Bakmak mı görmek mi?


Tora'da Şelah Leha peraşasında, Yisrael toprakları ile ilgili her bir kabilenin temsilci göndererek bir araştırma yaptığını okumaktayız. Moşe Rabenu ‘nun gözlemcilere “Uritem et aarets “ toprağı göreceksiniz diye görevlerini açıklamaktadır. Toranın bir başka bölümünde “tsitsit” ile ilgili olarak da yine aynı şekilde yazılmış “Uritem oto “ onu göreceksiniz denmiştir. Toranın bu farklı iki bölümünde aynı şekilde, göreceksiniz demesi bir tesadüf değildir. Bu nedenle öncelikle tsitsit mitsvasını birlikte anlamaya çalışalım.

Tsitsit dört köşesi olan giysilere taktığımız iplerdir. Dua sırasında üzerimize attığımız “tallit “isimli şal dört köşeye sahip olduğu için uçlarında bu iplere sahiptir. Aynı şekilde bütün gün bu mitsvayi yerine getirmek için “ tallit katan “ giysilerin altına giyilen dört köşeli giysinin de yine uçlarında bu ipler vardır. Tsitsit ipliklerinden bir tanesi “tehelet “ adını verdiğimiz mavi renktedir. Tehelet, denizi, deniz gökyüzünü ve gökyüzü de bizlere Tanrı’nın oturduğu yeri “kise hakavod “u ve bu şekilde Tanrı’nın bize verdiği emirleri hatırlatır. Doğada her rengin karşılığı olan bir sayı vardır. Tehelet renginin de karşılığı 613 sayısıdır. Yapmamız gèreken, Tanrı’nın bize vermiş olduğu emirlerin toplam sayısı da ne tesadüftür ki 613 tür.Tsitsit, bir insanın gözlerinin gördüğünden çok daha ötesi olduğunu öğretmektedir. Görülen basit mavi bir ipliğin ötesinde Tanrı’nın emirlerini, gözümün önünde tutmamız için bir hatırlatmadır.

Gözlemcilerden de Israel topraklarını görmeleri istenmiştir. Gördükleri sadece bakmakla yetindikleri, ön yargılı yaklaştıkları, olumsuz bir manzaraydı. Tanrının ilahi varlığını, gördüklerinin ardında saklanan gerçeği göremediler yada bir başka görüşe göre görmek istemediler. Hahamlarımız insan doğasının görme eylemini diğer canlılara göre daha farklı bir potansiyelde kullanabileceğini öğretir. Bunun tek bir şartı vardır “bakmakla yetinmeyip aynı zamanda görmekle “ çünkü görmek istemeyen kadar kör biri yoktur. Gözlemciler aynı zamanda bulundukları kabilelerde liderlik konumunda bulunan kişilerdi. Erets israel ‘e girdiklerinde sahip oldukları statüleri kaybetme korkusu yaşıyorlardı. Belki de bu nedenle görmeyi reddettiler ve bakmakla yetindiler.

Casusların gönderilmesi halkın isteğine bağlı bir eylemdi. Normal şartlarda hediye vermek isteyen birine casus gönderip hediyenin ne olduğunu araştırma gereği hissetmezken, Tanrı’nın hediyesi olan Israel toprakları hakkında, halk bilgi toplamak ister. Geri dönüşlerinde anlattıklarına üzülen ve boş yere ağladıkları bu günün tarihi ise 9 Àv dır. Yahudi tarihinin en acı olaylarının yaşandığı bu tarihin temeli malesef görmek yerine bakmakla yetinenlerdir.

Bizler de her olayda, her insanda iyiyi bulmaya çalışarak, Tanrı’nın varlığını her koşulda görmeyi deneyerek bu yanlışı düzeltebiliriz. Amacımız iyiyi aramak, iyiyi görmek ve ağzımızdan sadece iyiyi çıkarmak olsun. Hodeş Tamuz tov umevorah !

Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square