Tanrı’nın gelecek yıl için herkesin kaderini kararlaştırdığı gün: ROŞ AŞANA


Bu yıl 9 Eylül Pazar akşamı başlayacak olan Roş Aşana, herkes için, kendi hayatında maddi ve manevi güzel, tatlı ve iyi yeni bir dönemin başlayacağı umudunu ve dualarını taşır. Roş Aşana gelenekleri, dualarda vurgulanan kavramlar, bayramda yapılması gereken mitsvalar ve Roş Aşana’ya dair bilmeniz gereken her şey.

Elul ayında başlayan kendine dönüş, hayatın gözden geçirilmesi, iç hesaplaşma devam ederken, Roş Aşana’da da bizi ve etrafımızı daha iyiye götüreceğine inandığımız yeni kararlar, yeni umutlar ve yeni duygular ile yepyeni bir yıla başlarız. Şofar Sesi ile Anılma Günü - Zihron Terua, Şofar Çalınma Günü - Yom Terua, Yargı Günü - Yom A-din,Hatırlama Günü - Yom A-Zikaron, Dünyanın Yaratıldığı Gün - Yom Arat Olam gibi farklı isimlerle anılan Yılın Başı - Roş Aşana’da insanoğlunun yaradılışını kutlarız.

Roş Aşana, Yaradılış’ın altıncı gününde, Tanrı’nın “… İnsan yapalım…” (Bereşit 1:26) dediği gündür. Yaratılış’ın başka hiçbir yerinde Tanrı “yapalım” veya “yaratalım” tarzı çoğul bir ifade kullanmaz. Tanrı neden özellikle insanın yaratılışında bir ortak arayışındadır? Tanrı burada kimin iştirakini istemektedir?

Baal Şem Tov, insan dışındaki diğer bütün canlıların ‘tamamlanmış’ halde yaratıldıklarını anlatır. Hayvanlar, istekleri doğrultusunda kendilerini geliştirme yeteneğine sahip değildir. Tırtılın kelebeğe dönüşmesi, bu değişim, onların genlerinde programlanmış olduğu için mümkündür. Kendi isteği ve çabasıyla, yaradılışta olduğundan farklı bir hale gelebilme becerisi sadece insana verilmiştir. İyov, insanın dünyaya vahşi bir hayvan, bir katır dürtüleriyle geldiğini söyler (İyov 11:12) ve bu insan, ancak kendi hür iradesi ve çabasıyla bu hayvansal dürtülerini aşıp, onların üzerinde yükselerek spiritüelliği de olan bir varlığa dönüşebilir. Eğer Tanrı insanı doğuştan spiritüel (tinsel) bir canlı olarak yaratsaydı, insan, insan değil, melek olarak yaratılmış olurdu. Melekler, spiritüel varlıklar olarak yaratılırlar, ama insan, kendi çabası ile spiritüel, daha doğrusu fiziksellikle spiritüelliği dengeleyebilen bir varlığa dönüşmelidir.

Rabbi Abraham Twerski bunu şöyle yorumlar: “Bu yüzden Tanrı insanın, kendi yaratılışına ortak olmasını istemiş ve buna bağlı olarak insana ‘…insan yapalım’ demiştir. Her birimiz, kendimizi geliştirerek yaratılışımızın tamamlanması süreciyle Tanrı’nın ortaklarıyız.”

Tanrı’nın Kendi Görüntüsünde ve Benzeyişinde yarattığı ‘insan’ olmayı hak edebilmek, ancak kişinin günlük hayatının her alanındaki davranışlarını yüceltip, yükseltip, ‘insan olma, adam olma’ kalitesine ulaşabilecek şekilde kutsallaştırmasıyla mümkün olabilir.

Sadece Şabat, bayramlar ve özel günlerin uygulamalarını değil, her günü, yaşadığımız her anı, yaptığımız her şeyi yüceltip kutsallaştırarak Tanrı’nın yaradılıştaki ortağı olabiliriz.

Bunun nasıl ve ne şekilde mümkün olabileceği, tüm detayları ile hayatın her alanına uygulanabilen, Tanrı’nın Sözleri; çocuklarının iyiliği, refahı ve bu dünyayı Tanrı’nın Varlığı’nı barındıracak bir hale getirebilmeleri için vermiş olduğu Tora ve mitsvalarda mevcuttur.

ROŞ AŞANA DEYiNCE

Roş Aşana dualarında vurgulanan ana kavramlar

R. David Aaron’un belirttiği gibi, Roş Aşana dualarında Malhuyot – Krallık, Zihronot – Hatırlama, Şofarot - Şofar sesleri kavramları vurgulanır.

“Malhiyot, Tanrı’nın Kral, bizim Kral’ımız olduğunun ve her şeye hâkim olduğunun, çünkü bütün dünyayı ve bizi O’nun yarattığının bilincinde olmaktır. Dünya, Tanrı’nın Krallığı, bizler de O’nun halkıyız.

Tanrı Kral olmasına ve bizim, O’nun karşısında kendimizi ufacık ve önemsiz hissetmemize rağmen, Zihronot bize Tanrı’nın gözünde önemli olduğumuzu hatırlatır. O, bizi hatırlar ve bize göz kulak olur. Tanrı, bizim her yaptığımızı kaydeder, çünkü her bir kişi, O’nun için mühim, anlamlı ve kayda değerdir. Zihronot, Tanrı’nın bizi her an hatırladığını ve hiçbir zaman unutmadığını teyit eder. Hayatımızın bazı dönemlerinde Tanrı bizi unutmuş gibi hissetsek bile, bu sadece bizim bakış açımızdan öyle görünür. Tanrı her zaman bizi hatırlar, bizi kollar ve bize önem verir.

Şofarot, Sina Dağında Tora verilirken duyulan şofar seslerini kasteder. Şofarot, Tanrı’nın bizi sevdiğine ve bize önem verdiğine olan inancımızı ifade eder. Aynı zamanda Tanrı’nın bize Tora ve mitsvaları, O’nu nasıl sevebileceğimizi ve bu dünyada O’nun Varlığı’nı nasıl görülür hale getirebileceğimizin yollarını göstermek için verdiğini tasdikler. Mitsvalar yoluyla Tanrı’yı, O’nun istediği şekilde sevebilir ve O’na bağlanabiliriz.”

Başka bir yoruma göre, şofar sesi, Tanrı’nın bizi yargılamasının başladığını haber verir.

Yargı günü Roş Aşana’da açılan kitaplar

Yahudi inanışına göre, Roş Aşana yargı günüdür. Herkesin gelecek yıl için kaderini, Tanrı Roş Aşana’da kararlaştırır. Roş Aşana’da, Tanrı’nın önünde üç kitap açılır. Biri dürüst ve erdemli kişiler için, biri günah işlemeye devam eden ve bu yolu terk etmeye niyeti olmayanlar için, biri de bu ikisinin arasında kalan ortalar ‘benonim’ için. Dürüst ve erdemli kişiler hemen ‘Yaşam Kitabı’na yazılırlar. Günahlarından dönmeye niyet etmeyip Tanrı’ya uzaklaşmaya devam edenler de hemen ‘Ölüm Kitabı’na yazılır. Arada kalan ‘ortalar’ hakkındaki karar ise, Yom Kipur’a kadar ertelenir. Roş Aşana ile başlayıp Yom Kipur ile sona eren ‘Aseret Yeme Teşuva /On Pişmanlık Günü’nün sonunda Tanrı, bu arada kalanlar hakkında kararını belirler. O yüzden Yahudiler bu on gün boyunca geçmiş senenin muhakemesini yapar, işledikleri günahlar için Tanrı’dan samimiyetle af diler ve Tanrı’nın kendilerini ‘Yaşam Kitabı’na yazmasını umut eder.

Yaşam Kitabı, sadece yaşanılan günlerin uzunluğu değil, yaşanılan günlerin kalitesi anlamını da taşır; hayatın nimetleri, mutluluk, sağlık, maddi güvence, rahatlık vb gibi… Ölüm kitabı ise dert, acı, hastalık, yoksulluk, mücadele dolu bir yıl anlamını da taşır.

Teşuva Tanrı’ya dönüş

Yapılan hatalardan pişmanlık duyup, iyiye dönüş ve değişme isteğine ‘teşuva’ adı verilir. Bu kelime, Tanrı’ya/saf benliğe dönüş anlamını taşır. Teşuva, her zaman değerlidir. Fakat Roş Aş