Günümüz İlahları  ve  Ahtapotlaşan Medya

August 13, 2019

 

Günümüz dünyasında tapılan iki ilah var; Para ve ün.

 

Dünyanın neresinde yaşarlarsa yaşasınlar, gençler bu ikiliye tapıyor ve  amaçları onlardan birine veya ikisine de  kavuşmak.  (Bu ikisi bağlantılı tabii; para ünü, ün de parayı getiriyor. Bugün her zamandan da çok ve  ‘’celebrity’’ kelimesi/sıfatı her lisana girmiş durumda!)

 

Ve bu iki ilahın üstünde  ‘’Üst İlah’’  konumunda da bu ikiliyi, -bilhassa ikincisini- yaratan,  yöneten, yaşatan veya öldüren,  güçlülerin güçlüsü:

MEDYA

 

Yarattığı mitlerle ve ahtapot gibi kollarıyla her birimizi sarıp sarmalıyan, şekillendiren, şartlandıran medya. Hem olumlu hem de olumsuz yönleriyle ama her daim savaşılamaz gücüyle yaşamımızı etkiliyen, kontrol eden medya.

 

Yeni mitler artık hep medya güdümlü. Görsel,yazılı veya sanal. Politikacılar, fikir önderleri, avukatlar, ticari şirketler, sanatçılar, ve -nasıl unuturum-, özellikle ve bilhassa  “master şefler” medyayı agresiv bir şekilde kullanarak bizi şartlandırıyorlar ve bizlere bizim için önceden biçilmiş rolleri oynatıyorlar.

 

Günümüzde medya ve çokuluslu büyük şirketler o kadar içiçe geçmiş vaziyette ki, haber, eğlence ve reklam arasındaki ince hatlar da çoğu zaman tamamen birbirlerine karışmış durumda. Ve medya bu sis ve bulanıklığın  içinde hareket ederek önceliklerimizi, ilgi alanlarımızı, beğenilerimizi şekillendirip bizi kendi çıkarları doğrultusunda yönlendiriyor.

 

Haber, kötü haber değilse, haber olmaktan çıkıyor. Dünya döndükçe var olacak ilgili veya ilgisiz trajediler şişiriliyor, abartılıyor, duygusallıkla bezeniyor ve bizlere sunuluyor. Bizler de dünyada olan bitenin çoğunlukla olumlu olayların bir bileşimi olduğunu unutuyor ve bu mazohist yaklaşımdan nasibimizi fazlasıyla alıyoruz.

 

Işık ve ateş: Haber medyasının bize sunduğu konuları ayırmak için kullandığı iki imge. Birincisi aydınlatıcı, bilgilendirici, ikincisi ise sansasyon ve rating yaratan içeriklere verilen adlardır. Yazılı ve görsel medyanın sunduğu açık farkla ikinci seçenektir.

 

Zira sansasyon, skandal, duygu sömürüsü, korku yaratma, bunalım rating, (izlenme oranı) demektir. Rating ise kazanç demektir. “Korku” satar.  Medya bunları belki “halkı bilinçlendirm” paket ambalajında satar, ama asıl amaç  izlenmedir. Medya patronu için rating, pazar payı, marka değeri gibi kavramlar, programdaki  içeriğin kalitesinin çok önünde yer alır önem sırası olarak.

 

Yazılı basından bir örnek vermek gerekirse:

Prenses Diana’nın trajik ölümü, olayın ayrıntıları ve bunların şişirilmesi birkaç ay için gazete ve dergilerin tirajına büyük çapta  katkıda bulundu.

Bir haberin veriliş şekli de amaca uygun olarak tamamen ters bir bağlama sokulabilir. Maksatlı yalan haberlere, (fake news) günümüz medyasında çok sık rastlanmakla beraber, burda kasdettiğim o değil. Bir hikayenin nasıl anlatıldığı ve gerçeklerin nasıl bir süzgeçten geçirildiği izleyiciyi tarafından tamamen ters yöne çekebilir.

 

Örneğin, diyelim ki, Batı Şeria’da 16-17 yaşlarındaki bir grup genç  İsrael güvenlik kuvvetlerine  taşlarla saldırarak üç polisi yaralayıp hastanelik  etti. Bunun üzerine takviye birlikleri dört genci yakalayıp soruşturmaya aldılar.  Ülkemizi fazlasıyla seven bazı TV muhabirleri pekala gençleri soruşturmaya alan askerleri manşet yaparak, ’’Zalim İsrail askeri yine Filistinli gençlere işkence etti’’ şeklinde bir ana haber geçebilirler. Tabii üç polisin saldırı sonucu hastanede yattıklarından hiç bahsetmiyerek, veya çok tarafsızlarsa (!)) bu önemsiz ayrıntıyı ufak puntolu bir alt yazıyla geçiştirerek. Bu resmi ve metni gören TV izleyicisi doğal olarak İsraele sempati duymıyacaktır.

 

Bir ikinci örnek vereyim:

1999 yılında Seattle’da yapılan Dünya Ticaret Örgütünün (WTO) toplantısı dünya medyasının büyük ilgisini çekti. Zira toplantı çok ateşli ve can ve mal kaybına neden olan protesto olaylarına sahne oldu. Medya ilgi çeken protesto gösterilerini vurguladı, devamlı olarak izleyiciye servis etti. Ancak protestonun nedenleri üzerinde, (insan hakları, çevrecilik, işgücü sömürüsü gibi) hemen hemen hiç durulmadı. Zira bu ayrıntılar hem rating yapmayacak, hem de bazı çevrelerin hoşuna gitmiyecekti.

 

Diğer bir yaklaşım da nelerin haber yapılıp nelerin yapılmadığı konusundadır.

 

Örneğin diyelim ki Hayfa’da bir  konfeksyon mağazasında yangın çıktı. Belki alevler ve yanan dükkan çok izleyicinin ilgisini çekebilir, rating arttırabilir ama  bu olayın haber olarak değeri nedir? Hayfa’da yaşamıyorsanız olay sizi hiçbir şekilde etkilemiyecektir. Yok eğer Hayfa’da yaşıyor ve bu mağazanın müşterilerindenseniz, dükkanın yandığını zaten ertesi gün görecek veya duyacaksınızdır.

 

Teksas’ta eline silahını alıp yeterince beyaz görünmediği için masum Meksikalıları kurşuna dizen Amerikalının vahşeti sizi ne derece ilgilendirir ve bu vahşeti 24 saat süresince her haber bülteninde tekrar tekrar yaşamak size ne kazandıracaktır?

 

Kaçımız bu haberi 14 yerine sadece 10 kere seyredip, bir bültende de matematik olimpiyadında ikinci olan liseli gencimizin haberini izlemeyi tercih etmeyiz?

Ama olmaz, iyi haberin TV haber bülteninde ne işi var ki ?

 

Uçak kazaları çok ender olmalarına rağmen her zaman çok duygusal ve dramatik bir olgu yaratırlar.

 

Tam da medyanın aradığı rating aşısı. Ama uçmanın statistiksel güvenilirliğine vurulan ağır bir darbe aynı zamanda. Yine bu bağlamda sağlık, salgın ve hastalıklardan korunma ile ilgili alarm çanlı haberler de ratinglerin olmazsa olmazıdır.

 

Keder, acı ve üzüntü içerikli yayınların daha yüksek rating yapmalarının sebeplerinden biri belki de çok insanın bu durumlarda kendilerini daha geniş bir bütünün bir parçası olarak hissetmelerini sağladığındandır. Ve gözyaşları zaten tanımadığımız o acılı veya kaybedilen kişi için değil de, daha çok, medyanın onunla ilgili yarattığı imaj için dökülür.

 

Suç olaylarıyla ilgili haberlere gelince: Suç haberleri oldum olası izleyicinin ilgisini çeker, bu yüzden suça ayrılan haber süreleri de artar durur. Ancak bu suç olaylarının arttığı anlamına gelmez. Gelmez ama izleyicide  suçun haber süresi değil de kendi artıyor gibi yanlış bir algı da otomatikman oluşur.

 

Medyanın bizi şartlandırmadığı, tam tersine onun bize arzuladığımızı veren bir iletişim kanalı olduğu tezi de ileri sürülebilir. Örneğin rating rekorları kırdığı için her ülkede değişik formatlarda da olsa yıllardır gösterimde olan “Biri bizi gözetliyor /Büyük Ağabey” tipi  “realite programları” acaba bu tezin   bir sonucu olarak mı medya tarafından temcit pilavı gibi bize sunulmuştur? (ve sunulmaktadır)

Karar sizin.

 

Ancak tartışılamıyacak bir gerçek de bu programların gençleri daha etik, daha ahlaki bireyler haline getirmediğidir. (Bakınız: Kıbrıs’ta  Aya Napayı “fetheden!” gençlerimiz!) Ama realite programına katılan çoğu marjinal bireyler bir anda şöhrete ve tabii arkasından da paraya kavuşuyorlar! Anlıyacağınız kazan kazan (win-win) olayı.

Medya kazanıyor ratingden, gençler kazanıyor ün ve akabinde paradan.

Kaybeden var mı ?

Evet , var. Koca bir toplum.

 

Medyanın maalesef ürkütücü bir  ürünü daha var. Kopya suçlar.

Yapısal bozukluğu olan ve bir an önce üne kavuşmak istiyen hasta ruhlar, zaman zaman TV’de prime time’da vurgulanarak gösterilen bazı katliamları seyredip kopya suça teşvik ediliyorlar. Maalesef bunlara giderek daha fazla rastlanıyor günümüzde.

 

Kafanızı yeterince karıştırdığıma göre kapanışa geçebilirim.

Yukarda medyanın olumsuzluklarını vurgulamaya çalıştım. Tabii ki, öte yandan topluma büyük faydaları da var. Gerçekleri ortaya çıkarmakta, yolsuzluklarla, sahtekarlıklarla savaşmakta, toplumu bilinçlendirmede.

 

Ancak şiddet olaylarını bu kadar vurgulamazlarsa, iyi haberleri de arada bir biraz serpiştirebilirlerse,  programlarında içeriği ve etik değerleri tamamen unutmazlarsa,  habercilik ve rating   amaçlarına karşın topluma karşı olan sorumluluklarını  daha iyi dengelemeye çalışırlarsa hepimiz daha güzel bir dünyayı paylaşabilir ve ancak o zaman “herşey daha güzel olacak” diyebiliriz.

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
İLETİŞİM

Tel: +972 36582936
Fax: +972 36573894

turkisrael@gmail.com

ADRES

Mohrey Sigariyot 7 Bat Yam - Israel

  • Facebook Social Icon
  • Instagram Social Icon
  • Google Places Social Icon
  • Twitter Social Icon
  • YouTube Social  Icon
İletişim ve faaliyetler hakkında bilgi almak için