Açıl Susam Açıl!


(Yazarı sesli dinlemek için tıklayınız)




Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır. Benimkisi de şahsıma münhasır olsa gerek. Kendime göre hayatı ele alış biçimim vardır. Başıma gelenlerle barışığımdır, yaşamla kavgam yoktur. Kolay kolay söylenmem, olana bitene serzenişte bulunmam, olanları bütünsel olarak algılamaya bakar, göremesem de olanların ardında olumlu tarafın varlığına inanırım. Polyanna’ca bir optimizminden ziyade, gerçekçi ve akılcı bir olumlu bakıştır benimkisi. “Her işte bir hayır vardır, her şerden iyi bir şey doğabilir, gün doğmadan neler doğar” derim… Covid-19’un bile getirdiklerine sövmedim, hepsini yaşamın bir parçası olarak kabul ettim. Ancak, bir türlü kabul edemediğim ve kabullenmekte zorlandığım bir şey var ki, isyan edesim var… İstihdam potansiyeline sahip olmasına ve açık uygun pozisyonlar olmasına rağmen yüzlerce gencin işe yerleşememesi… İsyan etmiyorum… Serzenişte de bulunmuyorum… Sadece anlamakta zorlanıyorum…



Yıllardır gençlerle çalışıyorum, yıllardır onlara mentörlük ve koçluk yapıyorum… Kariyer yollarını oluşturmalarına ve hayatlarında ilerlemelerine rehberlik ediyorum. Beni en çok şaşırtan bazılarının gösterdiği türlü çabaya rağmen hedeflerine ulaşamamaları… Sorgulamadan edemiyorum, yollarını engelleyen ne diye! Acaba kendi iç dinamikleri mi, seçtikleri hedefler mi, günümüz iş dünyasında yaşanan muğlaklık ve belirsizlik mi; yoksa gençlerin kişisel özelliklerinin hayalini kurduğu pozisyona uymaması mı? Belki hepsi, belki hiçbiri… Ancak kabul edelim ki, kariyer hayatının baharında gençlere fırsat vermek, kariyer hayatına başlamasına alan açmak ve ilk adımlarına destek olmak günümüz liderlerinin boynunun borcudur…



Geriye, 25-30 yıl öncesine bakıyorum… İş hayatına ilk atıldığım zamanları düşünüyorum. Hayatımız bu zamandan daha kolay değildi; daha geniş fırsatlar içinde de değildik. Hatta bilgi ve çeşitli imkânlara erişimimiz çok daha kısıtlıydı. Çok daha dar bir sosyal ağ (network) içinde yaşıyorduk. Başarımız büyük ölçüde kendi çabamıza bağlıydı. Ancak o dönemlerde, hepimizin hayatında kendi çabamızın tıkandığı yerde elimizden tutan, açamadığımız kapıları bize açan, referans olup arka çıkan hatırı sayılı insanlar olmuştur. Bu kişilerin bir sözü veya referansı adeta bir altın anahtar gibi yolumuzu açmaya muktedir idi. Ve açmışlardı da!



Benim için de öyle oldu! Öğretmenlik kariyerimin ilk adımı Korkmaz Yiğit Anadolu Lisesinde çalışmamla başlar. Sevgili Leon Coşkun’un aracılığıyla değerli eğitimci İbrahim Betil’in bana destek oluşunu asla unutamam. Türlü okula başvuruma rağmen “stajı kalkmadığı için alamayız” söylemleriyle geri çevrildim. Halbuki öğretmek ve gençleri hayata hazırlamak için doğmuştum adeta. Çok keyifli ve doyurucu öğretmenlik yılları geçirdim; birçok öğrencimle halen yakın temas içindeyim. Yıllar sonra Milli Eğitim Bakanlığında tıkanan yolumun açılmasına değerli Bensiyon Pinto’nun yardımcı oluşuna şükran duyarım. O yol belki kendiliğinden açılacaktı, ancak o ince dokunuş doğru zamanda doğru yerde olmamı sağladı. Sonrasında kendi bilgi ve becerimle yeni fırsatlar çıktı karşıma, başka alanlara atıldım ve bana değişik kariyer kapıları açıldı.



Son olarak yakın zamanda (10 sene olmuş bile) canım hocalarım Prof. Dr. Ela Ünler ile Prof. Dr. Tunç Bozbura’nın Bahçeşehir Üniversitesinde doktora programına kabulüme ve tezimde önerdiğim modele olan desteklerini unutamam. Doktora (PhD) uzun soluklu ciddi emek isteyen kişinin kendini tümüyle adamasını gerektiren bir yolculuktur. Programa kabul kriterlerine sahip olsa bile birçok aday reddedilebilir. Ela Hocam ve Tunç Hocam bana ve akademik dünyaya yapacağım katkıya inanmış ki beni desteklediler. Ben de varımı yoğumu, aklımı ve tüm emeğimi akıtarak kendime yaraşır iş çıkardım. Bunun sayesindedir ki bugün bilgi, beceri ve deneyimlerime dayanarak Barcelona’da European Üniversitesinde (EU Business School) hayalimin işini icra ediyor, gençlerle çalışmaya devam ediyorum.



Sonuçta, anlatmaya çalıştığım nokta, küçük bir desteğin hayatıma nasıl da büyük bir katkısı olduğu… Kuşkusuz, sahip olduğum tüm bilgi, beceri ve deneyim, ve profesyonel çalışma anlayışım ile bugün geldiğim konum kendi çabam sayesinde oldu. Bugünlere geldim, ancak kariyer hayatımda ve bazı dönüm noktalarında bana fırsat veren sayılı kişilerin katkıları gelişmeme, ilerlememe, türlü atılımlarda bulunmama ve kendi alanımda liderlik etmeme yadsınamaz derecede itici güç oldular.



Özetle, hiçbir destek boşa gitmedi, gitmez de! Yıllardır gençlerle çalışırken daima bu anlayışla yaklaştım. Gençlerin kendi alanlarında ve yollarında üstlerine düşen görevi en layıkıyla yapacaklarını biliyorum. Bize -yani biz liderler ve bu yollardan geçmiş deneyim sahibi olanlara düşen görev ise, ihtiyaçları doğrultusunda gençlere yol göstermek, onlara beceri kazandırarak açamadıkları kapıları açmalarına yardımcı olmak, ve gerekirse bizzat onlar için kapıları açmak. Hayatımda, bilerek veya bilmeyerek, bana farklı kapılar açan, ufkumu zenginleştiren, bana güç veren, bana inanan ve kendime inanmamı sağlayan çokça kişi oldu. Onlar yaslandığım bir dayanak değil, kendi ayaklarım üzerinde durmama önayak oldular. Bugün gençlerin belki de en çok ihtiyaç duyduğu bu!



Diyeceğim o ki, hayatımızda kime ve ne biçimde katkı sağladığımıza dikkat vermeliyiz. Destek sağlamaya özen göstermeliyiz. Hayata yeni atılan gençlere fırsat vermeliyiz. Sıfırdan başladığımız zamanları hatırlayıp, yeni başlayanlarda “tecrübe” aramaktan ziyade, tecrübe edinmelerine fırsat ve ortam yaratmalıyız. Beceri ve kapasitelerini işleyebilecekleri alanlar vererek kendilerine inanmalarına yardımcı olmalıyız. Kendine olan inançları onlara olan inancımızla direk bağlantılı! Onlara fırsat vermediğimiz ve alan açmadığımız sürece onların kendilerine çalışma alanı açma olasılığı çok düşük. Nitekim, onlarca özgeçmiş (CV) var elimde, halen işe yerleşmeyi bekleyen gençlerin umutsuz hallerini anlatıyor bana.



Bu çağrım liderlere… karar alıcılara… iş verenlere… işe alım yapanlara… kilit pozisyonlarda çalışanlara… bu satırları okuyanlara… Lütfen, 25-30 yıllık kariyer geçmişinize bir anlık göz atın ve hatırlayın: bugün sahip olduğunuz konuma gelişinizin hikayesini; evrenin sizi nasıl ödüllendirdiğini; ve kimlerin sizin için “Açıl susam açıl!” demesiyle yolunuzun açıldığını anımsayın. Şimdi sıra sizde… Eğer “Elimden bir şey gelecekse muhakkak harekete geçerim” diyorsanız, işte tam zamanı! “Açıl susam açıl!” deme ve evrenin sizi ödüllendirdiği gibi genç neslin ödüllendirilmesine katkı yapma zamanınız... Gençlerin desteğinize ihtiyacı var!



Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square