Geniş  zamanlara  hasret kalınca…

May 30, 2018

 

 

  

Merhaba sevgili okurlarım;

On beş gün göz açıp kapatıncaya kadar geçti, yine birlikteyiz. Geçtiğimiz haftalar yine dolu dolu geçti. İnanır mısınız, bu ülkeye aliyah yaptığım günden beri şöyle geniş bir zaman bulamadım kendime Aralık ayından bu yana topu topu yedi tane kitap okuyabildim. O da geceleri yatakta gece lambasıyla. Ben ömrümde bu kadar yoğun yaşamamıştım. Haftada üç kere başköşede ulpan var. Sonra eve gelince ha babam ders yap. Arada torunlardan biri hastalanıveriyor. Bu hafta her gün ulpandan çıkıp büyük oğlumun evindeydik. Hatta bu satırları bile onun evinde yazmaya başladım. Neyse tatlı kızım Maya iyileşti yarın okuluna gidebilecek. Bu arada en büyük torunum Guy bana derslerimde yardımcı oluyor. O kadar zevkli ki anlatamam. Benim bebeğim büyüdü ve bana İbranice’de yardım ediyor. İyi İbranice konuşmak için pratik yapmak şart ama, etrafımızdaki herkes Türkçe biliyor. Eski ve yeni dostlarımızın hepsi İstanbullu. Bundan yakındığımı sanmayın. Hepsi de bizi aralarına sevgiyle aldılar. Üye olduğumuz derneklerde de Türkçe konuşuluyor. Biz de okul ve televizyondaki Hadaşot (Haberler) ile idare ediyoruz.

 

Geçtiğimiz cumartesi günü İtahdut  Yotsei  Turkiya’nın düzenlediği Golan gezisine katıldık. Yine harika bir organizasyonla, önce Golan’da bulunan bir kiraz bahçesine gittik. Ağaçlardan öbek öbek sarkan kirazlar o kadar kırmızı ve lezzetliydi ki, kendimi çocuk gibi hissettim. Ben şehir çocuğuyum. Belki inanmayacaksınız ama ben kirazı her zaman manav tezgâhında gördüm. İlk defa dalından koparıp ağzıma attım. Yemeye doyamadım. Bir sepet doldurup satın aldım. Tabiat muhteşem bir şey… Şehirde yaşamak aslında çok yavan…

 

 

Kiraz bahçelerinden sonraki durak, 1967 de gerçekleşen 6 Gün Savaşı’nın en sıcak bölgelerinden biri olan Bental Tepesi’ydi. Bu tepede en zorlu çarpışmalar geçmiş. O dönemde kazılan hendekler, sığınaklar ve istihkamlar, 51 yıl sonra hala aynen korunuyor. Bir zamanlar Suriye’ye ait olan o bölge bu gün İsrael’in. Etrafta madeni, tek boyutlu silahlı  asker heykelleri var. Uzaktan bakınca hakiki gibi duruyor. Rehberimiz Ezra Bahar, oradayken bizlere ünlü Mossad ajanı Eli Cohen’in hazin öyküsünü anlattı. Suriye’ de edindiği dostluklar sonucu elde ettiği gizli sırları 3 yıl boyunca İsrael’e aktardıktan sonra, sonunda deşifre oldu ve onu Şam’ın şehir merkezinde idam ettiler. Eli Cohen’in verdiği bilgilerin eşliğinde girişilen Golan Savaşı,  İsrael’in zaferiyle sonuçlandı. İnanıyorum ki Eli Cohen’in adını ve yaptıklarını bilmeyenler pek azdır. Ama karısı Nadya’ya yazdığı veda mektubunu Ezra bizlere okurken, gözyaşlarımı tutamadım. Yahudi ulusunun selameti için ne güneşlerin battığını düşündükçe, daha fazla kıymet bilip, böylesi değerli kişilere sahip olduğumuz için övünç duymalıyız. İYT’nin bu gezileri hiç bıkmadan düzenlemeye devam etmesini içtenlikle diliyorum.

 

Şimdi de taze taze en son gittiğimiz konseri anlatmak istiyorum. Eve geri döndükten sonra bu satırları eklemeden yazıma son vermek istemedim. Bu akşam Tel Aviv’deki Bronfman Oditoryumu’nda muhteşem bir piyano konseri dinledik. “Bel Suono-Piano Magic Show” gerçekten de adı gibi sihirliydi. Üç genç ve çok yakışıklı Rus piyanist, bir bas gitar, bateri ve dijital klavye eşliğinde inanılmaz güzellikte bir konser verdiler. En önemli klasik müzik bestecilerinin, en güzel eserlerini çağıldayan sular gibi icra ettiler, Müzikleri o denli güzel ve etkileyiciydi ki, sonunda benim gözlerimden mutluluk gözyaşları akmaya başladı. Sanat ne kadar muhteşem bir şey, ne kadar kutsal bir şey… Benim için piyanonun tuşlarında Tanrı’nın elleri uçuşuyordu. Tanrı’nın yarattığı her şeyde, Tanrı’nın kendisini görüyoruz aslında ama biz farkında değiliz. Esasında biz Tanrı’yız, Tanrı da biziz. Bizler onun iz düşümleriyiz. Kirazlar, savaş, casus, idam, ardından konser ve nihayetinde yine yazının sonuna geldik. Eh biraz felsefe de cabası oldu. Her zaman iyide ve güzelde buluşmayı diliyorum. Lehitraot!..

Adam fısıldadı:

“Tanrım konuş benimle.”

Ve bir kuş cıvıldadı ağaçta.

Ama adam duymadı.

Sonra adam bağırdı:

“Tanrım konuş benimle.”

Ve gökyüzünde şimşek çaktı.

Ama adam dinlemedi onu.

Adam etrafına bakındı ve

“Tanrım seni görmeme izin ver” dedi

Ve bir yıldız parladı gökyüzünde.

Ama adam farkına varmadı.

Ve yüksek sesle haykırdı:

“Tanrım bana bir mucize göster”

Ve bir bebek doğdu bir yerlerde.

Ama adam bunu bilemedi.

Sonra çaresizlik içinde sızlandı:

“Dokun bana Tanrım ve burada

olduğunu anlamamı sağla, ne olur!”

Bir kelebek kondu adamın omuzuna.

Ve adam kelebeği elinin

Tersiyle uzaklaştırdı…

                    Halil Cibran

 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
İLETİŞİM

Tel: +972 36582936
Fax: +972 36573894

turkisrael@gmail.com

ADRES

Mohrey Sigariyot 7 Bat Yam - Israel

  • Facebook Social Icon
  • Instagram Social Icon
  • Google Places Social Icon
  • Twitter Social Icon
  • YouTube Social  Icon
İletişim ve faaliyetler hakkında bilgi almak için