DAĞINIKIM KIZMA. BANA





“Dağıtma” dedi anne.

“Dağıtmadan nasıl oynayabilirim?” diye düşündü çocuk.

“Dağıtma” dedi anne.

“Dağıtmadan nasıl hayal kurabilirim ki. Yastıklardan dağ, tencerelerden nasıl bateri yaparım” diye düşündü çocuk.



Ve büyüdü çocuk. Dağıtmanın kötü bir şey olduğunu öğrenerek. Artık ne masasının üzerindeki bir kağıda tahammülü kalmıştı ne de ortada dolaşan gazetelere. Misafirin ardından sabaha kadar bile olsa tüm evi toplamadan yatamazdı. Oysa saçılmadan bir gazete nasıl okunur ki? Tüm atıştırmalıklar çerçöp yapar. Kuruyemiş de mi yemeyelim. Bir paket cips ile iki biranın keyfine de mi varmayalım. Yatağı dağıtmadan uyuduk mu bir kere, o gece uyumadık, bütün gece sırt üstü durduk demek, rüya görmedik, yastığı yumruklama demek. Ayakkabılar kapının ağzında değil ise bir sağa bir sola bakmıyorlar ise sokağa dahi adım atmadık demek.




Halbuki yapılan araştırmalar şaşırtıcı sonuçlar veriyor: derli toplu çalışmak toplum beklentilerinden etkilenmiş bir ruh halini işaret ettiği için yaratıcılık kısıtlanabiliyormuş. Aksine dağınık bir ortam özgün çalışma ortamı olabileceği için bağımsızlık hissini yarattığı ve yaratıcılığı da aynı ölçüde körüklediği söyleniyor.



Öte yandan insanın bir ortamda dağınık olması diğer bir ortamda çok düzenli olmanın verdiği sıkıntıdan da kaynaklanabiliyor. İş ortamında düzenli olanlar kurallara bağlı bir iş yerinde çalışmak zorunda kalanlardır. Bu açıdan disiplinli iş yerinde çalışanlar evlerinde bir özgürlük dalgası ile yaşamayı severler. İstediğini istediği yere koyanlar aynı zamanda istediğini istediği anda bulabilenlerdir. Gene istatistiklere göre dağınık ortamlarda yaşayanların seçimleri çok daha sağlıklı olabiliyor. Bilimsel verilere göre dağınıklık ile tutumluluk arasında doğru orantıda bir ilişki bulunuyor.



Dağınık dolaplarda çok fazla eşya bulunması hali, özellikle biz kadınlarda, sanki hiçbirşeye ihtiyacımız yokmuş hissi uyandırıyor. Ve bizleri tutumluluğa davet ediyor. Dolabını düzelten herkes mutlaka atacak birşeyler bulur. Ve düzene konan dolapta yeni bir gömleğe daima yer vardır, Ayrıca düzene sokmak anıları da tazemelemek anlamına geliyor. Yıllardır sakladığınız bir bilet belki de ilk seyahatinizde girdiğiniz ilk müzenin kağıdıdır. Onu sakın atmayın her elinize aldığınızda o günkü heyecanı tekrar yaşıyacaksınız.



Zihnin dolu olması ortalığın biraz dağınık olmasına sebebiyet verse de yeni heyecanlar için çakraların açık olması anlamına da geliyor. Dağınıklığın yeni şeyler deneme cüretine sahip kişilerin ortak özelliklerinden biri olduğunu savunanlar da yok değil. Dağınıklık yaşanmışlıktır diyenlere karşı düzen gibisi yok diyenlerden misiniz? Einstein’ın sözlerine kulak verelim.



Albert Einstein, masasının epey karman çorman olmasıyla da tanınırdı. Ona sorulduğunda, “dağınık bir masa dağınık bir zihnin işaretiyse, o zaman boş bir masa neyin işareti olabilir?” diye cevap vermiş ve dağınık masasını savunmuştu.


Şimdi dağınıklığımızdan mutlu olma zamanı...

Ve çocuklarımızın yaratıcığını destekleme zamanı....