Theodor Herzl – bu kez Yafo’da!...

June 14, 2018

                                                                                                   

Bundan iki ay kadar önce bu köşede Theodor Herzl’in 1902’de yayımlanmış “Altneuland” (“Eski-yeni Ülke”)  kitabı hakkında iki yazım çıkmıştı. Anımsayanlar olur, bilim-kurgu türüne yaklaşan bu roman, yazarı tarafınca “bir masal” olarak da adlandırıldı... Okurlarını 1923 yılına taşıyan olayların yer aldığı ülke, Yahudi ile Arap halklarının barış içinde bir arada yaşadığı, açıkça anılmamakla birlikte Osmanlı olduğu tahmin edilebilecek büyük bir imparatorluğun parçasıdır. Burada din ve devlet işleri tümden ayrılmış olup ülkeyi laik teknokratlar yönetirken, kadınlara eşit haklar tanınmış. Yoğun demiryolu ağları Yafo ile Kahire ve Şam kentlerini birbirine bağlarken, tarım için geniş sulama projeleri geliştirilmişti. Dahası, Akdeniz ile Ölü Deniz’in arasını bağlayan kanal, neredeyse sınırsız derecede elektrik enerjisi üretiyordu...

 

 

3 Mayıs ile 2 Haziran arasında yer alan Uluslararası Yafo Tiyatro Festivali’nde izlediğimiz, İsrail’in önde gelen sahnelerinden Gesher Tiyatrosu’nun son yapımı olan Herzl Said oyunu, işte bu konuları tarihsel eleştiri, kabare ve müzikal öğelerini içeren dört dörtlük bir seyirlik olarak karşımıza çıktı!

 

 

1970’lerde SSCB’nin yükselen tiyatro yıldızlarından olmakla birlikte, kırklı yaşlarında aliya yapıp 1991 yılında Gesher’i kuran Yevgeny Arye’nin yönettiği ve aynı tiyatronun gedikli yazarlarından Roy Hen’in kaleme aldığı bu eğitici komedi, Theodor Herzl’in 1949’da tabutundan çıkıp, daha yeni kurulmuş İsrail devletinin gerçekleriyle karşılaşmasını konu alıyor.

 

 

 

Uluslararası Siyonizm’in bayraktarı, 1860 Budapeşte doğumlu Herzl, rüyasını kurduğu –ve en önemli kitabına adını da verdiği– “Yahudi Devleti”nin doğuşunu görememişti... 1904 yılında Viyana’da öldükten 45 yıl sonra naaşı Kudüs’e aktarılarak, adıyla anılacak tepede inşa edilen mütevazi bir gömüte taşındı.  Oyunumuz, o tarihi anda başlıyor! Yapılan ilk tören denemesinde “Kadiş” duasının yanlışlıkla tersten okunmaya başlanması sonucu tabutun kapağın birden açılır ve frak ile silindir şapkalı, kanlı-canlı bir Theodor Herzl, yanıbaşında saygı duruşuna girmiş asker, haham ve kibbutzniklerin yanına gelir!    

 

 

45 yıllık bir “zaman tüneli”nden çıkan Herzl, Viyana’dan nereye savrulduğunu anlamıyor, başta Yahudilere verilmesi düşünülen Uganda’da olduğunu düşünüyor; her halükârda oldukça “değişik” bir ülkede olduğunu algılıyor! Önce İsrail bayrağını garipsiyor, sonra askerlere takılıyor, kibbutznik’in kız arkadaşı ile flört etmeye yelteniyor – ve tüm bunların ardından, oraya toplanmış halk temsilcilerine “Eski-yeni Ülke”deki yaşamı, bu romanı yazmakla anlatmak istediklerini göstermek için bazı bölümlerini hemen orada bizzat onlarla sahnelemek istediğini belirtiyor. Derken, sahnenin sol tarafında küçük bir tiyatro sahnesi beliriyor ve Herzl’in rejisinde haham, asker ve kibbutz ahalisi, düşsel 1923 döneminin halkını canlandırmaya başlıyor, zaman zaman ise sahnedeki “sahne”nin dışına çıkarak, 1949’un bazı acı gerçekleriyle de yüzleştiriyorlar bizleri! Bu bağlamda izlediğimiz “oyun içindeki oyun” ile bazı ince eleştirileri de gözden kaçırmıyor, rüya ve gerçekler arasıda gidip geliyoruz...

 

 

Bu son ikileme bir örnek vermek gerekirse, Altneuland’dan oyuna neredeyse aynı sözcüklerle aktarılmış olan şu diyalogu gösterebiliriz: Öykünün geçtiği topraklarda doğmuş ve Almanya’da eğitim gördükten sonra ülkenin ileri gelenleri arasında yerini almış Reşid Bey, Hristiyan/Alman bir ziyaretçinin “Buradaki yerli halk, Yahudilerin gelmesiyle zarar görmüş ve yurtlarını terk etmek durumunda kalmış mıydı?” sorusunu “Onların gelmesi hepimiz için büyük bir nimet sayılır...” şeklinde yanıtlarken, gerekçesini de şöyle açıklar: “Toprağı olanlar, bunu Yahudi toplumuna yüksek fiyatlardan satabildi. Ancak toprak sahibi olmayanlar da kazandı, zira onlara bu yeni ülkede çalışarak refaha kavuşmak olanakları doğdu...”

 

 

Oyunu yukarıda “dört dörtlük” olarak adlandırmamın nedenleri gerçekten dört yönlüdür! Bunların ilki, Roy Hen’in kaleminden gelme son derece zeki diyalogların yarattığı güldürü öğesiyle, roman ile gerçek arasında bu topraklarda gelişen tarihsel diyalektiğin peyderpey ortaya çıkarılmasıdır. İkincisi, sahnedeki “sahne” ile dışarıya taşan, antik bir araba ile yapılan Tiberias Gölü gezintisi ve benzeri devinimlerin altını çizen başarılı ışık, sahne ve giysi tasarımları eşliğinde Yevgeny Arye’nin kucaklayıcı yönetimi olsa gerek... Bir diğeri, bu ustalıklı reji çalışmasına sinerji sağlayarak nice değişik roller üstlenen (sadece!) altı kişilik oyuncu grubunun yanı sıra Herzl’i başarıyla canlandıran, salt Gesher’in değil İsrail’in sahne yıldızlarından Gilad Kletter. Ve –unutmadan– dördüncüsü, başta Ruth Rasyuk ile Henry David’in minimalist bir koreografi eşliğinde ustalıkla söyledikleri, aralarında Naomi Shemer’den Beatles’a kadar uzanan sevilen melodilerine gene Roy Hen’in sözlerini eşleştirildiği kabare türündeki şarkılar...   

 

 

 “Yiddishe hohma”dan kaynaklanan Yahudi mizahından nice parlak örnekler taşıyan oyun, bu mizahın en belirgin özelliğini oluşturan özeleştiriye büyük yer vermekle, Maariv gazetesinin “A fascinating performance that allows the audience to dream about a better future." şeklindeki doğru tanımlamasını da haklı çıkarıyor.

 

 

Theodor Herzl, ilk basımı 1902’de yapılmış ve bazı yönleriyle gerçekten bir masalı andıran Altneuland romanının kapağına, “İsterseniz, bu bir masal olmaktan çıkar...” ibaresini koymuş, kitabın son sözünde ise “...ancak istemiyorsanız, size anlattıklarım bir masal olarak kalır...” saptamasını getirerek, konuyu şöyle bağlamıştı: “Rüyalar, eylemlerden zannedildiği kadar uzak değildir. Insanoğlunun tüm yaptıkları daha önce bir rüya idi, daha sonra da bir rüya haline gelir...” Son sahnede yeniden tabutuna giren Herzl’e aynı sözleri söyleten Roy Hen, izleyicileri bu önemli ikilem ile evlerine gönderiyor!

 

Oyunu izlemek üzere Gesher’in salonuna girdiğimizde, o akşamını Yafo Festivali’ne adamış yüzlerce çocuğa/gence rastladık. Belli ki yaşları 12/13 ile 15/16 arası değişen bu ortaokul öğrencileri, değişik grupların başını çeken öğretmenleriyle oyunu topluca izlemeye gelmişlerdi – ve sahnedeki olaylar karşısındaki tepkilerinden anladığım kadarıyla, romanının konusunu biliyor gibiydiler! İşte, İsrail halkına tiyatro keyfinin nasıl genç yaşta aşılandığının canlı bir kanıtı... 

 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
İLETİŞİM/ליצירת קשר
ADRES/כתובת 
İletişim ve faaliyetler hakkında bilgi almak için

לקבלת מידע אודות פעילויות ההתאחדות

לרישום / אימייל

 

Tel: +972 36582936
Fax: +972 36573894

+972 36582936:טל

   +972 36573894:פקס

turkisrael@gmail.com

Mohrey Sigariyot 7 Bat Yam - Israel

רחוב מוכרי הסיגריות 7 בתים, ישראל

  • Facebook Social Icon
  • Instagram Social Icon
  • Google Places Social Icon
  • Twitter Social Icon
  • YouTube Social  Icon