top of page

Bir resital – ve bir ayrıcalık...



Ünlü yazar John Steinbeck’in şu deyişini biliyor muydunuz: “Şarkılar siyasete benzemez – sınırları kolayca aşarlar.”



Bundan bir hafta önce İsrail’deki Türkiyeliler Birliği, Tel Aviv’deki Türkiye Büyükelçiliği ve Türk Hava Yolları ile birlikte düzenlediği Yaza Merhaba Partisi’nin müzik tanıtım konuşması görevini üstlendiğimde, sözlerime bu anlamlı deyiş ile başladım. Buna örnekler çok aslında - İngiliz askerlerince de pek sevilen Alman ezgisi “Lili Marlen”den tutun, Türkiye’nin ulusalcı şarkısı “Bir başkadır Memleketim”e dek...



1974 yılında Ayten Alpman’ın unutulmaz sesiyle ünlenen bu şarkının, aslında Yiddiş olarak söylenen Aşkenaz bir halk ezgisine dayandığını bilenler pek azdır. Gerçek şudur ki, geleneksel “Der Rebbe Elimelech” şarkısı, 1960’ların sonunda İsrailli İlan & İlanit ikilisi tarafından İbranice sözler ile kaydedilmesinin ardından, Fikret Şeneş’in Türkçe sözleriyle piyasaya verilerek, özellikle Kıbrıs çıkartmasının ardından büyük başarı kazanmıştı. Demek oluyor ki bu ezgi, Doğu Avrupa’dan İsrail’e ve oradan da Türkiye’ye kadar yol almıştı!



İşte, 7 Temmuz Çarşamba akşamı Yafo’daki “Saraya” Türk Evi’nde yüzü bulan seçkin davetlinin önünde bir resital verecek olan genç keman sanatçısı Dilan Karayılan ile birlikte repertuarı oluşturduğumuzda, her iki ulusu birleştiren bu şarkı ile başlamasını önermiştim. Keza, dinleti birbiriyle harmalanmış Hatikva ile İstiklal Marşı ile de sonuçlanacaktı.



Üç ayrı grubun (T.C. Büyükelçiliği ve THY çalışanları ile İtahdut’un Moatsa üyeleri), çok değişik yaş kesimlerini içeren karma bir topluluğa hitap edecek müziği bulmak kolay olmasa gerek. Dünya çapındaki keman virtüözü Hagai Shaham’ın öğrencisi olarak Buchman-Mehta School of Music’de okumayı hak kazanmış 22 yaşındaki Dilan’ın ana reperuarı elbette klasik müzik yapıtlarından oluşmaktadır... İşte burada önemli olan, bu “ciddi” müzik dağarından, batı sanat müziği konser alışkanlıkları olamayabilen kişilerin de beğenisini kazanmaktı. Onun için Dilan ile sıkı bir çalışma sonrası Kreisler, Dvorak, Liszt ve Mozart’ı kapsayan “tatlı” nağmeler seçmeye çalıştık. Bunlara bazı hafif valsler ve Cihat Aşkın’ın düzenlediği bir “Hicazkâr Sirto” ile ayrıca “Yerushalayim shel zahav”ı katarak, her iki ulusun müzik geleneklerine de göz kırptık...



Ama asıl önemlisi, bu güzel resitalden sonra, müziğin de sağladığı katkıyla, Türk Evi’nin terasında verilen kokteylde bu üç grubun kaynaşmasıydı. Bir güzel rastlantı daha yaşadık aynı akşam – on bir yıllık bir boşluktan sonra nihayet İsrail’deki T.C. Büyükelçiliğine yeniden atanan Kültür ve Tanıtım Müşaviri’ne aramıza “hoş geldin” diyebildik! Daha birkaç gün önce görevine başlamış olan Dr. Selim Öztürk ile sohbet ederken, gerek sergi ve konferansların, gerekse İsrail’e davet edilebilecek Türk tiyatroları olanaklarını irdeledik...



Yafo’nun saat meydanında bulunan, tarihi “Saraya” Türk Evi gibi bir ayrıcalık, diğer ülkelerin Kültür Müşavirliklerinde yoktur, bildiğim kadarıyla... Ortak amacımız, bu güzel ergiden olduğunca yararlanabilmektir!

Comments


Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
bottom of page