İyi, kötü ve çirkin / The Good, the bad and the ugly





Start up ülkesi İsrael’de sadece yüksek kazanç ve exitlere değil de topluma yararlı projelere odaklanan girişimler de artıyor son zamanlarda.


Dimona doğumlu May Piemonte iş hayatına beşinci sınıftayken evinden mayo satarak başlamış! Bugün 22 yaşında ve Vee isminde gönüllü yardımlarda bulunmak isteyen kuruluş ve kişilerle bunlara gereksinimleri olan örgüt ve insanları bir platformda buluşturan teknolojik girişimin kurucusu ve yöneticisi şu anda. Örgüt kar değil sadece filantropik amaçlı.


UBQ isimli start up ise çevreye dönük ve uzun akademik araştırmaların sonucu. Çöpü alıyor içindeki metal ve camı ayırıyor geri kalanın tümünü özel prosesi ve teknolojisiyle termoplastik bir hammaddeye dönüştürüyor. Proje ve ürün öyle başarılı ki -belirli ürünlerde kullanmak şartıyla- bu termoplastik malzeme artık Mc Donalds, Mercedes Benz ve Keter Plastik gibi şirketlerin daimi hammadde listesinde yer alıyor.Şirket yöneticilerinin ifadesine göre halen geri dönüştürülmeyen iki milyar ton ev çöpü bu prosesle çevreye geri kazandırılabilir.


Ve yapılan araştırmalara göre şirketin ürettiği her ton plastik -yirmi senelik bir süre için- 12 ton CO2 salınımına engel oluyor. Tüm dünyanın CO2 emisyonuna karşı savaş açtığı günümüzde buluş ekolojiye çok önemli bir katkı.


Topluma dönük bu yeni İsraelli start uplar arasında nesli tükenmekte olan arıların korunmasında önemli rol üstlenecek Beewise şirketiyle gerçek zamanda hastanın CT‘sini okuyarak hayat kurtaran Viz.ai gibi projeler de var.


İsraelli topluma dönük projelere yönelirken öte yandan kendi yaşam standardını yükseltmeye de devam ediyor. OECD raporuna göre ve bu ülkeler arasında -eğer çalışma hayatına katkıda bulunma konusunda cömertlilikleriyle tanınmayan aşırı dindarları ve Arapları saymazsak- yıllık kişi başına üretimimiz 49 bin dolarla ABD ve Almanya’nın arkasından üçüncü sıraya ulaşmış durumda. Kanada ve Finlandiya bizi takip eden ülkeler.


Pandemi sonrası işsizlik oranımız son derece düşük. 164 bin kişi iş ararken, 149 bin boş pozisyon çalışmak isteyecek sahibini bekliyor.


Gençler ise başka bir alem. Halen lisede okuyup da çalıştıkları hitech şirketlerinde ebeveynlerinden yüksek maaş alabilen pek çok gencimiz var.


Onsekiz yaşındaki Amit öğrenimi nedeniyle günde ancak iki saat çalışabiliyor, saatte otuz dolar kazanıyor; yaptığı iş ise yapay zekayı kullanarak kanser tedavilerinde yeni yöntemler keşfetmek.


Yine 18 yaşındaki Yonatan ise Şabak eski başkanlarından Yuval Diskinin başında bulunduğu cyber şirketinde “data scientist” olarak görev alıyor. Lise onbirinci sınıfta okurken Bar İlan Üniversitesinde matematik ve bilgisayar okumaya başlamış!


Tal ise sadece 17.5 yaşında, o da cyber’la ilgili bir işte ancak çalıştığı şirket veya örgütün adını söylemesi bile yasaklanmış ona!


Onsekiz yaşındaki Noga yaşıtlarından üç misli para kazanıyor ama işinden o kadar memnun ki bana hiç para vermeseler de seve seve bu işimde çalışırdım diyor.


İsraelli gençler bunları yaşarken içiçe yaşadıkları, aynı bölgeyi paylaştıkları Filistinli yaşıtları ne yapıyor dersiniz?


Yıllardır eğitildikleri KİN (kin, intikam, nefret) duyguları sonucu Ramazan ayında İslamın en kutsal saydığı yerlerden El Aksa camiinde taş ve kaya parçalarını toplayıp bunları “işgalci siyonistlere” fırlatmayı hedefliyorlar ve fırlatıyorlar. (Bununla da yetinmeyip attıkları havai fişekler ve ses bombalarıyla nerdeyse yangın çıkartarak bir “dinler savaşına” yol açacaklardı!). İftira kolay nasılsa. İsraelliler kutsalımızı yakıyor der, çıkarsın işin içinden. Seçtikleri hedef bu.


Ama suçlular onlar değil ki. Asıl suçlular onları bu değerlerle eğiten, şehadeti hedef gösteren yöneticileri.


Bereket İsraelde sağduyu sahibi aklı başında yöneticiler bizim aşırı sağcıların provokasyonlarını kontrol altına alıp barut fıçısının ateş almasını engelliyorlar.


Ve gençlerimizi hümanist erdemlerle, yaşamı kutsayan değerlerle yetiştirip ezici çoğunluğun, şimdilerde de olduğu gibi, aşırı sağcıları dizginleyebilmesini sağlıyorlar!