top of page

ARADIĞINIZ İLHAM BULUNAMADI: İLHAM VE İLHAMIN YOKLUĞU


Sevgili okur, bu sayfada sizlerle Torah, felsefe ve psikolojiyi harmanlayarak keyifli bir fikir tartışmasına girmeyi amaçlıyorum. Umuyorum ki, aktarmaya çalıştığım fikirler, sizleri de düşünmeye teşvik eder.


Koşulsuz desteğiyle bana yardımcı olan hocam Riva Essemini’ye ve eniştem Rav. İzak Alaluf’a çok teşekkür ederim.

 


Uzun zamandır beklediğiniz o güne gelmiş bulunuyoruz, yılbaşının ertesi günü. Yani, diyetin ilk günü! Kendinizi bu sefer çok iyi hazırladınız, motivasyon konuşmacılarını dinlediniz, “Yemiyorum Yine de Yaşıyorum” temalı kişisel gelişim kitaplarını bile okudunuz. Tebrikler, siz artık ilhamın vücut bulmuş halisiniz! Ta ki, karşınıza çıkan o ilk çikolataya kadar…



İlham gerçekten de hep aynısını yapar. Siz, onun size verdiği yoğun dopamin (beyinde mutluluğu (da) tetikleyen bir nörotransmitter) ile kendinizden emin bir şekilde, her şeyin bu sefer istediğiniz gibi olacağına inanırsınız. Ve tam da o anda, karşınızda bir not “HaShem’in size verdiği ilhamın sonuna geldiniz. İlhamsız devam etmek için ….”



Siz böyle olsun istemediniz ki, her şey ilham varken çok daha kolaydı. Bu noktada birçoğumuz, yoğun bir depresiflik/ gerginlik/ boşluk duygusu yaşayabiliriz. Örneğin evliliği ele alalım. Yeni evli çift rutinle birlikte, yavaş yavaş şehveti de kaybetmeye başlar. Eşlerden bir tanesi “Eğer ki heyecanlanmıyorsam, yanlış kişiyle miyim acaba?” diye kafasından düşünceler geçirir. Oysaki yanlış olan birlikte olduğunuz kişi değil, ilişkiyi ele alış biçiminizdir. Siz, şu ana kadar karşınızdaki insandansa, onun size sağladığı heyecan duygusuna tutulmuştunuz. Yani o insanı kendi amacınız için bir araç olarak kullanmıştınız (bkz. Kant). Oysaki Yahudilik bize, sağlıklı bir ilişkide insanın kendi ihtiyaçlarındansa, karşısındakinin ihtiyaçlarını merkeze almasını öğretir. Bu tabii ki de heyecanın sağlayabileceği kolay ve hızlı mutluluk formülünden daha yorucudur. Ne var ki bu türlü bir çalışma, hem ilişkinizde heyecan yaratma gücünü size öğretecek (yani sizin kontrolünüze geçirecek), hem de heyecanın öngörülemez dalgalanmalarına fazla anlam yüklememenizi sağlayacaktır. Daha da önemlisi, bunu yaparken kendi heyecan ihtiyacınıza odaklanmanız sonuç vermeyeceği ve karşı tarafa odaklanmanız gerekeceği için, verme kasınızı da çalıştırmış olacaksınız. Bence çok da fena bir müfredat değil.



İlham’ın Tanrı tarafından verilip daha sonra geri alınmasına başka bir örnek, Mısır’dan çıkan Yahudiler ’in Sinai’da Tanrı ile karşılaşması olabilir. Nesiller boyunca kölelik felsefesi ile yaşamış olan Yahudiler, onlara Yukarıdan verilen bir ilham hediyesi ile Tanrı’nın sesini duymuş, ruhani seviyelerinde bir boyut atlamışlardır. Bu, Yukarıdan verilen ilhama çok iyi bir örnektir çünkü üzerine efor harcamadan gelinen bu yeni seviye, yalnızca dışarıdan verilen bir yardım sayesinde olabilirdi. Ne var ki Tanrı ilhamı geri alır. Artık, Yahudilerin bu ideal seviyeye, potansiyel olarak var olduğunu bildikleri bu yüksek konuma, kendi çalışmalarıyla gelmeleri gerekir. Yani, Tanrı ilhamı verip geri alarak, insanın yapay bir şekilde kendisine ait olmayan bir mutluluk halinde kalmasındansa, kendi çabalarıyla bu ideale yaklaşmasını, bu durumu kendilerinin bir parçası yapmasını istemiştir.



Bu konuyu daha iyi anlamak için, Maharal’in akıl (sechel) ve hayal gücü (dimyon) üzerine dediklerine bakabiliriz. İnsanın hayal gücü sınırsızdır, bir fikrin formunu oluşturur ve tek başına yetersizdir. Akıl (sechel) ise fikrin maddesidir ve hayal gücünü kontrol etmesi gerekir. Gerçekten de kontrolsüz bir hayal gücü materyalize olmayacak bir yığın fikir yaratacak, hayal gücünden yoksun bir akıl ise mekanik bir yapım süreci olacaktır. Bu yüzden bir fikrin dünyada yer edinebilmesi hem bir formu hem de maddesi olmasına bağlıdır. Ancak bu ikisinin harmonisi, bir fikri gerçekliğe taşıyabilecektir.



Son olarak Tora’da geçen ilk üç peraşaya bakabiliriz. Bu üç peraşa, ilhamla yaşamaya örnek 3 yaşam modelini bizlere anlatır. Bereşit peraşası, ilham dolu bir başlangıcı anlatır. Dünyadaki her şey yenidir, insan alıcı konumundadır ve aynı zamanda ilham karşısında ona verilenlere bağımlıdır. Fakat bu sonsuza dek sürmez, insan Bahçe’den atılır, ilham bir noktada biter ve insan bu keyifli halini koruyamaz.



İnsanın, Bereşit’teki pasif yaşama şekli, onun gelişimi önünde bir engeldir. Ne var ki, bu durum, Noah peraşasıyla değişir.


Bereşit’in aksine, Noah’ın dönemi büyük bir kaosu simgeler. Dönem o kadar kaotiktir ki, Tanrı bu dünyayı yok edip yeniden yaratmaya karar verir. Noah’ın bundan kurtulabilmesi için, kendi emeği ile gemisini yapması ve kendi kurtuluşunu yaratması gerekir (Noah’ın ilhamı bekleme lüksü yoktur). Yıllar süren çabası sayesinde Noah kurtulur. Mesaj alınmıştır, çalışmak iyidir! Evet Noah kurtulmuş, pasif kalmamış, ve kendi emeğinin verimi üzerine büyük bir ders öğrenilmiştir. Peki ilham? Orası çok da önemli olmamıştır.



Fakat gerçekten de ilham bu denli göz ardı edilmeli ve, yalnızca insanın çalışmasına mı odaklanılmalıdır? Emin değilim. Gerçekten de bazen, ilhamın bize sağlayacağı hızlı çözüm seçenekler arasında yoktur. Bu durumlarda emek daha verimli sonuç verebilir. Fakat bu ilhamın tamamen göz ardı edilmesi demek olmayabilir.



Şu ana kadarki hikayelerde, iki çeşit yaşam modeli görmüş olduk. Birincisi, ilhamın verilmesine bağlı pasif bir yaşam, ikincisi ise insanın çalışmasının öneminin öne çıktığı, daha mekanik bir yaşam örneği. İlki (ilham ve hızlıdan konuları çözme odaklılığı) şu anki jenerasyonun sorunu sayılabilecekken, ikincisi bir önceki neslin hayata bakışını temsil ediyor olabilir.



Bu Kartezyen (ikili düşünme, bkz. Descartes) yaklaşıma sentezi getiren Lech Lecha peraşasıyla, Avraham olmuştur. Avraham gerçekten de ilham (1) ile çalışmayı (2) harmanlayarak, dünyaya yeni bir bakış açısı getirmişir. Bu bakış açısı ona, alışık olunan Kartezyen düşünme sistemini bırakmayı, ilham için büyük renkli mesajlara ihtiyaç duymamayı ve her yerde Tanrı’yı görebilmenin mümkün olduğunu göstermiştir. Bu şekildeki bir yaşam, Tanrı’nın keşfine odaklı, düşük ruhani fiziksel alt dünya ile, yüksek seviyeli ruhani dünyanın sentezinin mümkün olduğunu göstermiştir.



Özünde farklı gözüken kavramların harmonisi, bu dünyada da Tanrı’nın keşfinin mümkünlüğü, belki de Avraham’ın bize bıraktığı en önemli değerlerden biridir. Artık ne ilham bağımlısı olmamız ne de ilhamı göz ardı edip “çalış ve sonuç al” şeklinde yaşamamız gerekmektedir. Bu iki görüşün transformasyonu, ilhamdan daha önemli bir sonuç doğurabilir – sevinç.


Lisya Kaspi Chaban



Kaynaklar (Rabbi Akiva Tatz, Rabbi Ari Shishler, Maharal, Kant, Descartes)




Comments


Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
bottom of page