Hanoch Levin’in “Kış Cenazesi”
- 1 saat önce
- 2 dakikada okunur

Cameri Tiyatrosu’nda sahnelenen Hanoch Levin’in “הלוויה חורפית – Kış Cenazesi” adlı oyunu, ilk bakışta absürt ve son derece komik bir aile hikâyesi gibi görünür. Oysa perde ilerledikçe, Levin’in tiyatrosunun temel sorularından biriyle karşı karşıya kalırız: İnsan, ölüm gerçeği karşısında hayatına devam edebilir mi?
1978 yılında sahnelenen oyun, Levin’in hem acımasız mizahını hem de insanın bencilliğine, korkularına ve yaşama tutunma çabasına ilişkin derin gözlemlerini taşır.
Oyunun merkezinde Leczek Bobiczek vardır. Annesi Alte Bobiczek ölmüştür. Leczek’in görevi ailesine bu acı haberi vermek ve cenazenin yapılmasını sağlamaktır. Ancak ortada küçük bir sorun vardır: Aile, kızları Voloçya’nın düğününe hazırlanmaktadır.
Cenaze ile düğün aynı güne denk gelmiştir.
Ailenin tepkisi Levin’in kara mizahının bütün gücünü ortaya çıkarır. Ölüm haberi, büyük bir trajedi olarak değil, düğünün programını bozabilecek rahatsız edici bir ayrıntı olarak görülür. Aile üyeleri haberi duymamak, Leczek’ten kaçmak ve düğün hazırlıklarını sürdürmek için adeta bir kovalamacaya girişir.
Burada Levin’in asıl başarısı ortaya çıkar: Ölümü komik hale getirirken aslında hayatın ne kadar acımasız ve anlamsız olabileceğini gösterir.
Ölüm mü, hayat mı?
Oyunun en güçlü taraflarından biri, ölüm ile hayatı birbirinin karşısına koymak yerine onları aynı sahnede yan yana getirmesidir.
Bir tarafta cenaze vardır; diğer tarafta düğün.
Bir tarafta ağlamak isteyen bir oğul; diğer tarafta düğünün bozulmasını istemeyen bir aile.
Ve bütün bu karmaşanın içinde herkes kendi küçük dünyasının peşindedir.
Levin burada insanı suçlamaktan çok, insanın doğasını teşhir eder. Ölüm başkasının başına geldiğinde onu düşünmek kolaydır; fakat kendi hayatımız, kendi planlarımız ve kendi mutluluğumuz söz konusu olduğunda ölümün varlığını mümkün olduğunca uzaklaştırmaya çalışırız.
Bu nedenle oyun yalnızca “ölüm üzerine bir komedi” değildir. İnsanın ölüm karşısındaki çaresizliği ve yaşama tutkusu üzerine acı bir hicivdir.
Levin’in dünyasında kahkaha neden acıtır?
Hanoch Levin’in tiyatrosunda seyirci çoğu zaman önce güler, ardından neden güldüğünü düşünmeye başlar.
“Kış Cenazesi”nde de durum böyledir.
Karakterler abartılı, hatta zaman zaman karikatürize edilmiş görünürler. İsimleri, davranışları, konuşmaları ve sahnedeki hareketleri gerçeküstü bir dünyanın parçaları gibidir. Ancak bu grotesk dünyanın altında son derece gerçek bir insan vardır: ölmek istemeyen, yalnız kalmaktan korkan ve hayatının bir anlamı olduğuna inanmak isteyen insan.
Leczek’in cenazenin peşinden koşması bu açıdan özellikle önemlidir. O, annesinin ölümünün kabul edilmesini istemektedir. Aslında yalnızca annesinin cenazesini değil, annesinin yaşamının ve ölümünün başkaları tarafından tanınmasını istemektedir.
Bu yüzden oyunun komedisi giderek hüzünlenir.
“Kış Cenazesi” neden hâlâ güncel?
Levin’in başarısı, oyunu belirli bir döneme hapsetmemesidir.
Düğün hazırlıkları, aile içi hesaplar, insanların kendi çıkarlarını koruma çabası ve ölüm karşısındaki inkâr… Bunların hiçbiri belirli bir ülkeye veya zamana ait değildir.
Bugünün seyircisi de sahnedeki karakterlerde kendinden, ailesinden veya çevresinden bir şeyler bulabilir.
Belki de oyunun en rahatsız edici sorusu şudur:
Başkasının acısı bizim hayatımızı ne kadar ilgilendirir?
Levin bu soruya ahlaki bir cevap vermiyor. Seyirciyi yargılamıyor. Bunun yerine karakterleri sahneye çıkarıyor ve onların birbirleriyle çarpışmasını izletiyor. Kahkaha da buradan doğuyor.
“Kış Cenazesi”, kolay bir komedi değildir. Seyirciyi güldürürken ölüm, yalnızlık, aile, bencillik ve yaşama arzusu üzerine düşünmeye zorlar.
Oyunun gücü de tam burada yatar: Cenaze ile düğünü aynı güne koyarak hayatın en büyük çelişkilerinden birini sahneye taşır.
İnsan ölür; insanlar düğün yapmaya devam eder.
Birinin dünyası sona ererken, bir başkasının hayatı bütün hızıyla sürmektedir.
Levin’in acımasız ama olağanüstü insancıl mizahı bize belki de şunu söyler:
Hayat, ölümün karşısında durmaz. Hayat, ölümün hemen yanında devam eder.
Ve biz, bütün korkularımıza rağmen, gülmeye devam ederiz.
Kaynak: ChatGPT


Yorumlar