top of page

EĞER BİR YERDEN BAŞLAMAK İSTİYORSAN ‘SU’DAN BAŞLA




‘Nasıl düşünemedim bunu?!’ dedim kendi kendime. ‘Sağlıktan bahsederken nasıl oldu da hiç aklıma gelmedi bu.’ Sağlık ocağında sadece bir ay geçirdikten sonra kafamdan geçen cümlelerdi bunlar. Günler geçtikçe bir sonraki beslenmeye dair yazımın ‘Su’dan geçeceğine emin olmuştum.


Danışanlarla, bazen seansın çoğunu nasıl ve neden su içmeleri gerektiğinden bahsederken buluyordum kendimi. Ne kadar çok insanın su içme alışkanlıkları olmadığını gördükçe ne yalan söyleyeyim oldukça şaşırıyordum. Bu kadar temel bir şeyden daha önce bahsetmediğim için kendime de şaşırıyorum şu an. Ayıp etmişim.

İbrani takvimine göre yeni yıla günler kalmışken, sudan bahsedelim istiyorum. Bu yıl su içelim. Bu yıl doğru su içelim ve enfes sonuçlarının tadına varalım.


Bir Slovakya Atasözü der ki ‘Saf su dünyanın ilk ve en önemli ilacıdır.’


· Neden mi?

Çünkü vücudumuz her gün toksinleri çoğunlukla idrar ve dışkı yoluyla dışarı atan enfes bir mekanizmadır. Ve bu mekanizmanın içinde gerçekleşen kimyasal tepkimeler sonucu idrar ve dışkı oluşturabilmesi için suya ihtiyacı vardır.


· Peki o zaman bol miktarda su içeren şekerli bir içecek neden aynı işi göremez?

Çünkü şeker vücuda girdiğinde parçalanarak monosakkarite dönüşmek için suya ihtiyaç duyar. Dolayısıyla içilen şekerli içeceklerdeki su, yalnızca o içecekteki şekerin parçalanabilmek için ihtiyacı olan suyu bile karşılamaz. Dolayısı ile bu şekerli içecekler vücudun suyundan da kullanır ve susamaya sebep olur. Genellikle bağımlılık yaptıkları ve bu amaçla üretildikleri için devamında daha fazla bu içecekten içer ve bir kısır döngüde buluveririz kendimizi.


· Taze sıkılmış meyve suları için de durum aynı mıdır?

Meyvenin sağlıklı olmasının temel nedenlerinden biri de içerdiği lif miktarıdır. Sıkılan meyvenin tüm lifi posasında yani bardağın dışında kalır. Böyle olunca meyve şekeri de kana hızlıca karışır ve kandaki şeker seviyesi çok çabuk yükselir. Bununla başa çıkmak isteyen vücut idrar yoluyla şekerin bir kısmını hemen dışarı atar. Hal böyle olunca meyve suyu ile susuzluğu gidermeye çalışmak da çok iyi bir tercih olmayabilir.


· Sık sık şekeri atmak için idrara çıkmak neden sorun olsun ki?

Çünkü fazla ve baş edilemeyen şeker vücutta iltihaplanmanın başlıca nedenlerinden biridir. Yüksek glikoz içeren idrar uzun dönemde sık tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu ve sonunda böbrek rahatsızlıklarına kadar ilerlemesi riskini taşır.


· Peki o zaman şekersiz kahve ve çay neden suyun yerini tutamaz?

Çünkü araştırmalar kafein içeren içeceklerin tüketimleri sonrası idrar miktarında artışa sebep olduklarını göstermiştir. Bu içecekler diüretik içecekler olarak adlandırılmakta ve tüketimleri suyun yerini alamayacağı gibi beraberinde ve yahut sonrasında su tüketiminin artırılması gerekmektedir. Türk kahvesinin yanında bir bardak su ikram edilmesi geleneği eskilerin hayran olunası bilgeliğini bir kez daha bizlere hatırlatmaktadır.


· Tatlandırıcılı ve kalorisiz içecekler su yerine neden tüketilmesin ki?

Çünkü düzenli tüketilen bu tatlandırıcılar uzun vadede mikrobiyomu bozar ve bu içeceklerin içerdikleri diğer bileşenlerle birlikte vücudun optimal bir şekilde dışkı yoluyla detoks yapmasını zorlaştırır.


· O zaman detoks suları ile vücuda yardım etmeli mi?

Detoks suları su alımını dönemsel şekilde arttırarak vücudun zaten kendi mekanizması olan günlük temizlenmesinin daha şaşaalı halde sunulmasıdır. Dönemsel detoks programlarında karbonhidrata az yer verilir. Karbonhidrat vücutta su tuttuğu için az tüketimi vücuttan su yani ödem atılmasına sebep olur. Bu durumda yaşanan kilo kaybı tam olarak gerçeği yansıtmadığı gibi karbonhidrattan yüksek bir akşam yemeğinin sabahındaki kilo artışı da ciddiye alınmamalıdır.


· Peki nasıl su içmeli?

Herkesin bildiği günlük 2-2.5 litre su içilmeli tavsiyesi ortalama 75 kilo olan bir bireyin günlük su ihtiyacını karşılar. Aslında bu bile tam olarak doğru değildir. Sırayla açıklayayım. Günlük tavsiye edilen su miktarı kilo başına 30-35 ml dir. Dolayısıyla 50 kilo bir birey için 1.5-1.75 litreye karşılık gelir.


Ancak biri öğlen kebapçıda lahmacun yiyen bir diğeri de bol yeşillikli çiğ salata yiyen ve aynı kiloda olan iki kişinin aynı miktarda su içmesi beklenmemelidir.


Tuz da şeker gibi parçalanıp, vücutta kullanılabilmek için suya ihtiyaç duyar. Tuzlu yemeklerin susatması bu yüzdendir. Çiğ marul içerdiği yüksek miktardaki alkali su sayesinde pek de susatmaz.


İşin aslı o ki yapılan spor, bir gece önceki uyku kalitesi, stres düzeyi, vücuda sokulan diğer gıdalar, hava durumu ve kullanılan ilaçlar kişinin günlük olarak değişen su ihtiyacının değişkenleridir.


Vücudumuz ezbere çalışmaz. Hele ki veresiye hiç çalışmaz. 6-7 saat boyunca su içmeyip sonrasında yarım saat içinde 1 litre su içmek marifet sanılmamalıdır. İdeali gün boyu 15-20 dk da bir yarım su bardağı miktarında su tüketerek hücreleri nemlendirmek ve içlerinde bulunan toksinleri dışarı atma fırsatı sunmaktır.


Diyeceğim o ki, bağışıklık sistemimi güçlendireyim, yaşlanmamı yavaşlatayım, biraz kilo vereyim ya da herhangi bir sebeple şu sağlıklı beslenmenin bir tarafından tutayım derseniz, illaki sudan başlayın, gerisi gelir.


Yeni yılımız su gibi geçsin.

Shana Tova!

Sevgiyle,

Rosie Sarfati

Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
bottom of page