top of page

APOLİTİK









Yeni bir ülke bulamayacaksın, bulamayacaksın başka denizler...

Daima izleyecek seni şehir,

Aynı sokaklarda yürüyecek ve aynı mahallelerde yaşlanacaksın,

Ve aynı evlerde kırlaşacak saçların.”

Kostantinos P. Karafis-Şehir


Ben bir siyasetçi değilim, üstelik siyaset yazmak ve konuşmaktan da uzak durururum.

Kısaca kendimi “Apolitik” bir profil olarak tanıtabilirim.

Hayat kısa, ve geciçi, üstelik de zamanım kıymetli, önceliklerim; zamanımı, sevdiğim filmleri

izlemek, sevdiğim yazarları okumak, ve çeşitli hobiler ile doldurmak...

Gel gelelim, öyle durumlar yaşanır ki; isteseniz de siyasetten kaçamazsınız, aslında siyasetten

kaçmak da ne derece doğru o da tartışılır. Siyaset biz bireylerin hayatına yön veren ve yüzdeyüz

yaşamını hatta kaderini etkileyen bir faktör.

O nedenle Türkiye’nin siyasi tarihinde çok önem taşıyan bu günlerinde, bizlerin görüş ve

düşüncelerine ufacık değineceğim. “Ufacık” diyorum, çünkü; aslında; halk, durumun, söylenecek,

düşünülecek her boyutunu, sosyal medyada bir gazeteci kıvraklığı ve dili ile birçok yönden

yazıyor, çiziyor ve dile getiriyor. Durum ortada ve ekleyecek çok fazla da birşey yok gibi...

Ben yukardaki cümlemde –BİZ- kelimesini kullandım, evet kimdir bu -BİZ- diye sorarsanız, bizler

çeşitli nedenlerle doğup büyüdüğümüz, toprağı, dili, örfü, adetleri bırakıp başka diyarlara

yaşamaya gidenlerden bahsediyorum.

Bizler, birçok farklı nedenlerle uzaklardayız, ama uzaklarda olmamız kalbimizin,

düşüncelerimizin, geride bıraktığımız ülkede olmadığı anlamına gelmez.

Sosyal medyada birçok yabancı ülkede yaşayan kişilerin oluşturduğu gurupların takipçisiyim. Ve

bireylerin yazdığı, çizdiği paylaşımların tümünün önemli ve toplumumuzun düşüncelerini

yansıtan sosyolojik veriler olduğunu düşünüyorum.

Geçenlerde, biz yurtdışında yaşayan bireyler için yapılmış bir yorum da kişi şöyle bir görüş

yazmıştı, ‘Madem ülkeyi bırakıp gittiler, yurt dışında yaşayanlara oy hakkı verilmesin,’

Bu şekilde düşünen birçok kişi olabilir, onlara şöyle cevap verebilirim.

Bireyler istedikleri yere gidip yaşamakta özgürdürler, ama bu özgürlük ve uzaklarda olma

durumu, uzaklara giden bir bireyin doğup büyüdüğü topraklara ait sorumluluklarını, yine o

topraklara ait bağlılığını bitirmez.

Neden insanlar, taşını, toprağını, bağını, bahçesini terk eder?

Yine sosyal medyadaki yurtdışına göçmüş vatandaşların yaptıkları yorumlardan haraket

ettiğimde, görüyorum ki, bu vatandaşların tek derdi ‘Dolar’ kazanmak, ve daha insanca

yaşamak, inanın abartmıyorum, sosyal medyada yazılan yorumlarda daha adımını yurt dışındaki

ülkeye yeni adım atmış bir kişinin attığı mesaj şöyle oluyor:

-Falan şehre yeni geldim, dil bilmiyorum, acil işe ihtiyacım var, ve çalışma iznim yok...

Kısaca, köyünü, akrabalarını, anasını, bacısını bırakan büyük bir kesimin amacı dil öğreneyim,

yeni bir kültür, medeniyet öğreneyim falan değil, zaten gözlemlediğim bir çoğu kebabçı, börekçi,

döşeme işleri gibi fazla dil ve eğitim gerekmeyen işlere yöneliyorlar, ve çoğunluğun amacı biraz

para yapıp tekrar geri ülkesine dönmek.

Durum böyle iken, gelelim oy verme meselesine; biz yurtdışında yaşayanlar en az ülkede

yaşayanlar kadar, gelecek nesillere olumluluklar inşa edilmesini canı gönülden

diliyoruz, ki yurtdışında yaşayan birçok vatandaşdan kendileri ülkeye dönmesse dahi, ülkeyi hiç

görmemiş, Türkçeyi dahi konuşamayan evlatlarının gelecek için yaptıkları planın içinde ülkeye

geri dönmek olduğunu duyuyorum.

İster ülke içinde, ister ülke dışında yaşayalım oy vermek hepimizin hakkı, ve görevi, oy

vererek bizi yönetecekleri seçmenin gelecek nesillerin kaderini çizmek ile eş değer

olduğunun hepimiz bilincindeyiz.

Ülkede birçok durumun tekrar gözden geçirilmesi gerekiyor, unutmayalım, çok geriye gitmeye

gerek yok, 6 Şubat 2023 de Hatay depreminde binlerce kişi kötü yapılan, malzemeden çalındığı

için yıkılan, çekmece misali yapılmış binalar yüzünden hayatını kaybetti. Binlerce insan ailesini,

çoluğunu çocuğunu kaybetti, ateş düştüğü yeri yaktı, bizler normal hayatımızı yaşıyoruz çok

şükür, peki onlar ne yapıyorlar o acı ile nasıl başedip aynı zamanda ekonomik olarak nasıl ayakta

kalıyorlar?

Dünyada hiçbir birey böylesine ölümleri ve acıları ve ekonomik sıkıntıları haketmiyor.

Medeniyetin birçok zenginliği yaşadığımız bir çağda insani temel ihtiyaçlarımızın

sağlanacağı bir yönetim altında yaşamak her bireyin hakkı, bunu da gerçekleştirmenin tek yolu

oy vermektir.

Ben iki saatlik yola, koşa koşa oyumu vermeğe gideceğim, yazıya başlarken yazdığım

Kostantinos P. Karafis-Şehir adlı şiirinde dediği gibi, doğup büyüdüğümüz şehir ve sokaklar,

nereye gidersek gidelim, her daim bizim gölgemiz olacak, peşimizi bırakmıyacaktır.

Güzel ve aydınlık günler diliyorum sevgili Türkiye’ye...

Rahel-Çela B.
















Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
bottom of page