top of page

Tikkun Olam Türkiye’de


Geçtiğimiz hafta sonu iki sınıf arkadaşımla birlikte Kozlu Köyü - Çanakkale’de birkaç gün geçirdik. Üçümüz de 6 ay ara ile Harp Sonrası doğanlar arasındaydık. Nispeten iyi kurumlarda eğitim gördük, Batı’da bulunduk ve çalıştık, 1990 - 2010 arası kariyerlerimizde yükseldik ve son 10 yılda maddeten geriledik. Manen yerimizi koruduk.

Ahmet Aykaç ve Reha Uz, Tikkun Olam felsefesinin anlamını bilmeden ilkelerini benimsemişler ve yaşamlarında büyük çapta uygulamışlar. Yahudiliğe verilen bir görevin Yahudi olmayanlar, fakat bu cenaha sempati duyanlar, tarafından tatbikatı ‘bizler, sizler ve ötekiler’ ayırımını ortadan kaldırmaya yarayan unsurlardan biri.

Tikkun Olam’ın ilk ibaresi “Mişnaik Dönem”e (Tannaim: M.S. 10- 200) kadar uzanır: ‘’Dünyayı (Olam=Alem) onarmak’’ demektir. Başlangıçta “Sahte tanrılar takip edilmezse dünya düzelir” prensibinin Yahudiler dışındaki uluslar tarafından da izlenmesi durumunda tüm evrenin barışçıl, huzurlu ve müreffeh olacağını müjdeler.

Yahudi aydınlanmasını (Haskala) takiben anlam genişledi ve yaygınlaştı. Bugün Kuzey Amerika ve Avrupa Yahudiliğinde “bozulan dünyanın tamir edilmesi için Yahudilerin yardım etmeleri (Sedaka), iyi işlerde bulunmaları (Mitzvot) ve yüksek ahlak ilkelerini benimsemeleri gerekir’’ şeklinde anlaşılır.

Görev yalnız Yahudiliğin düzelmesi veya yücelmesi değildir. Neredeyse dünyanın belli başlı dertleri Yahudilerin sorumluluğunda addedilir.

1960’larda ABD’de Siyahilerin kişilik haklarının en büyük savunucuları New York ve Şikago kentlerinden ‘Derin Güney’e inen Yahudi gönüllülerdi. Soykırımdan sonra ırk ayırımcılığı en fazla onları rahatsız ediyordu.

Bir önceki İngiltere Başhahamı Rav Jonathan Sacks bir söyleşisinde Şoah’dan kurtulanlara İsrail’de kurulan “Çocuk Köyleri”nin nasıl psikolojik olarak destek olduklarından bahisle ayni amaçlı köylerin Rwanda Soykırımı’nı yaşayan gençlere de dünya Yahudileri tarafından sunulduğunu ve başarılı sonuçlar alındığını belirtir.

Arkadaşlarım da yaşamlarında Tikkun Olam’da birleşmişler. Hele iktisatçı olan Ahmet, dünyanın en esaslı iş idaresi okullarından biri olan Insead’da (Paris yakınlarında) hocalık yaparak yüzlerce öğrenci yetiştirdikten sonra Güney Fransa’da yüksek lisansa odaklanan bir kurumun (Theseus International Management Institute) başına geçti. Sonra da ‘90’ların sonlarında Türkiye’ye döndüğünde Sabancı Üniversitesi’nin ilk kuruluşunda Sakıp Sabancı’ya danışmanlık vererek Türkiye’nin en kaliteli eğitim kurumlarından birine harç koydu.

Küçük büyük yardımlar, destekler, moral vermeler, cesaret kazandırmalar, gereğinde yanlış yapılanlara korkmadan itirazlar, gençlere rehberlik etme, yaşlılarla dostluk… Ne kadar çok kendi sıkıntılarımızı bir yana atıp, diğerlerine (ötekilere) omuz verirsek Tikkun Olam’a o kadar yaklaşmış oluruz.

Ben de geçtim bu yollardan: 2002 – 2012 arasında Toplum Gönüllüleri Vakfının kuruluşunda ve sonrasında ülkenin her yanını gezerek üniversite gençleri ile dayanışma içine girdiğimde…

Yahudi olsun olmasın Tikkun Olam’ı uygularken bize verilen görevin bilinci içindeydik.

Bugün de Türkiye’de bu bilinçde onbinlerce, yüzbinlerce vatandaş var.

Ne yazık ki güç ellerinden kayıp gidiyor.

Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
bottom of page