özgürlüğe kavuşacaklarıdır. Aynı zamanda, önemi zaman içinde çarpıcı biçimde değişen, Yahudi anavatanına dönüşün hikayesidir.


“Gelecek Sene Yeruşalayim”de…”Be Şana Ha Baa Be Yeruşayim”

Geleneksel olarak “Gelecek sene Yeruşalayim’de” demek Yahudiler için sadece bir dilekti. Çünkü Yahudi Yeruşalayim veya Yahudi Devleti diye bir şey yoktu. Böylece Seder, tüm Yahudilerin Mısır’dan ayrıldıktan sonra yaptıkları gibi anavatana geri dönebilmeleri dileğiyle biter. Bununla birlikte, İsrael’in kuruluşundan bu yana, bu ifadenin anlamı değişti. ”Gelecek sene Yeruşalayim’de” diyen herhangi bir Yahudi, gelecek yıl Pesah için Yeruşalayim’e gidebilir.


Bir Yahudi devletinin önemine güçlü bir şekilde inanan bir Yahudi, ”Gelecek sene Yeruşalayim’de” cümlesini, Yeruşalayim’i ve İsrael’i bugün olduğu gibi koruma ihtiyacının bir ifadesi olarak görüyor. Diğerleri, Seder’de bahsedilen “Yeruşalayim’i”, Yeruşalayim ve İsrael’in ne olabileceğine dair bir ideal olarak düşünürler-onlar için “gelecek sene Yeruşalayim’de”, İsrael’in bu ideale yaklaşması için bir duadır. Veya “Yeruşalayim” daha genel olarak ütopyanın bir sembolü olabilir ve “Gelecek sene Yeruşalayim’de” önümüzdeki yıl dünyanın barış getirme kararı olabilir.


Evet sevgili okuyucularım, sonuna geldiğim yazımı; hepinize mutlu, huzurlu, sağlıklı ve terörsüz bir şekilde kutlayabilmemiz umuduyla bitiriyorum.

Hag Pesah Kaşer ve Sameah. Sevgiyle kalın.