top of page

BİR NİSAN ŞAKASI GİBİ SEÇİM SONUÇLARI



Türkiye 1 Nisan’da şaka gibi bir güne uyandı. Belediye seçimlerinde Halk Partisi birinci parti durumuna yükseliyor, Adalet ve Kalkınma Partisi ise ikinci parti konumuna düşüyordu. Halk Partisi Bülent Ecevit’in liderliğinde 1977 seçiminde görülen yüzde 41’lik oy patlamasından sonra, tarihinde ilk kez, yıllar boyu aşamadığı yüzde 25’lik oy oranını geçerek yüzde 37’lik bir oranı yakalıyordu. Tabi ki bu evvelemirde sadece birkaç ay önce parti başkanlığına seçilen ve genç bir ekiple yola çıkan Özgür Özel’in başarısıdır.

 

Halk Partisinin, Ankara ve İstanbul gibi seçimin kilit illerinde Adalet ve Kalkınma Partisini büyük bir farkla geride bırakmasının yanısıra, 35 ilde de seçimi kazandı. 20 yıldan beri AKP’nin kazandığı Bursa ve 79 yıldır CHP’nin kazanamadığı Balıkkesir gibi kent belediyelerinin el değiştirmesi ise bu illerde büyük sevinç gösterilerine yol açtı.



Süleyman Demirel’in efsane bir sözü akla gelmekte;” Boş tencerenin yıkamayacağı iktidar yoktur”. AKP’nin oylarının bu denli erimesinde hiç şüphesiz ülkenin içinde bulunduğu ekonomik darboğazın, düşmeyen enflasyonun ve halkın pahalılıktan belinin bükülmesinin büyük bir rolü olduğu kesin.

 

Yoğun İsrael alehtarlığının da iktidar partisine oy kazandırmadığı anlaşıldı. İsrael Dışişleri Bakanı İsrael Katz; “Türk seçmeni İsrael’e saldıran Erdoğan’ı cezalandırdı” derken gönderdiği mesajda CHP, İmamoğlu ve Yavaş’ı kutladı.

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan; “Demokrasi kazandı...Milletin mesajını aldık. 31 Mart bizim için bir bitiş değil dönüm noktasıdır” derken iktidar yanlısı basın ise; “Her olayda bir hayır vardır” (Hürriyet) veya “Tepki oyları patladı” (Türkiye) gibi manşetlerle oylarda gerçekten bir kaymanın olmadığı algısını yaratmaya çalıştı. Akit Gazetesi ise seçimleri; “Belediyeler kirli ittifaka teslim” manşeti altında aktarırken, CHP’nin terör örgütleri ve karanlık odaklarla işbirliği yaptığı iddiasında bulundu.    

 

Genel seçimlere daha dört yıl gibi uzun bir sürenin bulunduğunu unutmamak lazım. Türkiye’de “erken seçim” talepleri dillendirilir mi? Bu tür talep ve istekler ileri sürülse bile fazla etkin olmayacağını sanıyorum. 31 Mart seçiminde yerel idarelerin belirlendiği, cumhurbaşkanlığı makamının ve milletvekillerinin genel seçimlerde belirleneceği kurallar gereği doğrudur. Ancak demokrasi sadece sandık değildir, Batı demokrasilerinde halkın güvenini yitiren bir iktidarın güven tazelemesi veya istifa etmesi doğaldır.

 

Bu seçimlerden çıkan sonuç doğrultusunda 2028’de gerçekleşecek cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Erdoğan’ın karşısında Ekrem İmamoğlu’nun oldukça mesafe aldığını, Ankara’da rakibinden nerdeyse iki misli oy alan Mansur Yavaş’ın da potaya girdiğini görüyoruz. Kanımca bu seçimin en önemli kazanımı, bu ülkenin aydınlık insanlarını daha güzel günleri beklediğinin ortaya konmuş olmasıdır.    




 










Comments


Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
bottom of page