Burgazada – “örnek” ada!...

September 5, 2018

 

Yaz aylarının bir bölümünü geçirdiğimiz Burgaz’daki Adalar Su Sporları Kulübü’nde 30 Ağustos günü yapılan minikler yüzme yarışının katılımcıları mikrofondan tanıtılınca, çocukların arasında Aziz, Murat veya Burak’ın yanı sıra Konstantin, Aras, Mike, Melissa ve (torunum) Keren gibi isimleri (halen) duymaktan ne kadar hoşlandığımı bilemezsiniz! Burgazadası budur işte – ayrı kulvarlara rakip yüzücü olarak atlayan 5-6 yaşındaki çocuklar, farklı etnik/dini kökenlerine rağmen aynı kulüpte birlikte oynuyor, aileleri de 1.5 kilometre kare yüzölçümü olan aynı adada komşuluk/dostluklarını sürdürüyor... Bundan daha güzel bir şey olabilir mi? Antropologlar ile toplum ve siyaset bilimcilerinin bu birlikteliği incelemeleri, hakkında makale ve tezler yazmaları konusunda yıllardır çaba harcarım; keza yazılı ve görüntülü medyanın da yerküremizde bence örneği olmayan, huzur içinde bir arada bulunan bu çeşitliliği tüm dünyaya örnek olarak tanıtmaları gerekir – ne dersiniz?..

 

 

 

1990'da yayımladığı "İstanbul Rehberi"nin 257. sayfasında Murat Belge, İstanbul Adaları'nı "azınlık psikolojisine uyan bir mekân" olarak tanımlarken, parantez içinde "bu da anlaşılır bir şey elbette" açıklamasını getiriyor nedense!.. Dahası, birer yazlık beldesi olarak kullanılan bu adalarda 20. Yüzyılın sonlarına kadar bir tür "kast"laşmadan söz edilirdi. Gene Murat Belge'nin "İstanbul Rehberi"ne göz atıldığında, Kınalı'da Ermenilerin, Burgaz'da Rumların, Büyükada'da Yahudilerin "yoğunluk" oluşturdukları, Heybeli'de ise Türklerin "çoğunlukta" olduğu yakıştırması göze çarpıyor!

 

 

Günümüz İstanbul adalarında bu tür kategorik bir ayırım kalmadı... Geçmiş dönemlerden sarkan gruplaşmanın izleri henüz tam anlamıyla ortadan kalkmamış olsa dahi (ki bu olgu, daha ziyade Ermeni ailelerin çoğunlukta olduğu Kınalıada'da görülebilir), Adalar arasındaki bir "kastlaşma"dan bugün söz etmek pek mümkün değil...

 

 

Öte yandan, aralarında yaz ayları boyunca en kalabalık nüfusa ulaşan Büyükada'dan çok, Burgazadası'nda en belirgin biçimde göze çarpan son derece zengin bir etnik/dini çeşitlilikten söz edebiliriz. Türk Tarih Vakfı'nın bir zamanlar yayımladığı İstanbul Dergisi'nin Haziran 1998 sayısındaki "Müze-Kent İstanbul" dosyasına katkıda bulunduğum "Burgazadası: Bir Canlı Etnografik Müze" yazısında, bunca küçük bir adada özellikle yaz aylarında 20'yi aşkın etnik/dini halk topluluğunun dostça ve iç içe yaşadığının altını çizmiştim... Bu çeşitliliği sıralamak gerekirse, neredeyse her birinden şahsen tanıdığım ailelerin bulunduğu şu kümeler ortaya çıkar: Sünniler - Aleviler - Kürtler - Lazlar - Rum Ortodokslar - Ermeni Gregoryenler - Ermeni Latin Katolikler - Süryaniler - Keldaniler - Gürcüler - Aşkenaz Yahudileri - Sefarad Yahudileri - Karay Yahudileri - Levantenler - Bulgarlar - Makedonlar - Sırplar - Arnavutlar - Almanlar - Avusturyalılar. “Almanlar” derken – bunlar geçtiğimiz yüzyılın başlarında İstanbul’a gelip burada çalışmaya başlamış zanaatkârların, ardından bu topraklara yerleşip çoğunlukla kendi aralarında evlenen, Almanca konuşmayı sürdüren “Bosporus-Germanen” diye anılan torunlarıdır! “Avusturyalılar” ise, adanın tepesinde neredeyse yüz yıl önce inşa ettikleri iki ayrı köşkte yaz aylarını geçiren St.Georg Hastanesi rahibeleriyle aslen aynı ismi taşıyan Avusturya Lisesi’nin kurucuları olan Lazarist rahipleridir. Sanırım Makedonlar ve Karay Yahudileri’nin yanı sıra, bu iki küme sadece Burgaz’da bulunur! Adanın dört ayrı yerinde üç Rum Ortodoks ve bir Katolik kilisesi ile birer sinagog, cemevi ve cami vardır ki, zaman zaman çan ve ezan sesleri birbirine karışır...

 

 

Dünyada eşine rastlanamayan böylesine ilginç bir kültürler yumağına parmak basacak ve değişik söyleşiler içerecek bir belgesel ile Türkiye’yi dünyaya tanıtmayı amaçladığım o yıllarda bu olgu hakkında makaleler yazmayı sürdürüyor  (örneğin http://www.radikal.com.tr/radikal2/adalarda-cok-kulturluluk-var-mi-871718/ ) ve Almanya, ABD ile İsrail gazetelerinde yazdırmayı (örneğin https://www.csmonitor.com/2005/0728/p07s01-woeu.html ) özendiriyordum. Bu çabalar sonuç verdi ve neticede  belgeselci Nedim Hazar ile 2005’de “Yakın Ada, Uzak Ada - Burgazada”nın çekimini gerçekleştirdik (50 dakikalık bu yarı belgesel / yarı kurgusal filmi izlemek isteyenlere https://www.youtube.com/watch?v=s4O7FanMBeU; oluşumu hakkında ise Celal Başlangıç’ın yazısı için http://www.radikal.com.tr/turkiye/bir-ada-dolusu-dostluk-758348/ link’lerini öneririm).

 

 

İşte, çok kültürlü Osmanlı’nın arta kalmış bir tortusunu, geçmiş yüzyıllar İstanbul’un bir çeşit “minyatür”ünü bugün halen Burgazadası’nda görebiliyoruz – ve umudumuz,  bu örnekten hareketle tüm ülkede benzer bir beraberlik ve (hiç haz edemediğim “hoşgörü” sözcüğünü kullanmaksızın – kim, kimi ve neden “hoş” görüyor ki?!) karşılıklı anlayış ve saygı sürebilsin!

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
İLETİŞİM

Tel: +972 36582936
Fax: +972 36573894

turkisrael@gmail.com

ADRES

Mohrey Sigariyot 7 Bat Yam - Israel

  • Facebook Social Icon
  • Instagram Social Icon
  • Google Places Social Icon
  • Twitter Social Icon
  • YouTube Social  Icon
İletişim ve faaliyetler hakkında bilgi almak için