top of page

Hanna’yı anımsarken…



(Yazarı sesli dinlemek için tıklayınız)



“Tanrım, Tanrım, bu şeyler hiç bitmesin / Kum ve deniz / Suların hışırtısı / Göklerin şimşeği / İnsanın duası…” Bu dizeler tanıdık geliyor değil mi? Şair Hanna Senesh’in hepinizin bildiği “Eli, Eli, şe lo igamer leolam… “ diye başlayan ve bestesi İsrael klasikleri arasına giren şiirinin Türkçeye tercümesi bu dizeler…


Macaristan doğumlu şair, paraşütçü ve ulusal kahraman Hanna Senesh’in henüz 23 yaşındayken Nazi ölüm kamplarından Macar Yahudilerini kurtarmak amacıyla Yugoslavya’ya paraşütle inen cesur kız olduğunu bilirsiniz her halde. Ne yazık ki Macaristan sınırında jandarmalar tarafından yakalandı, uzun süre işkence gördükten sonra casusluk suçuyla yargılandı, suçlu bulunarak öldürüldü. Oysa Hanna, kahramanlık örneği yaşam öyküsü ve şiirleriyle aramızda yaşamaya devam ediyor.


(Hanna Senesh göç belgesi)

Henüz Macaristan’da yaşarken Hanna İbranice ile tanıştı ve bu lisanda yazmaya başladı. 1939’da Budapeşte’den Eretz İsrael’e göç ettiğinde 19 yaşındaydı... Önceleri yerleştiği Nahalal moşavında bir yandan tarım öğreniyor, boş zamanlarında yazıyor, İbranice ifade gücünü keşfediyordu.


Yahudi yeraltı kuruluşu Hagana’ya, ardından Britanya Hava Kuvvetlerinin yardımcı kadın güçlerine katıldı ve paraşütçü olarak görevlendirildi. Son görevine çıktığı 1944 yılının ilk aylarına dek Hanna Senesh, Caesarea yakınındaki Sdot Yam kibbutzunda yaşadı. Günümüzde birçok İsraelli şarkıcı tarafından seslendirilen, ülke müziğinin bir klasiği olan (asıl adı Haliha le Caesarea / A Walk to Caesarea) “Eli, Eli…” şiirini de bu kibbutzda yazdı Hanna.


(Hanna Senesh)

Hanna Senesh’in Naziler tarafından öldürülmesinden bir yıl sonra Moshe Braslavski adlı asker arkadaşı Sdot Yam’a geri döndüğünde, Hanna’nın yatağının altındaki bir valizde genç kızın günlüklerini, şiirlerini, mektuplarını buldu. Hepsi de kendi el yazısıyla… Bir küçük daktilo, bir fotoğraf makinesi ve annesi Kathrine’in Hanna’nın bir elbisesinin cebinde bulduğu küçük bir not bu zengin arşive eklendi. Sevgili annesine yazdığı mektuplar… Altına “Hagar” imzasını attığı şiirler… Tevrat’tan bir isim olan “Hagar”, o dönemde Macaristan’ın gizli kod adı olarak kullanılmaktaydı.



(Hanna Senesh Moşav Nahalal'da)

Şimdi esasa geleyim, bu yazımda Hanna Senesh’i konu edinmemin nedenini açıklayayım… Siyonist hareketin önemli simalarından biri olan Hanna Senesh’in el yazılarından ve kişisel eşyalarından oluşan değerli arşiv bugüne dek anne Kathrine Senesh, oğlu Giora Senesh ve onun oğulları tarafından korundu, kayıt altına alındı, edebi eserleri birçok lisana tercüme edildi.


23 yıllık kısacık hayatında bir kahraman ve ulusal şair olmayı başaran Hanna Senesh’e ait küçük valizin içindeki bu değerli arşiv, geçtiğimiz günlerde Yeruşalayim’deki İsrael Ulusal Kütüphanesine teslim edildi. Doğrusu da buydu değil mi?


Bu kurumun çatısı altında dijital ortamda korunacak ve sergilenecek arşiv, Hanna Senesh ve ailesi hakkında bilmediklerimize ışık tutacak. Böylelikle Hanna’nın İsrael kültürüne ve toplumuna katkısı bir kez daha gözler önüne serilmiş olacak.


Cesur Yahudi kadınının simgesi olan Hanna Senesh’in günlüğü 1946’da İbranice lisanında yayınlandı, naaşı 1950’de İsrael’e getirildi. O günden beri Herzl Dağındaki askeri mezarlığın paraşütçüler bölümünde yatıyor.


David Zahavi tarafından bestelenen Hanna’nın “Eli, Eli” şiiri ülkede çok ünlü oldu, Ofra Haza, Regina Spector, Sophie Milman gibi şarkıcılar tarafından seslendirildi, seslendirilmeye devam ediyor.


Şiirleri bestelendi, her biri dinlediğimiz, söylediğimiz, sevdiğimiz şarkılara dönüştü. O halde aşağıdaki linki tıklayıp Tanrı’ya yakarının bir ifadesi olan “Eli, Eli”yi dinleyelim birlikte… Hanna Senesh’i düşünerek bir kez daha…




コメント


Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
bottom of page