BU HAFTA BİR HİKAYEM VAR


(Yazarın yazısını sesli dinlemek için tıklayınız)

İsrael Kralı Şlomo HaMeleh’in, Tanrı tarafından ona bahşedilen adalet ve bilgelik yeteneklerinin yanı sıra, daha bir çok gizemli sırları da vardı. Bunlardan bir tanesi de hayvanlarla kendi dillerinde iletişim kurabilmesiydi. Şlomo’nun kuşlarla kurduğu iletişim ise dillere destandır. Örneğin İbibik kuşları onun haberleşmek için kullandığı kuşlardandı. Şimdi size İbibik kuşları ile ilgili bir efsanesini anlatmak istiyorum.

Merhaba sevgili okurlarım, dün çok sevdiğim yazar arkadaşım Malka Azaryad’ın, Facebook’daki bir paylaşımı bana esin verdi Bu paylaşımda, İsrael’in en çok tanınan kuşlarından biri olan Hoopoe kuşundan (İbranicede "Duhipat" - İbibik = Hüt Hüt Kuşu) söz ediyordu. Bu kuşun Kral Şlomo’nun posta kuşu görevi gördüğünü anlatıyordu.

2014 yılında Şalom gazetesinin Kavram sayfasında uzun bir süre boyunca yayınladığım “Yahudi Folkloru ve Mitolojisi” adlı yazı dizimde, Şlomo Ameleh’in söylencelerinden de çokça yazmıştım. Bu anlatılardan bir tanesinin başlığı “Kral Şlomo ve İbibik Kuşları idi”. Tanrı tarafından ona armağan olarak verilen kuşlarla konuşma yeteneği sayesinde Kral Şelomo yeryüzündeki tüm kuşlarla iletişim kurar ve onlardan faydalanırdı. Bu efsanevi yetenek hikayelere konu olmuş olup, “Midraş” ve “Ağada” kitaplarında yazılıdır. Hadi şimdi bana kulak verin…

Aylardan birinde, Kral Şelomo, Beyaz Kartal’ın kanatlarına yerleştirilen tahtına oturarak, kendi gizli zevk sarayına doğru yolculuk yapıyordu. Bu gizli zevk sarayı, Suriye topraklarındaki Palmyra vahasındaydı.

Oraya doğru uçarlarken, güneş birdenbire o denli yakıcı olmaya başladı ki, Şelomo sıcaktan baygınlık geçirmeye başladı. Aniden gökyüzünde bir ibibik kuşu sürüsü belirdi. Kralın ne halde olduğunu gördükleri zaman, hemen yanı başına uçuştular. Hep birlikte kartalın kanatlarının etrafına üşüştüler. Kısa bir süre sonra, kralı güneşten koruyan bir tente misali, başının üzerinde gölge etmeye başladılar.

Şelomo, ibibik kuşlarının bu zarif davranışından çok hoşnut kaldı. İbibiklerin kralını yanına çağırarak onlara bir armağan vermek istediğini söyledi. İbibikler bir gün ve bir gece düşündükten sonra, krallarıyla birlikte Şelomo’ya dileklerini bildirdiler.

“Kralım işte sizden dileğimiz: Sizden başımıza devamlı olarak takabileceğimiz altın taçlar istiyoruz.”

Şelomo gülerek cevap vermiş;

“Dileğiniz kabul edildi ama bu isteğiniz bana çok budalaca geldi. Çünkü bu altın taçlara gözünü diken avcılar sizi hemen avlayacaklar! Eğer başınıza böyle bir felaket gelirse haberim olsun, iyiliğinizi unutmayacak ve size yardım edeceğim.”

İbibiklerin kralı başında altın tacıyla kral yanından ayrıldı. Kısa bir süre sonra tüm ibibikler altın taçlarına kavuştular.

İbibiklerin egoları bir anda kabarmıştı. Son derece kibirli bir şekilde taçlarıyla uçuşurken, kendilerini müthiş gururlu ve üstün kuşlar olarak görmeye başladılar. Dere, ırmak ve deniz kenarlarında, suya akseden çehrelerine bakıp, kendi kendilerini hayranlıkla seyrediyorlardı. Diğer kuş türlerini görmezden geliyor, onları aşağılıyorlardı.

Günlerden bir gün, ormanda avlanmakta olan bir avcı, başında altın tacıyla uçan bir ibibik kuşu gördü ve onu avlamaya karar verdi. Bir kuş kapanı hazırladı, kenarına bir ayna iliştirdi. Kendini beğenmiş kuş aynada kendini hayran hayran seyrederken kapana tutuldu. Avcı kuşun boynunu büktü ve kırdı. Altın tacını aldı ve bir pirinç dökümhanesine götürdü. Oradaki usta tacın altın olduğunu hemen anladı ama bunu belli etmedi ve avcıya birkaç kuruş ödeyerek onu başından savdı. Eğer yeni taçlar getirirse hepsini satın alacağını söyledi.

Başka bir gün aynı avcı yine aynı şekilde bir ibibik daha avladı, bu kez yolda giderken bir sarrafa rastladı. Sarraf tacın altın olduğunu söyleyip avcıya çok iyi bir ücret ödeyerek, tacı satın aldı. Bundan sonra eğer bu taçlardan daha getirirse hepsini satın alacağını söyledi.

Bu haber kısa sürede bütün ülkeye yayıldı. Dükkân ve tarla sahipleri, işyerlerini kapatarak dere tepe ibibik kuşu avcılığına giriştiler. Artık her tarafta ok ve yay sesleri ile kapanların çıngıraklarının sesleri duyuluyordu.

Sonunda ibibikler avlana avlana o kadar azaldılar ki, sayıları bir elin parmaklarını aşmaz oldu. Bir gün ibibiklerin kralı, Kral Şelomo’nun huzuruna üzüntüyle çıktı.

“Sevgili kralım, siz ne kadar haklıymışsınız. Sizden altın taçlar dilemekle gerçekten de budalalık etmişiz. Şimdi kibrimizin cezasını başlarımızın kopartılmasıyla ödüyoruz. Lütfen hepimiz yok olmadan bizi kurtarın, size yalvarıyorum.”

Şelomo ona bakarak şöyle dedi:

“Gerçekten de bu felaketi kendi kendinize yarattınız. Ama yardımseverliğinizi unutmadım, o yüzden şimdi size yardım edeceğim. Artık başınızda altın taçlarınız olmayacak, ama onun yerine kuş tüyünden, sade ama güzel ibikler konduracağım. Böylece zenginliğiniz yüzünden sizi tuzağa düşürmeyecekler.”

O zamandan sonra artık ibibik kuşlarının başlarında tüyden güzel ibikleri oldu. Artık altın taçlar taşımadıklarından avcılar da onları avlamaktan vazgeçtiler. Böylece tekrar çoğaldılar. Tüm ülkede mutlu, özgür ve barış içinde yaşadılar.

Sevgili okurlarım ben bu hikâyeden bir ders çıkarttım. İnsanlar ellerinde olan güzellikler, servet ve iktidar ile kendilerini ulu, ulaşılmaz ve sonsuz zannederler. Etraflarına tepeden ve kibirle bakıp herkesi küçük görürler. Oysa başlarına bir felaket çöktüğü vakit, pişman olup her şeyin ne kadar boş ve anlamsız olduğunu acıyla fark ederler.

Evet sevgili okuyucularım, bu kıssadan çıkarılacak hisseyi zaten size anlattım. son söz: Ne diyoruz? Ego, taht,taç,saltanat hepsi hikaye. Aslolan tevazuumuzu koruyarak, insanca yaşamak. Her şey burada kalacak. Bizlerden geriye kalan ise, sadece iyi ve şerefli bir isim ve hoş bir sada olacak.

Hikâye hakkında notlar:

1) Okuduğunuz hikâye ‘Legends of the Bible-Louis Ginzberg’ kitabından alınmıştır.

2) Şelomo’nun Palmyra şehri, ona Kral Hiram tarafından verilmiş olup Suriye çölünün vahasında kurulmuş bir kentti. Palmiyelerin çokluğundan dolayı bu adla anıldı. Ayrıca Tamara veya Tamura isimleri taşısa da İbranice adı Tadmor idi. Tevrat’ın 2.Tarihler kitabının 8:4 bölümünde şöyle yazar; “Çölde TADMOR kentini onardı. Hama yöresinde yaptırdığı bütün ambarlı kentlerin yapımını bitirdi.” Ayrıca Babil Talmud’unun 17 a-b bölümünde de aynı konudan bahsedilmektedir.

3) Sesli anlatımdaki müzik: Leopold Mozart'ın "Oyuncak Senfonisi".

Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
İLETİŞİM/ליצירת קשר
ADRES/כתובת 
İletişim ve faaliyetler hakkında bilgi almak için

לקבלת מידע אודות פעילויות ההתאחדות

לרישום / אימייל

 

Tel: +972 36582936
Fax: +972 36573894

+972 36582936:טל

   +972 36573894:פקס

turkisrael@gmail.com

Mohrey Sigariyot 7 Bat Yam - Israel

רחוב מוכרי הסיגריות 7 בתים, ישראל

  • Facebook Social Icon
  • Instagram Social Icon
  • Google Places Social Icon
  • Twitter Social Icon
  • YouTube Social  Icon