Hanuka ve topraktaki hazine

December 4, 2018

Bu yazım yayınlanıp siz okurlara ulaştığında tüm dünya Yahudileri Hanuka bayramını kutluyor olacağız. Güçsüzlerin kuvvetlilere, azınlığın çoğunluğa, dürüstlerin kötülere, ışığın karanlığa karşı zaferini simgeleyen bu bayramda sekiz gece boyunca Hanukiya’mızın mumları evlerimizi aydınlatacak.

 

 

Bayramlarda neşelenirken, bu neşeli günlerde artık aramızda olmayanları düşünüp hüzünleniriz de bir yandan. En azından ben öyleyim. “Avrupa Yahudiliğinin başına karabasan gibi inen İkinci Dünya Savaşı yıllarının zor koşullarında, temerküz kamplarındaki hayata tutunma mücadelelerinde, dindaşlarımız için Yahudi bayramları ne ifade ediyordu?” diye düşünürüm.

 

 

İnsanlık tarihinin en karanlık dönemlerinden birinde, Holokost yıllarında, dünyaya ışık getiren bir bayram olan Hanuka nasıl kutlanıyordu? Yahudi halkının, dini özgürlüklerini yeniden kazanmalarını sağlayan bir mucizeyi simgeleyen ve geleceğe yönelik iyimserlik yansıtan bu bayramı, Holokost dönemi koşullarında anımsamaları mümkün müydü? Bunlar hep beni üzen, içimi burkan sorular olmuştur.

 

 

Holokost yıllarında toplama ve ölüm kamplarındaki acımasız koşullara rağmen Yahudiler bayram geleneğini olabildiğince yerine getirmeye çaba gösterdiler. Örneğin Varşova gettosunda, yokluklar ve çaresizlikler içinde kutlanan Pesah bayramlarını o dönemden kalma siyah-beyaz eski fotoğraf karelerinden biliyoruz değil mi?

 

 

Bu konu ile ilgili olarak yıllar önce okuduğum ve beni çok etkileyen Rabbi Shmelke’nin Bergen Belsen’de Hanuka bayramı kutlaması öyküsünü sizlerle paylaşmak istiyorum. Zaman 1944 yılının Kislev ayı… Bergen Belsen temerküz kampında Rabbi Shmelke elinden geldiğince Yahudi tutuklulara umut vermeye, yaşama azimlerinin kaybolmamasına çalışıyor.

 

 

Kislev ayı başından beri rabbi, “Hanuka kutlamasını nasıl yaparım?” diye kara kara düşünüyor. Karşısına her çıkana; “Bize azıcık yağ bulabilir misin?”, “Mutfakta çalışan bir tanıdığınız var mı?” sorularını soruyordu. Aldığı yanıt da her zaman “Hayır…” oluyordu maalesef. Oysa Rabbi Shmelke azıcık yağ bulmak zorundaydı. Hanuka’nın ilk ışığını birkaç saniye bile olsa yakabilecek bir damlacık yağ bulsa yeterli olurdu.

 

 

Hanuka bayramından bir gün önce Rabbi Shmelke işteydi. Onun Bergen Belsen kampındaki “işi” barakalardan ölü bedenleri toplamaktı. Soğuk ve uzun geceler boyunca açlıktan, hastalıktan ranzalarında ölenler olduğunda rabbi’ye barakalara gidip ölü bedenleri toplama görevi verilirdi.

 

 

Yine görev başında barakalar arasında yürürken, Rabbi Shmelke’nin ayağı buzlu toprakta bir çukura takıldı, neredeyse düşüyordu. Ayağını çukurdan çekerken içinde bir şeyin gömülü olduğunu hissetti. Alman nöbetçi askerlerin ona bakmadığından iyice emin olduktan sonra içinde ne gizlendiğini görmek için çukura doğru eğildi. Elini çukura soktu ve küçücük bir kavanozu topraktan çıkardı. Kavanozun içinde ne vardı dersiniz? Evet bildiniz… Donmuş bir sıvı. Hanuka için gerektiği kadar yağ ve kâğıda sarılmış bir paket… Kâğıt ambalajı açtı, içinden sekiz minik fincan ile pamuktan yapılmış sekiz ince fitil çıktı…

 

 

 

Bu Hanukiya ile yağı, Yahudi bir tutuklunun donmuş araziye gömdüğü apaçık belliydi. Kimdi? Neredeydi? Başka bir kampa mı sevk edilmişti? Yoksa ölmüş veya öldürülmüş müydü? Ama Rabbi Shmelke bu hazineyi toprağa gömen Yahudi’nin halen hayatta olduğuna inanmak istedi. Yahudi tutuklular gün sonunda, yorgun argın akşam yoklamasının ardından barakalarına döndüklerinde ranzaların birinin üzerinde küçük bir Hanukiya’nın durduğunu gördüklerinde çok şaşırdılar.

 

 

Rabbi Shmelke Hanuka kutsamalarını söylerken ilk mumu yaktı. Bu minicik ışığın etrafına toplananlar, ateşin kapkaranlığa karşı mücadelesini sessizlik içinde izlediler. Bazılarının zayıf ve çökük çehrelerinde bir gülümseme belirdi, bazılarının feri sönmüş gözlerinden yaşlar boşaldı.

 

 

Rabbi Shmelke ölüm kamplarından canlı çıkabilen şanslı Yahudilerden biri oldu. Birkaç yıl sonra Birleşik Devletlere yaptığı bir seyahatte, eski ülkesinden tanıdığı Satmar (En geniş Hasidik grup) Rabbi Yoel Teitelbaum’a bir ziyarette bulundu. Sohbetleri sırasında Rabbi Teitelbaum kendisinin de Bergen Belsen’de tutuklu bulunduğunu anlattı.

 

 

Sevgili okurlar, şimdi bir mucize duymaya hazır olun… Bakın Rabbi Teitelbaum, Rabbi Shmelke’ye neler anlatmış…“21 Kislev’de Hanuka bayramından dört gün önce kurtarıldım. Kamptan kurtarılma planından haberim olmadığı için, ben önceden Hanuka için hazırlıklara başlamıştım. Kamptaki bazı Alman askerlerine verdiğim rüşvet karşılığında edindiğim yağı, fincanları ve fitilleri toprağa gömdüm. O günden beri de, benim küçük Hanukiya’mın kullanım şansı bulmadığı, toprağın derinliklerinde kaldığı düşüncesi benim içimi kemiren bir dert oldu.”

 

 

Rabbi Shmelke’nin yüzünde geniş bir gülümseme belirdi. Ve şöyle dedi: “Senin Hanukiya’n tabii ki kullanıldı. Yüzlerce Yahudi’yi içine gömüldükleri karanlıktan kurtardı, yansıttığı minicik ışık, aralarından bazılarının hayatta kalabilmelerine yardımcı oldu.”

 

 

Size anlattığım Bergen Belsen’de Hanuka öyküsü mucize değil de nedir sizce? Yahudilerin, kendilerini asimile etmeye, dinlerinden ve geleneklerinden uzaklaştırmaya çalışan güçlü Helenlere karşı mücadeleyi kazanmaları mucize değil miydi? Bet Amikdaş’da buldukları azıcık yağın 8 gün süresince yanabilmesi mucize değil miydi? Yüzyıllar boyu ezilen, pogromlarla, soykırımlarla yok edilmeye çalışılan Yahudi ulusunun günümüzde hala varlığını çoğalarak sürdürmesi, dünyanın en ileri ülkelerinden birine sahip olması mucize değil de nedir? Zekâsı, bilim ve teknoloji alanındaki buluşları ile dünyaya ışık saçması mucize değil de nedir?

 

 

İşte Hanuka ve Hanuka mucizesi bizlere küçücük bir ışığın hayatımızı karartan karanlıkları dağıtabileceğini öğretiyor. Evinizi aydınlatan Hanuka mumlarının yaşamınızdaki tüm karanlıkları yok etmesi dileği ile Hag Hanuka Sameah…

 

 

Not: Yazıda kullandığım fotoğraf, 1943 yılında Westerbork kampında Hanuka kutlamasında çekilmiş. Resimdeki kişilerin sağlıklı hali sizi şaşırtmasın, çünkü Westerbork bir transit kampıydı. Yani bir ara durak. Oradan kafileler halinde ölüm kamplarına sevk edilmekteydiler. Belki de hiçbiri savaşın sonlandığını görme şansını bulamamıştır.

 

 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
İLETİŞİM/ליצירת קשר
ADRES/כתובת 
İletişim ve faaliyetler hakkında bilgi almak için

לקבלת מידע אודות פעילויות ההתאחדות

לרישום / אימייל

 

Tel: +972 36582936
Fax: +972 36573894

+972 36582936:טל

   +972 36573894:פקס

turkisrael@gmail.com

Mohrey Sigariyot 7 Bat Yam - Israel

רחוב מוכרי הסיגריות 7 בתים, ישראל

  • Facebook Social Icon
  • Instagram Social Icon
  • Google Places Social Icon
  • Twitter Social Icon
  • YouTube Social  Icon