BDS’e İndirilen En Güzel Şamar: SODASTREAM


Yıl 2002. Aylardan Mart.

Yazıhanemde çalışırken içeriye satış müdürümüz Leon giriyor.

“Nechemia telefonda, Soda Club’dan… Bir ton daha siyah ABS ihtiyaçları varmış. Verebilir miyiz?”

Bilgisayara bakıyorum.

“Onları malsız bırakamayız. İki gün sonrasına bir çekleri var. Şimdilik 500 kg yollıyalım, çek ödenirse bir 500 kg daha yollarız. Sen artık durumu onları kırmadan uygun bir şekilde ambalajlarsın” diye cevap veriyorum.

Bir ton ABS’in fiyatı sadece 2000 dolar ve biz o günlerde Soda Club’a bu krediyi bile vermekten çekiniyoruz.

--------------

Suyu “sodalayan” bu ürün 1903 yılında Londra’da icat edilmiş. İngitereden sonra Avustralya, Yeni Zelanda ve Almanyada da pazarlanmış.

İsrael’e gelişi 1978 yılında. Yahudi asıllı işadamı Peter Weissburg tarafından pazarlanmaya başlanıyor. İngilteredeki üretici firmayla çıkan anlaşmazlık sonucu 1991 yılında İsrael’de bir tesis kuruluyor ve “Soda Club” adıyla üretim ve pazarlamasına geçiliyor.

İngilteredeki Sodastream şirketinin işlerinin kötüye gitmesi sonucu, 1998 yılında İsraelli Soda Club İngiliz şirketini 15,5 milyon sterling karşılığında satın alıyor. 2006 yılındaysa aynı durum Soda Club’ın, (yeni adıyla Sodastream), başına geliyor ve şirket satışa çıkartılıyor.

Şirketin potansyelini farkedip, onu 2007 yılında 6 milyon dolar karşılığında satın alan Fortissimo fonunun başındaki Yuval Kohen isimli işadamı. Sodastram’in başına şimdiki CEO’su Daniel Birnbaum getiriliyor.

Bu satınalmayla birlikte gerek yönetici kadro, gerekse ürünün çehresi değiştiriliyor.

Ürün, çevre dostu, sağlıklı ve üst seviye bir imaja kavuşturuluyor. Bu özellikleri sayesinde ve özellikle de ABD’de tarihinde görülmemiş bir popülariteye erişiyor. İngilizce tabiriyle, “The rest is history”, veya “gerisi tarih”.

2007 yılında 6 milyon dolara satın alınan şirket, 2011 senesinde Nasdaq’ta 370 milyon değerle halka açılıyor.

Sodastream’in ana üretim merkezi Kudüs yakınlarındaki, yeşil hattın dışındaki Mişur Adumim sanayi bölgesindeydi. Ve bu konumu itibariyle fabrika yüzlerce Filistinliye iş veriyordu. Ancak BDS şirketin “işgal edilmiş topraklarda” ki faaliyetleri nedeniyle dünya çapında malum etkili boykot faaliyetlerini hızlandırdı. Hatta markanın “yüzü” olan aktris Scarlett Johanson’u da ağır baskılar altında tuttu. Scarlett yılmadı ve şirkete bağlılığını sürdürdü.

Ne var ki şirket yönetimi, -bunu hiçbir zaman resmen açıklamadıysa da- bu baskılardan yıldı ve fabrikayı çok daha büyük ve verimli yeni şekliyle bir Bedevi yerleşim merkezi olan Negev’deki Rahat kasabası yakınlarına taşıdı. Bu kararla yüzlerce İsraelli Bedevi iş olanaklarına kavuştu. İşsiz kalan ve Mişur Adumim çevresinde oturan Filistinlilere ne mi oldu?

Sizi bilmem ama ben şahsen BDS’in onlara iş bulduğunu henüz duymadım!

Sodastream’in geçtiğimiz günlerde dünyanın en büyük içecek ve gıda şirketlerinden Pepsicoya 3,2 milyar dolara satılmasını ben şu başlıklarla değerlendirip bu mucizevi öyküyü sonlandırmak istiyorum.

  1. Bu ülkenin hitech dışında, low tech sanayiinde de söyliyecekleri var.

  2. En küçük spor toto bayii veya kiosktan en büyük holdinge kadar bir şirketin başarısını -veya başarısızlığını- tayin eden o şirketin yöneticileri, (başta), ve çalışanlarıdır.

  3. Para dışında da başarı değerleri/kriterleri mevcuttur. Çevre dostluğu ve karşıt görüşlü toplumları da beraber çalışıp yaşamaya teşvik bunlardan ikisi.

  4. Yıllarca Sodastream’i taciz eden BDS’e bundan güzel bir şamar indirilemezdi.