İsrail'in Rock Prensi Berry Sakharof... Stella Kent



İsrail'in Rock Prensi Berry Sakharof

Stella Kent


İsrail'de ve dünyada iz bırakmış Türkiye kökenli değerlerimiz serisinde geniş bir biyografisini yayınladığımız Berry Saharof ile şahsi bir röportaj yaparak daha az bilinen yönleri ile de onu sizlere tanıtmak istedik…


Sevgili Berry, 1957 de Ada ve Daryo Saharoff’un oğlu olarak İzmir’de dünyaya geldin ve çok küçük yaşta Aliya yaparak kendini İsrail’de buldun. Ailen Türkiye’de iken başarılı bir optik işine sahipti ve bunu neredeyse bugüne kadar sürdürdü ama sen apayrı bir yol seçerek “Cosmic Dream” rock grubunu kurdun. Elektro gitarınla nasıl sahneye çıktığını kısaca anlatabilir misin? Rusya’da meşhur bir müzikçi olduğu söylenen büyükbabanız Bernard sizi nasıl etkiledi?

Ben İzmir’de doğdum ancak 3 yaşındayken ailem İsrail'e göç etti. Müzik evimizin ayrılmaz bir parçasıdır. Annemin çaldığı bir piyanomuz vardı ve ailem beni 7 yaşında piyano eğitimi almaya gönderdi. Ama ben piyano kızların enstrümanı olduğunu düşündüğüm ve futbolu tercih ettiğim için dersleri bıraktım. Bu Presley ve Beatles zamanında herkesin gitar çaldığını gördüm ve ben de denemek istedim. Egon Karten hocam sayesinde oldukça hızlı bir şekilde çalmayı öğrendim. Ailem bunda ciddi olduğumu görünce bana bir elektro gitar aldı. Batyam’dan Ramat Aviv'e taşındıktan sonra birkaç müzisyenle tanıştım ve “Cosmic Dream” adlı bir grup kurdum. Bernard Büyükbabamı tanımadım çünkü o ben bir yaşındayken vefat etti ama kız kardeşinin Rusya'da tanınmış bir piyanist olduğunu biliyorum... Müziğe meslek olarak ancak ordudan sonra,”Minimal Compakt”ı kurup Avrupa'ya grup arkadaşlarımla turneye çıktığında başladığım söylenebilir. Birkaç albüm çıkardık ve Avrupa'da oldukça başarılı olduk. 1988'de İsrail'e döndüm ve önce ağırlıklı olarak Rami Fortis ile çalıştım ve daha sonra solo kariyere devam ettim.

"İsrail Rock Prensi" olarak biliniyordun. Hatta ANU müzesinde sana ait bir bölüm var. Meslek hayatında da farklı dönemlerden geçtin ve son zamanlarda Doğu ve sefaradik motiflerine ağırlık verdiğini görüyoruz . Bunları detaylandırabilir misin?

O zamanlar Israil’de ağırlıklı olarak Arik Einstein, Shalom Hanoch gibi rock çalan birçok İsrailli sanatçı vardı. Halk beni de onların mirasına sahip çıkan prens olarak gördü! Dünyanın birçok yerinde ve İsrail’de sahne aldık ve gençleri coşturduk.

Ailem İbranice’yi pek kullanmadı ve ben onlardan hep Ladino ve Türkçe dinledim. Buna rağmen İzmir’i hiç ziyaret etmedim; İstanbul’a ailece bir kere gittik ama Marmaris’e aşık oldum. Yanı Türkiye ile bağlantım dil aşinalığı ve özellikle bayramlarda çeşitlenen Sefarad Türk yemeklerine duyduğum tutku ile sınırlı kaldı diyebilirim.

Zannederim insan yaşını aldıkça köklerine olan ilgisi uyanmaya başlıyor. Çocukluktan beri alışageldiğimiz tatlar, kokular, ezgilerle büyüyen sevgi ve merak beni oryantal motiflere yaklaştırdı Çok yakın arkadaşım olan Ehud Banay’ın babasından ona kalan; yine Türk kökenli olduğunu zannettiği İtzhak Levi’nin arşivi elimize geçti.. Levi, Ladino birçok şarkı ve ezgiyi, yok olmasınlar diye söyleyip kaydetmişti. Biz de, Korona zamanı, buradan bazı şarkıları alıp İbranice’ye tercüme ederek bir albüm yaptık... İsim ararken annemin doğduğu yerin adını uygun gördük ve “Karataş” böyle doğdu. Aslında bu parçayı bizzat İzmir’de orkestra ile kaydetmek istiyorduk, ancak Korona yüzünden oraya gidemediğimizden notaları gönderdik ve İstanbul’da stüdyoda onlar çaldı. İsrail'in çağdaş pop/rock müzik alanındaki standardı hakkında ne söylersiniz? İsrail gençliğinin zevkleri ve talepleri neler?

Bence İsrail'de çok çeşitli müzikler yaratıyorlar ve çok sayıda genç yetenek var. Ancak günün müziği Hip hop ve Rap. Oğullarım da bu yönde yetenekliler ama henüz profesyonel anlamda bir girişimleri olmadı. Ben kendi tarzım olan Rock’a sadık kaldım ancak esinlenmek için yeni akımları yakından takip ediyorum tabi.

Seninle Schneider Çocuk Hastanesinde bir toplantıda karşılaştık ve burada gönüllü olarak daha evvel de bulunduğunu anlattın! Bu bağ nasıl oluştu biraz açıklar mısın?

Felisa Liss adında bir bayan hastanede kanser tedavisi gören oğlunun müziğimi çok sevdiğini ve dinlemek istediğini söylediğinde gidip onun için çaldım ve daha sonraları senede en az bir kere toplantı veya odalarda çalarak bunu bir gelenek haline getirdim.

Berry Sakharof 2022 hakkında ne söyleyebilirsin? Müzik dışında hayatınız nasıl? Aile hayatı ile sahneyi nasıl bağdaştırıyorsun 2022'de hayat güzel, oldukça fazla performans sergiliyorum. Mayıs ayında Cesaria, Yarkon Park ve Beersheva’da Dudu Tasa ile bir seri konserimiz var. Bunun yanında çocuklar, torunlar ve tüm aile ile çok zaman geçiriyorum. Birinci evliliğimden iki oğlum ve ikinciden de 5 ve 2 yaşlarında iki küçük var. Ayrıca 9 ve 3 yaşlarında da iki torunum. Biri “baba, oynayalım!” diyor öbürü de “büyükbaba, gel!” Çok keyifli oluyor!! Özel bir spor yapmıyorum, onların peşinden koşmak havaya kaldırmak yetiyor. Sahne çalışmalarım aile yaşamımı çok etkiliyor diyemem, zira İsrail küçük; yurt dışı turneleri pek yok… Sabah 7 de çocukları okula bırakıp mesela Hayfa’ya gidip sahne provaları yapıp dönebiliyorum.


Berry Sakharof’un Dudu Tassa ile 14 Mayıs'ta Cesaria’da ve 22 Haziranda Beer Sheva’da konserleri var. 26 Mayıs'ta da Lola Marsh Garden City Movement ve Tuna ile Ramat Hagolan’daki Genesis Festivalinde sahne alacak. Sahiden de hareketli bir dönem... Berry Sakharof’a başarılar dilerken, daha uzun yıllar sahnede gitarıyla fırtınalar estirmesini diliyoruz!

…ve aşağıda, BS’un menecer’inin bize ilettiği üç müzik örneği…