top of page

Anneler Günü:  düşündürdükleri, hissettirdikleri


(Yazarın yazısını sesli dinlemek için tıklayınız)

Sizin için anlamlı, önemli olan her ne ise dikkatinizi o çeker ya, hani algıda seçicilik dedikleri. Son zamanlarda karşıma annelikle ilgili yazılar, mesajlar, söyleşiler çıkması geçtiğimiz

Pazar gününün anneler günü olmasından dolayı zaten kaçınılmazdı.

Her şey Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri kapsamında gösterilen Israelli yönetmen Shira Farber’ın kısa metrajlı filmi ‘Aynayim Şeli” (Gözümün Nuru) filmini izlememle başladı. Annelik, kadınların yaş almakla ilgili sıkıntıları ve daha birçok şey yirmi dakikada anlatılabilmişti. Filmin kahramanı Lee hem annesi ve hem de kızı tarafından anlaşılamıyordu,görülmüyordu, duyulmuyordu. Her şeye rağmen, Lee kızına “aynayim şeli” diye hitap ediyordu. Kadınlık, annelik konularının evrensel olduğunu bir kez daha anladım.

Ardından, Psikolog Doğan Cüceloğlu ile yapılan söyleşiye rastladım. Çocukken annesinin öldüğü gerçeğiyle karşılaştığında “Annen yok kimsen yok “diye hissettiğini gözyaşlarını tutamayarak anlatıyordu. Anneler gününde annesiz çocukların, kendim dahil olmak üzere tüm annesini kaybedenlerin burukluğunu tekrar hissettim.

Daha sonra, internette gezinirken anne sesinin yoğun bakımda olan prematüre bebeklerin uyumalarına, gelişimlerine pozitif etki sağladığını okudum. Anne sesinin yıllar geçse de, artık aramızda olmasalar da duyulduğunu, annelerin söylemek istediklerini daha sonra özellikle de anne olunca anlayabildiğimizi hatırladım.

Anneler gününün nasıl oluştuğunu merak edince, bu fikrin ilk olarak 19.yüzyılda New York’lu bir şair olan Julia Ward Howe tarafından ortaya atıldığını öğrendim. Savaş yüzünden evlatların ölmemesini, insanlığın barış içinde yaşamasını istemişti. “Anneler Barış Günü” resmi olarak kutlanmadı ama bununla ilgili toplantılar senelerce haziran ayında yapıldı. Bir kez daha dünyamıza barışı kadınların getireceğine inandım ve bize çok iş düştüğünü hatırladım.

Mayıs ayında bazı ülkelerde kutlanan Anneler Gününün 20. yüzyılın başında Philadelphia’lı Anna Javis tarafından gerçekleştirildiğini öğrendim. Bu özel günü önerirken aklında ticari olması hiç yoktu. Günün ticarete dökülmesinden dolayı çok üzülen Javis Anneler Gününün iptal edilmesi için çalıştı. Anna Javis’in çocuğu yoktu. Çocuk doğurmuş ya da doğurmamış tanıdığım anaç kadınlar aklıma geldi. Hepimiz kollayan, yoklayan, koruyan, yardımcı olan ruhen anne olan nice kadınlar tanımışızdır.

Bu kadınlardan biri olan yakın arkadaşımın canlı yayındaki söyleşisini izledim. Dürüst ve içten bir şekilde çocukluğunu, anneliğini, içindeki küçük kızı anlatırken onunla beraber çocuklarımızı büyütürken büyüdüğümüzü anımsadım.

Karşıma çıkan başka bir söyleşide ise oğlunu terör yüzünden kaybeden bir annenin inanılmaz gücünü, sevgisini, acısını iyiliğe dönüştürerek gençlere annelik yapmasının hikayesini dinledim. Barışı kadınların gerçekleştireceğine yine tüm kalbimle inandım.

Yaşamakta olduğum İsrael’de geçtiğimiz Pazar anneler günü değildi ama bir arkadaşımın yardımıyla aldığım bitkilerin eve ulaşması tam da o güne rastladı. O kadar mutlu oldum ki anneler gününde “güle güle büyüt” mesajları bile almış oldum bu sayede. Başka ülkelerde yaşayan oğullarımla uzun uzun konuşabilmek de sevincime sevinç kattı.

Günün sonunda ise, karşıma kendimize annelik yapmamızın yollarını gösteren öyle bir yazı çıktı ki, yazımı bunu paylaşarak bitirmesem olmazdı. Öyle ya, güçlü olmamız için kendimize de annelik yapmamız gerekiyor. Lisa Olivera’nın bazı önerileri şöyle:

Duygularınızı kabul edin.

İhtiyaçlarınıza dikkatinizi verin ve onları onurlandırın

Kendinize mükemmel olmama iznini verin.

Kalbinize şefkatli olun.

Değerli olduğunuzu kendinize tekrar tekrar hatırlatın.

Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
bottom of page