top of page

GENÇLERİMİZ BAŞARIYOR… (2)


Feride Petilon






LİSYA SAYLAĞ MALKİ’yi tanıyalm…


Gençler Başarıyor” yazı dizisine başladığım zaman tanıdığım birkaç gence ulaştım. Ne mutlu bana ki hepsi sıradan olumlu yanıtlar verdi. Ve sorularıma samimiyetle cevap verdi. Hepsine teşekkür ederim.

Bugün Lisya Saylağ Malki’yi daha yakından tanıyacağız.




Lisya kimdir?

Ben Lisya Saylağ Malki, Tuna ve Albert Saylağ'ın 23 Mart 1984'de doğan küçük kızlarıyım. Küçüklüğüm İstanbul'un Caddebostan bölgesinde geçti. Daha küçük yaşlardan Caddebostan Sinagogu’na Tora eğitimine gider, Tora hikâyelerini, İbranice harfleri öğrenirdim. Kal (sinagog), Yahudi kimliğimin kurulmasında ilk adımları oluşturdu. Ardından Göztepe Kültür Derneği’nde uzun yıllar süren madrihlik (eğitim rehberi) hayatım boyunca Yahudi kültürüm temellendi, Siyonizm kavramı hayatımın önemli bir kısmını kaplamaya başladı.



Ortaokul ve liseyi Avusturya Lisesi’nde okudum; schwesterlerle başlayan bol disiplinli 12 senelik uzun eğitim yıllarının beni ilerde ne kadar destekleyeceğini daha bilmiyordum o zamanlar. İstanbul Teknik Üniversitesi'nde Matematik Mühendisliği okuduğum yıllar boyunca Göztepe Kültür Derneği’ndeki madrihlik hayatım büyük yoğunlukla devam ediyordu, son iki senede derneğin ilk kız gençlik başkanı olmuştum ve İsrail'e birçok seminere gidip geliyordum. O zamanki madrihler ekibiyle İsrail’de hep beraber yaşamanın hayallerini kurardık. O gün biri bize 15 sene sonra hepiniz orada yaşayacaksınız hatta bir kısmınız aynı şehirde 5 dakika mesafede yaşayıp çocuklarınızı beraber büyüteceksiniz dese gülüp geçerdik herhalde.



2007 Eylül ayında hayatımın ikinci perdesi başladı. Üniversiteyi bitirince İsrail’e aliya (göç) yaptım, bu benim hayatımın en büyük dönüm noktalarından biri oldu. İlk seneler kendimi İsrailli olmaya adamıştım, Bank Leumi'de çalışıp İbranicemi geliştiriyordum ve aynı zamanda Tel Aviv Üniversitesi’nde İbranice MBA yapıyordum. Hayatım hedeflere yönelik bir şekilde hep yukarı doğru hızla ilerliyordu. 2011 yılında evleneceğim Eytan'la, gelmemin 6 ay sonrasında tanıştık. Israil’de bugün sahip olduğumuz hayatın her bir parçasını beraber elele, yanyana çalışarak kurduk. Beraber büyük bir ahenkle ilerlettiğimiz yaşamımıza 4 tatlı Malki katıldı; beni ben yapan bu enerji topları İtay (9,5), Eden (8), Yael (4), Ariel (2,5) benim hayat puzzel’ımı tamamladılar.




2012 yılında bankanın en büyük müşterilerinden biri olan Yedioth Ahronot'tan şaşırtıcı bir teklif aldım ve Bank Leumi'den, kadrolu eleman ve imza yetkisi olma gibi ayrıcalıkları bir kenara bırakıp ayrıldım. Medya şirketinin sahibi olan Noni Mozes'ın yatırım danışmanı olarak çalışmakla başlayan bu 12 senelik serüven boyunca hazineden, şirketin borsa ve gayrimenkul dâhil bütün yatırımlarını yönetmeye kadar birçok görevden geçtim ve bugün grubun VP Finance'i olarak çalışmaya devam ediyorum.


Eğitimini Türkiye’de tamamladın. Mesleğindeki başarını bu eğitime mi borçlusun?


Anne ve babamın üstünde titredikleri eğitim hayatımın başarımdaki rolü tabii ki de çok büyük. Avusturya Lisesi ve İTU'nün disiplinli ve sınırları esnek olmayan eğitimi İsraillilerin genelde çok başarılı olamadıkları iş ve öğrenme disiplininde beni çok geliştirdi. Ve bu çalışma disiplini Türkiye'nin temelinde yatan müşteri saygısı ve hizmet kavramı ile birleşince kapılar önüme hızla açılmaya başladı ve etrafımdaki çalışanların beni fark etmesine yol açtı. Hem bankada hem Yedioth Ahronot'ta kariyer basamaklarını büyük bir hızla çıkmamın en büyük sebeplerinden biri, yıllar boyunca içinde yaşadığım birçok farklı kültürü ve eğitimi başarılı bir şekilde harmanlamamdır.



Aliya yapmanı etkileyen olaylar nelerdir?


Aliya yapmamın sebebi spesifik bir olay değil, uzun bir sürecin etkisiydi. Her zaman sınırların ve kuralların daha geniş bir çerçeveye yayıldığı özgür bir yaşam arayışındaydım. Türkiye'de bir Yahudi olarak yaşamak İsrail’de bir vatandaş olarak yaşamakla aynı özgürlüğü kapsamıyor. Başta sadece denemek ve farkı yakından anlamak istedim ve İsrail’e ilk önce altı aylığına Masa adlı bir program ile geldim, ama daha ilk aylardan İsrail’in bana çok uygun olduğunu anladım. Buranın çetin ceviz, sert mizaçlı, akıllı ama aynı zamanda samimi ve sıcakkanlı insanları, özgür ortamı ve her türlü olasılığın hatta mucizelerin gerçekleşebileceği ortamı beni hemen sarıp sarmaladı ve böylece Aliya kararını çok geçmeden aldım.



Hep aynı anılar, seneler boyunca aklımın bir köşesinde saklı kaldı. Göztepe Kültür'de geçirdiğimiz madrihlik seneleri boyunca her hafta sabahlara kadar konuşup planlar yapar, cemaatin, derneğin geleceğini düşünüp hayaller kurardık. Hepimizin ortak bir hayali vardı. Bir gün belki İsrail’de büyük bir komün halinde, hep beraber aynı idealleri paylaşarak yaşayabilirdik.



Belki Türkiye’de, dernekte her bayramda, Yom Atsmaut ve Yom Hashoa'da yaptığımız faaliyetleri çocuklarımız okullarında yapabilecek, Pesah'ta ve Rosh Hashana'da okulda öğrendikleri şarkıları bayram masalarında ana dilleri İbraniceleriyle söyleyebileceklerdi. İşte böyle bir beraberliğin hayaliyle geldim Israil’e.


Aliyanın ilk yıllarını anlatabilir misin?


Aliyamın ilk yılları İsrail kültürünü anlamakla ve kendimi gerçek bir İsrailli olarak hissetme arayışıyla geçti. İlk 2,5 sene boyunca, ki dernekteki arkadaşlarım henüz aliya yapmamışlardı, hiç Türkçe konuşmamaya çalışıyor, olabildiğince İsrailli arkadaşlar edinmeye çalışıyordum. Eytan'la tanışmamla beraber oranın insanlarını ve kültürünü daha yakından tanıyabildim ve İbranicem büyük bir hızla gelişti. Alışma dönemim tam eğlenceli bir macera parkı gibiydi, hiç bir şeyi denemekten, hiç bir insanla konuşmaktan çekinmedim ve korkmadım. Ve karşıma hep güzel insanlar çıktı, biraz da şansla kısa bir zamanda kendimi Israil’e âşık olmaktan alıkoyamadım.


Aliya yaptıktan sonra seni en çok neler etkiledi?


Aliya yaptıktan sonra beni en çok etkileyen, hayatımın bir çerçevenin içinde olmamasıydı. Önceden belirlenmiş kuralların olmadığı ve yaşam yolunun kesin çizgilerle çizilmediği, her türlü olasılığın gerçekleşmesinin mümkün olduğu bir düşünce yoluna çekildim, bilinmeyenlerin olduğu bir yola. Çerçeveyi ve bilinen modelleri ortadan kaldırınca sürprizlerle dolu farklı bir hayatın içine girmiş oldum.



Eşin ile tanışma hikâyeni paylaşır mısın?


Bu farklı hayatın en büyük parçalarından biri de eşim Eytan'dı. Türkiye'de kalsam kesinlikle tanışamayacağım biri... Tanışmamız benim Avusturya Lisesinden arkadaşım ve aynı zamanda Eytan'ın kuzeni olan İzer Franko sayesinde oldu. Ben 6 aylık bir staj programında Tel Aviv'de yaşarken aynı zamanda orada askerliğini yapan eski arkadaşım İzer'le bir kaç kere görüştük. Her şey bu görüşmelerin birinde İzer'in benden yalnız başına odasında uyuyan kuzenine bir öpücük vermemi rica etmesiyle başladı.





Çok iyi bir anne olduğunu düşünüyorum. İsrail’de çocuk büyütmek hakkında neler düşünüyorsun?


Çocuklarımızı ve aile hayatımızı çok ama çok seviyoruz ve bu sevgiyi evimizin her köşesine ekmeye çalışıyoruz, bence her şey burada başlayıp burada bitiyor. Çok yoğun bir iş hayatım var ama ev iş dengesini kocamın sonsuz desteğiyle iyi bir şekilde kurmaya çalışıyoruz, hafta sonlarını baştan sona çocuklarımıza adıyoruz. Buranın doğal kültürü doğrultusunda onları birer birey olarak büyük bir özgürlük içinde büyütüyoruz. 9,5 yaşında olan İtay'ın gün içinde yaptığı aktiviteler, aldığı sorumluluklar ve kendi farkındalığı benim o yaşımdaki farkındalığımdan o kadar farklı ki… Hayata daha hazır ve daha birey olarak başlıyorlar. Ama her ülkede olduğu gibi İsrail’in de eksik olduğu taraflar var; özellikle saygı, hürmet ve disiplin konusunda Türkiye'de aldığım eğitimi ve kültürü onlara aktarmaya çalışıyorum.



Aliya yapmak isteyen gençlere tavsiyelerin nelerdir?


Buranın insanının bir kodu var, o kodu anladığınız zaman insanlarla ve kültürle bir harmoni içinde yaşayabiliyorsunuz. Buranın kültürüyle savaşmak, temelinde zaten savaşçı, hakkını arayan bir halk olan İsraillileri ve kolektif kültürü size aynı tutumla geri döndürecektir.

Önemli olan İsrail’in kültürünü anlayıp kendi öz öğretimizle birleştirip karma bir kültür yaratabilmektir. Kendimizden ödün vermeden ve aynı zamanda yeniyle savaşmadan onu anlamaya çalışarak………………….


Ve şimdi kısa kısa

10 yıl sonra…


Kendimi hâlâ önemli bir görevde, büyük bir şirkette insanlarla beraber çalışırken görüyorum. Çocuklarım büyümüş, hobilerime daha çok vakit ayırdığım ve daha fazla insanın hayatına dokunabildiğim ve yardım edebildiğim bir yaşamın içinde hayal ediyorum.

Aynaya baktığınız zaman…


Aynaya baktığım zaman, kısa bir süre sonra 40 yaşına basacak ve içinde hâlâ yanar dağların patladığı, her şeye yetişmek isteyen ve her şey olmak isteyen Lisya'yı görüyorum.

Dağ mı deniz mi?


Doğanın her köşesini çok seviyorum. Hava sıcaksa dağ, hava soğuksa deniz.

Şort mu elbise mi?


İsrail’in yaz sıcağında tabi ki elbise.

Gece mi gündüz mü?


Gece! Geceleri benim zamanım, istediklerimi yapabilmek için kendime ayırdığım zaman.

Filim seyretmek mi? Kitap okumak mı?


O kadar özlüyorum ki, kitap okumayı, Facebook, instagram aplikasyonlarını hiç kullanmayan ve çok az televizyon izleyen biri olarak, vaktim daha çok olsa, kitap kitap kitap derdim.

Banka mı, gazete mi?


Haliyle bir medya şirketinde çalışıyorum ama yine de gazete değil de, internet sayfası derdim.

Şimdiden teşekkürler…

コメント


Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
bottom of page