İsrail ve Avrupa - Risk Algılama Farkları



(Yazarı sesli dinlemek için tıklayınız)


Avrupa’nın genellikle riskten kaçındığı, tek bir vatandaşının dahi zarar görmemesi için detaylı kurallara boğulduğu, her ürünün veya hizmetin normlarını tespit etmeye çalıştığı tüm Avrupa vatandaşlarının ve dünyanın malumudur.


Son haftalarda AstraZeneca aşısının bazı gençlerin özellikle beyinlerinde kan pıhtılaşmasına yol açmasının sonucu olarak uygulamanın günlerce durdurulması, Avrupa’da 2nci Dünya Savaşından sonra oluşan ‘risk’ kavramına işaret eder. Aşının olumsuz neticeleri 25 milyonda 86 vaka olarak tespit edildiğine göre 1 milyonda 3,44 “yan etki”den dolayı hükümetler AstraZeneca’ya “dur, bakmamız gerek” demişlerdir.


Haklılar mı? Değerlendirelim:

· Aşının vurulmasının geçici durdurulduğu 17 ülkede Covid-19’dan haftalık ölüm sayısı 1 milyonda 200’ü geçiyor (Bulgaristan: 90,6 - İtalya: 48,56 - Fransa: 27,53 - Almanya:16,41 – İspanya:11,58 – İsveç:11,96 vs)


· Bu hesapla 1 milyonda takriben 4 vatandaşın ölüm riskini bertaraf etmek uğruna 1 milyonda takriben 200 Avrupalının (toplam 100,000) kısa bir süre içinde Covid’den ölümü göze alınmış.



· Sonuçta hem Dünya Sağlık Örgütü (WHO) hem de Avrupa İlaç Kurumu (European Medicines Agency – EMA) AstraZeneca aşısının “yan etkilerine oranla üstünlüklerinin karşı konulamayacak ölçüde” olduğunu açıklamışlar ve bazı yaş grupları dışında serbest bırakmışlardır.


Avrupa’nın bu tutumu büyük çapta 2. Dünya Savaşı’nın açtığı yaralardan sıyrılma ve vatandaşlarını koruma tutkusundan kaynaklanmaktadır. 1939- 45 arasında, Soykırım’da öldürülen ve bu hafta Yom Haşoa’da andığımız 6.000.000 Yahudi ile tahminen 60.000.000 kişi hayatlarını kaybettiler.


Bu yüzden Avrupa Birliği ekonomik olmaktan öte bir “barış projesi” olarak bundan böyle hiç bir Avrupalının boş yere ölmemesi için hükümetlerin ellerinden geleni yapmalarını emrediyor.


Fakat alınmayan risklerin de maliyeti var. Bunu en iyi bilen ülkelerden biri de İsrail. Dikkat edilirse tehdit durumunda İsrail’in yaklaşımı savunma değil, aksine hücumdur. Atakda bulunmamanın ileride çok daha yüklü faturalar çıkartacağını bilerek hareket etti yönetici kadrolar 70 yıldır.

Okulda ve orduda bu risk alma kültürü ile yetişen İsrail’lilerin yepyeni fikirlerin ve teknolojilerin peşinde koşmaları da risk sermayedarlarını kamçılıyor.


Avrupa ile kıyaslarsak: Risk Yatırımları (Venture Capital) açısından (2020):

Ülke Tutar (milyar $) Nüfusa oran ($/kişi)

İngiltere (B.K.) 15,6 240

Fransa 6,4 100

Almanya 7,7 93

İsrail 9,9 1075

Bu sayıların tutarlığını sorgulasak dahi hiç şüphe yokki İsrail’de risk almaya verilen önem ve prestij, vatandaşlarına her türlü riskten koruma şemsiyesi sunan Avrupa ülkelerinden birkaç misli fazla.


Şimdi soruyorum: AstraZeneca İsrail’de başlamış ve 10 kadar kan pıhtılaşma vakası görülmüş olsaydı, hükümet aşılamayı tamamen durdurur muydu?



Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square