top of page

Dinlerin üzerindeki güç sevgi ve hoşgörü- İzak Laughter (Kahkaha)








Ailemiz kahkahasını kaybetti. Gözlerimizde yaş, içimiz hüzünden şişmiş, bir yanda da gülümseten anılar ile babamızı yolcu ettik.

Babam İzak-İzzet doğduğunda kendisine verilen ismin anlamının hakkını verererek güldü, güldürdü, dünyadaki görevini tamamladı, bizleri dudağımızda buruk bir gülümseme ile bırakıp hayatımızdan yumuşacık aktı geçti.


Babam 3 Mart 2023 günü doğup büyüdüğü semteki Yahudi Or Ahayim hastanesinde huzur içinde bu dünyaya veda etti.

Babamın kaybı ile taziye gönderen hepinize teşekkür ederim.

Bu mesajlardan bir tanesi babamın renkli diğeri ise ilginç bir kişilik olduğu ile ilgili idi. Renkli bir kişilik mi idi evet...


İlginç bir kişilik mi idi?

Bana göre değildi,

Babam bir insanın olması gerektiği gibi ‘insan gibi insan’ idi.

Eğer aşağıda saydığım ‘Babam’a ait özellikler bir toplumda azınlıkta kalıyorsa, evet azınlıkta kalan herşey ‘ilginçtir’.

Öncelikle torunları tarafından tesçillenmiş ‘İyi bir baba’, derin hoşgörülü, kibirden arınmış, güleryüzlü, dürüst, sporcu, atlet, denize, balık tutmaya tutkulu, saatlerce denizde kalarak yakaladığı balıkları sadece evimize değil ada halkına da dağıtan, sigara ve alkolden hayatı boyunca uzak durmuş, ailesine, eşine çocuklarına, torunlarına, damatlarına son derece sevecen, gerek iş hayatında gerek toplum hayatında tertemiz bir sicili olan, hayat felsefesini dürüstlük, sevgi üstüne kurmuş, ve en önemlisi dil, din, ırk, zengin, fakir ayırımı yapmadan herkese sevgi dağıtan, ‘Humanist’ örnek aldığım bir kişilikti.


Soyadımız ‘Behar’dır. Bahar değil. Behar köklerimiz İspanya’ daki bir sokağın adından gelir.


Yakov ve Raşel (Çiton) Behar’dan doğma Babam İzak ve ikizi Nesim mart veya nisan 1935 kesin ay belli değil, kütüğe mayıs ayında kaydedilmiş, ablası Viktorya’dan üç sene sonra ikiz erkek çocuklar olarak Balat Haseki Hastanesi’nde dünyaya gelmişler. İkiz doğan bebeklerin ilkine babaannem Raşel’in abisinin “İzak Çiton” adını vermişler. Babamın babası Yakov’un babasının adı olan Nesim ise ikinci doğan erkek bebeğe verilmiş.


İkizlerin doğumundan sonra 1938 de Eliya,1943’te Mordehay Behar aileye katılmış. Dedem Yakov 1940 yılında askere gitmiş. İki yıl Bursa-Adapazarı-Edirne.


Dedemin askerlik yılları aile için çok zor geçmiş 1940-1941 yılları arası, o dönemi anlatırken babam, Or Ahayim hastanesinin karşısında yıkık yüksek bir binanın zemin katında oturmaya başladıklarından söz eder. Zeminde üç oda, her odada bir aile, tek bir tuvalet. Onkişiden fazla. Gerisini siz düşünün.


13 yaşında İzak-Nesim ikizler Yahudi gelenekleine göre Bar Mitzva törenlerinde İspanyolca, İbranice Türkçe olarak geleneksel nutuğu okurlar. Ve MaezekeTora’ya gitmeye devam ederler.

İşte ne olduysa MazekeTora da bir rabbinin ikizlere maddi durumları yüzünden farklı, ayrıştırıcı davranması olur, babam din derslerinden uzaklaşmaya başlar.


Babam o dönemi anlatırken, biz çok yoksulduk, babam yazın su, kışın takvim satardı. Türkiye’de o dönemde korkunç işssizlik vardı diye anlatır, ve rabbi varlıklı ailelerin çocuklarına gözle görülür şekilde farklı davranır, bizi dışlardı.


Rabinin bu ayrıştırıcı davranışlarından sonra ağır ağır İbranice dini derslerden uzaklaşan babam yirmili yaşlarda Bahai öğretisi ile karşılaşır, o zaman için çok cesur bir karar alarak Bahai cemaatine adım atar.

Her insan düşünceleri doğrultusunda bu kadar cesur olamaz. Heleki 1950 lerde.


Böyle bir değişim şu an yaşadığım ülke Kanada için çok doğal bir davranış. Neden derseniz burası özgürlükler ülkesi, altını çizeceğim noktaysa Kanada’da bir kişiye dini, dili, ırkı, yaşı, cinsiyeti ile ilgili soru sormak dahi ayırımcılık sayılıyor, ırk ve din ayırımı yapmanın ciddi cezası var. Örneğin iş başvurusunda adayın yaşı dahi sorulamıyor.


Gelelim, hoş görünün olmadığı, insanların inançları,renkleri, cinsel tercihleri ile sorgulanıp bu konuları kendilerine hem yazı, hem de konuşacak malzeme olarak kullanan insanların çoğunlukta olduğu toplumlara; bu tarz toplumlarda, insanlar; sen İslamsın- sen Yahudisin, sen Hristiyansın, Ermenisin, sen Bahaisin-sen Budistsin-sen ateissin-sen deistsin- Alevisin, sen siyahsın sen beyazsın, sarısın sen sen... diye parmaklarını birbirlerine uzatır ve - bu toplumlarda senin dinin ve ırkının benimkinden daha iyi - çatışmaları bir türlü sona ermez.


Bu ayrıştırmayı yapan kesimin de okuma oranı düşük cahil kesimler olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz, bu şekilde davrananlar aksine daha çok entelektüel geçinen sözde bir kaç kitap yalamış kesimden çıkar.



Gelelim, babamın, bir rabbinin davranışı ile başlayan Yahudilik ile 1958 lerde başlayan yol ayırımına… Babam ait olduğu toplumun dışında bir inanışa doğru yol almaya başlamasına rağmen annem Donna (Menda) Behar ile Yahudi geleneklerine göre evlenir. Sahip olduğu üç çocuğa köklerinin adetlerini içeren sekiz gün sünnet, Bar Mitzva, ve kızlarının geleneksel Yahudi toplumundaki evliliklerinde liderlik eder. Bana annesinin adı olan Raşel’in İbranice versiyonunu nufus kaydıma Rahel olarak kaydettirir. (‘Çela’ liseyi bitirdikten sonra nufus kağıdıma eklettiğim isimdir.) Yahudi bayramlarında sofrada torunlarına Yahudilerin Mısır’dan çıkışını anlatan, halamın evindeki Pesah sofralarında duaya öncülük eden yine babamdır.


Böylesine bir babanın kızı olmaktan ötürü onur duyuyorum. Teşekkür ederim ‘Baba’ tüm verdiklerin ve öğrettiklerin için.

Mevlana’nın deyişi ile hepimizin aslında “Bir” olduğumuz gerçeği. Toprağa karışınca hiçbirimizin birbirimizden farkı yok aslında. Toz- toprak-çiçek-böcek...

Happy Purim!

Qubecten sevgiler.

RahelÇela
















Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
bottom of page