“Felsefe popülizmi”, çürük elmalar – ve “dayenu!”

April 30, 2019

“Felsefe popülizmi”, çürük elmalar – ve “dayenu!”

Aslında, Pesah haftasını ailecek geçirdiğimiz Viyana’da yeniden balıklama atladığımız o engin kültür denizinden bazı judaic inciler çıkaracaktım bu günkü köşeme – ancak Yakup Barokas dostumun geçen haftaki “Böyle de İsrail düşmanlığı yapılmaz ki...” başlıklı eleştirisini okumuşken, konu ettiği gazete yazısına baktım ve onları izleyen bazı sosyal medya mesajlarını da görünce, bu gülünç gelişmelere kayıtsız kalamadım.

 

 

Anlaşılan, castrato’ların cinsel birleşme pozisyonları üzerine ahkâm kesmelerine veya birbirlerine belden aşağı fıkralar anlatıp katılarak gülmelerine benziyor bu “dostlar alış-verişte görsün” gazeteceliği ve köşe yazarlığı denemeleri! “Tarihten bir yaprak” türünde veya benzer ansiklopedik gazete/dergi bilgilerini zatan ciddiye alan entelektüel pek kimse yoktu – ne var ki, ellerinde bıçak, önlerinde füze rampası olan teröristler tarafından her bir yanı kuşatılmış İsrail topraklarından uzak diyarlarda “misafir” olanların, bu ülkenin halkları hakkında bilinçsizce bilgiçlik taslamaları artık acı acı güldürmüyor, neredeyse istifra ettiriyor!

 

 

Efendim, günümüzde herkez popülizm’den söz etmekte, bu yöntemi güdenlerden de yaka silkmektedir: Son olarak İspanya’daki sağcı-milliyetçi Vox partisinin seçim başarısı, artık alıştığımız İtalyan Movimento 5 Stelle girişimi veya Fransız Front National partisi, keza Viktor Orbán ve tabii ki Donald Trump gibi başkanlar - dahası, bir TV dizisinde oynadığı devlet başkanı rolüyle kendini milyonlara tanıtmış olduktan sonra, gerçek seçimleri büyük farkla kazanan komedyen Volodimir Zelensky’nin bu görevlere ne denli uygun oldukları hep soruluyor/sorgulanıyor... İzninizle burada da bir “anti(!) parantez” yapmadan edemiyorum - hani, son seçimlerde İsrail halkının, siyasi tecrübesinden kuşku duyduğu Benny Gantz’a “yesil ışık” yakmayı yeğlemedeğini acı bir hayranlıkla belirterek...

 

 

Peki, şimdi “popülizmin konumuzla ilgisi ne?” diye soracak olanlara, şu yanıtı vermek istiyorum: Sevgili Yakup’un sözünü ettiği o talihsiz (köşe?) yazı(sı?), kanımca bir çeşit felsefi popülizm’den başka bir şey değildir! Akademik bir ünvanı bulunduğunu öğrendiğim bu yazarımızın, malûm gazetede diğer bazı kalemşörlerin de “her derde deva” gördükleri gibi, galiba en iyi bildiği felsefeye başvurması gerçekten trajikomik oldu! Bu arada, 40 yıl önceki patronumun “Hiç bir b.ka yaramayan, politikacı olur!” nüktesi aklıma gelmişken, acaba bu yoruma “zamane filozof”ları da dahil edebilir miyiz diye düşünmedim değil. Her neyse – yukarıda sözünü ettiğim yazıda, hani o çok bilinen “little, little, in the middle” türünden bir karışık filozof çeşitlemesi sunulmakta: Donanımlı akademisyenimiz, sırasıyla Sartre, Hobbes, Descartes, Spinoza, Feuerbach, Camus, Valery ve Nitzsche’den cımbız ile ayıklayıp ortaya attığı bazı özdeyişlerinin ışığında, kendince Israil’in iç siyasetini irdeliyor, süregelen koalisyon görüşmelerinin gölgesinde... Ne var ki, bu yazı denemesinde nice yalan-yanlış bilgilere yer vermekte, ön yargılı yorumlarda, gerçek bir alt yapıdan yoksun çıkarımlarda bulunmaktadır, popilozofyaca!

 

 

Şimdi ben burada, bu evrensel düşünürlerin miyadlarını doldurmuş, hele –sevdiğim bir dostumun savladığı gibi– “tedavülden kalkmış” olduklarını söyleyemem - hümanist eğitimim buna izin vermez! Bundan öte, o akademisyenin yazıya döktüğü, kesinlikle accademia’dan yoksun olan ve gerçekten sakıncalı, ayrıca da çok utandırıcı bulduğum genelleştirici saptamalarını, İsrail toplumu hakkındaki bölük-pörçük bilgilerimle çürütmek bana düşmez - bunu Yakup yapmıştı zaten; belki sadece şu iki talihsiz çıkarımını yorumlayabilirim:

 

1) “Haham Kahane’nin müritleri...”ne yönelerek ”onlara göre, ‘kutsal topraklarda’ kendilerinin izni olmadan oturan suçludur” türündeki “suçlaması”nın yanı sıra, “Aynı etnik ve dinsel gruba ait olmayanların eşit hak talebinde bulunmaları da mümkün değildir” demesinin ardından “Bu hak onlara, hayal dünyalarının dehlizlerinde yarattıkları bir imgelem tarafından verilmiştir.” ile

2) “...tarihsel olarak içe kapanık, muhafazakâr bir Yahudiliği” arayan ve “fanatizmini kaçınılmaz bir şekilde narsisizmi ile besle(...)”yen grubu kastederek, “Muhtemelen Valéry’den haberi olmaksızın kan ve din bağını arayan fanatik-narsist kan dökmeyi kışkırtacaktır.” (burada keşke okurlara Paul Valéry’den “haber” verseydi!!)

 

 

İlk çıkarımın “açıklaması”(!) ile (hiç kuşku yok ki, kişisel bazda değişik oranlarda tapındığımız) Museviliği alenen küçümseyen yazara/yayımcısına, “böylesine oto-nefret dolu cümleler malûm gazeteye yakışıyor mu?” diye sormak gerekmez mi sizce?

 

 

İkinci örneğe gelince, ademisyenimiz bu yazı denemesinde “kan ve din bağını arayan fanatik-narsist”lerden söz ederken, her toplumda bulunan “çürük elmalar”ın acaba bilincinde miydi?!

 

                                                            “Ni(hili)etzsche”

Bu tatsız örnekleri burada kesmeden, söz konusu yazının sonunda yer alan ve “İsrail sağının ve tüm dünyanın fanatikleri için söylemiştir sanki” yakıştırmasıyla Friedrich Nietzsche’den aktarılan “Çöl büyüyor, lanet olsun buna göz yumana” tümcesine de değinmek gerekecektir: 1883’de yayımlanıp dilimize “Böyle Buyurdu Zerdüşt” çevirisiyle kazandırılmış başyapıtının 88/2. bölümünde bulunan, uzun yıllar önce Alman Lisesi’nde analizini yaptığımız “Die Wüste wächst: weh dem, der Wüsten birgt!” başlıklı şiiri, bu sıra dışı düşünürün özellikle Avrupa kültürü konusundaki nihilist yaklaşımına uygun olarak, o dönemde gözlemlediği(ni sandığı) düşsel “Verwüstung” (= tahribat) olgusunu konu ediniyor aslında...

 

 

Nietzsche’nin bu kötümserliğini paylaşmayanlar ise, sevgili Yakup’un geçen hafta belirttiği gibi, politik-a-kademisyenimizin “...fildişi kulelerde yaşadığı mekânından, veya bir dostumun” (ki o dost, bu satırların yazarıdır!) “tanımlaması ile ‘cafe filosofia’dan...” çıkıp, daha kolay anlaşılır, pragmatik gerçeklere bakmalı: İsrail halkı, 2000 yıl önce sürüldüğü ve “Also sprach Zarathustra”nın yayımlandığı tarihten bir yıl önce (1882: “birinci aliya”) geri dönmeye başladığı topraklarda o günden bugüne dek çölleri yeşertmeyi sürdürüyor - ve eğer oralarda doğmuş, Yahudi olmayanlar bu çabaya içtenlikle ortak olmak isterlerse, dayenu!...  

 

 

*****

 

Not: ”İtalik ve tırnak” içindeki bölümler,http://www.salom.com.tr/koseyazisi-110338-kutsal_topraklarda_yabanci_olmak.html yazısından alıntılardır

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
İLETİŞİM

Tel: +972 36582936
Fax: +972 36573894

turkisrael@gmail.com

ADRES

Mohrey Sigariyot 7 Bat Yam - Israel

  • Facebook Social Icon
  • Instagram Social Icon
  • Google Places Social Icon
  • Twitter Social Icon
  • YouTube Social  Icon
İletişim ve faaliyetler hakkında bilgi almak için